KENDİM VE İZLENİMLERİM
Yayınlanma Tarihi: Salı, 21 Nisan 2015
FAHRİYE ÇITAKLI
 KENDİM VE İZLENİMLERİM

 

   

Hukukun, adaletin, devletlerin, sistemin, ahlakın, erdemlerin, popüler düşüncelerin yerine vicdanını dinleyen biriyim.. Başkalarını umursamayı, kendimi küçümsemek olarak görürüm.

   

Toplum sessiz kalmayı, etliye sütlüye bulaşmamamı öğretti bana, ama kötü bir öğretmendi, anlayamadım, sindiremedim çünkü bana göre, kötüler cesaretlerini iyilerin sessizliğinden alırlar.

   

Toplum susmanı ister ama susmanı bile yanlış anlar. Ben genelde susmam. Konuşmak, fikir sahibi olduğumu gösterir çünkü.

    

Bazen fikir ayrılıklarım Mevlana ile bile olur. Mesela 'Cahilin karşısında bir kitap gibi sessiz ol' cümlesi, bana karşındakini küçümsemek gibi gelir. Şimdiye kadar hiç kimseyi cahil olarak görmedim. Bilmediğini fark ettiysem, benim bilmediklerimi de o biliyordur diye, ondan faydalanmaya çalıştım. Hiçbir zaman da bu konuda yanılmadım... Konuşmanın, anlaşmanın kıymetini başkalarını daha çok dinlerken anladım. Kısacası, sohbet etmeyi seven biriyim.

       

Isıtıldığında sıcağa ve ölüme tepki göstermeyen kurbağa ile, çevre kirlenmesine duyarsız kalan insanoğlu arasında fark görmeyen,  kendi dünyasını gerçek dünyadan daha değerli tutan,  savaş karşıtı, doğa aşığı, fikirlerine düşkün  biri olarak yaşıyorum. Bolca gözlem yapmaya çalışıyorum. İzliyorum  görünenin arkasını  görmeye çalışıyorum.

 

Sokaklarda “tek başıma” dolaşırken yanımdan “yalnız başına” dolaşan insanlar geçer. Ruhları yorgunluktan bitap düşmüş yalnız kalmış insanlar. Otuz, kırk, elli yaşında görünüp yetmiş yaşında olan insanlar. 

    

Neler düşündüklerini düşünürüm. Hayalleri neydi bu insanların? Hangi hayat şartı çaldı ellerinden hayallerini. Ya da neden hayallerine ellerini uzatıp uzanmadıkları, bunun için neden çabalamadıkları geçer aklımdan. Neden seyretmeyi tercih etmiş olabileceklerini düşünürüm. 

  

Ama en çok izlerim bu insanları. Her ne olursa olsun bir hikâyeleri var. Farkındalar mı bilmiyorum ama hala bir umutları da var. Çünkü mücadele, “mazeretsiz ve bahanesiz mutlak başarıya ulaşma yolunda harcanan emektir.” İşin garip yanı her zaman bu sürecin sonu bellidir. Mutlak başarıdır her zaman, eğer mücadele ruhun varsa! Elde ettiğin başarısızlık ise ki dışarıdan başarısızlık gibi görünen bu durum bir sonraki adımda yürüdüğün yoldan temizlenmiş taş parçalarıdır.

   

Elde edilmiş başarı, aynı noktada geliştirmeden sürekliliği getirildiğinde sadece hayatını sürdürmene yarayacak, kendince sağlam bir temelden öteye geçemez. Tek hayali emekliliğinde ayaklarını uzatıp dinlenmek ya da bahçedeki otları yolmak ya da bir ev sahibi olmak olan insanların geldiği modeldir. Hayatı başladığı noktada  bitirmek. 

    

Potansiyellerinin farkında olan herkes bir adım atsa belki de insanlığın gittiği yön değişecek. İnsanlar sahip oldukları sorumluluk bölgelerini zihinlerinde genişletmeyi başarabildiklerinde mutlak başarı ve mutluluk insanlar için bir yaşama,  standartda  dönüşmeye başlayabilecek belkide.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ