30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI (ÖLÜM KALIM MÜCADELEMİZ)
Yayınlanma Tarihi: Perşembe, 30 Ağustos 2018
DOĞUŞ POLAT
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI (ÖLÜM KALIM MÜCADELEMİZ)

 


 Atatürk'ün hayatındaki en zoru günü 26 ağustos 1922'dir çünkü bu tarih Türklerin Anadolu'daki son bağımsız günü olabilirdi. Atatürk de bunun bilincindeydi. Devlet 1911'den beri tam 11 yıldır savaştadır. Tükenmek üzeredir. Atımlık tek barutu kalmıştır.

Atatürk 1921'de Sakarya Savaşı'nı kazandı fakat ordunun önemli bir kısmı firar etti. Üstelik mevcut subayların çoğu şehit oldu. Yunan ordusu ise Ankara önlerinden çekilip afyon-Eskişehir eksenine İngiliz destekli "muazzam" bir savunma hattı kurmuştu.


 İngilizler bu savunma hattı için "Türkler 6 ayda geçerse 6 günde geçmiş sayabilirler" diyordu. Savunma hattı o kadar sağlamdı. Atatürk de bunun bilincindeydi. Uzun süre vuruşamazlardı. Savaş uzarsa cephane, erzak, para vs yetmezdi. Batı Anadolu Yunan toprağı olurdu.


 Yunan ordusu Ertuğrul Bey, Osman Bey, Orhan Gazi gibi tarihi şahsiyetlerin mezarlarını çiğniyor, üç Osmanlı başkentinde Türkleri aşağılıyordu. Meclis savaşmak için Atatürk'e baskı yapıyor fakat 27 Temmuz'da futbol maçı düzenliyor, Ağustos ortalarında çay partisi veriyordu.

Futbol maçı ve çay partisi işin hilesiydi. Mustafa Kemal savaşın son hazırlıklarını yapıyordu.

Meclis'te Atatürk öyle eleştiriliyordu kibu eleştirileri duyan yunan ordusu, Türklerin içine düştüğü durumdan keyif alıyor, rahat bir şekilde olan biteni izliyordu. Atatürk'ün istediği de buydu. Muhaliflerini de hilenin bir parçası haline getirmişti.

Savaştan birkaç gün önce, çay partisi verildiği esnada hızlıca Konya'ya geçti. Telgraf ve posta teşkilatı basıldı. Kontrol altına alındı. geldiğini duyurmak mümkün değildi. Oradan cepheye geçti. savaş planı masaya kondu. Plan şuydu.Düşmanı tek vuruşla imha etmek ve Anadolu'dan atmak gerekiyordu. Atatürk bu iş için riskli bir plan oluşturdu. Ya büyük bir bozgun ya da büyük bir başarı olacaktı. Düşmanı en güçlü en kalabalık olduğu yerden vuracağız demişti. Paşanın yanında olan Fethi Bey şok haliyle paşam çıldırdınız mı dedi. Kaybedersek bunun hesabını veremeyiz. Hepimizi asarlar dedi. Gazi paşa ise tereddüt etmeyin aksi olursa beni asarsınız olur biter dedi yüzünde hafif bir gülümseme Paşalardan itiraz eden oldu.

 Harbiye'nin eski stratejistiYakup şevki paşa itiraz etti. Paşa'ya göre bu delilikti. Kaybetme riski yüksekti. Başarısızlık halinde Ankara düşer, milli mücadele kaybeder, Anadolu tamamen işgal edilirdi.
Tartışma uzayınca Atatürk "uğraşa uğraşa, ancak 1 yılda düşmanla az çok denk bir hale gelebildik. bir daha bu gücü yaratamayız. Bu sefer kesin sonuç almak, savaşı bitirmek zorundayız. Bunun için de, tehlikesine rağmen, bu planın uygulanmasından başka çare göremiyorum" dedi.

30 Ağustos Türk ordusunun ölüm kalım savaşı, var olmak ile yok olmak arasındaki ince çizgi, olmak ya da olmamak işte o gün…

95 sene önce bugün Atatürk ordusunun cepheye doğru gizlice yürüyüşe başladığı taarruz. .Harekatta gizlilik maksadıyla atların ayaklarına bezler bağlanmış, muhabbet etmek ve türkü söylemek yasaklanmış, telsizler susturulmuştu. Aynı gece gazi paşa ve komutanlarının bir çay partisi vereceği ilan edilerek düşmanın rehavete kapılması sağlanmıştı. El feneri kullanımı sadece öncü birliklerle sınırlı tutulmuştu ve subayların fısıldayarak konuşması kesin olarak emredilmişti. Günler öncesinde ise uzak yerlere asker gibi görünen çuvallar ve top gibi görünen soba boruları konmuş, Yunan ordusunun taarruzu tahmin edememesi sağlanmıştı. İsmet paşa ise canını dişe takmış Kars'tan cepheye top ve gülle getirmekle meşguldü, bu toplar olmasaydı 26 ağustos sabahı kaderin çok başka bir yönde akacağı görülecekti...
 

Kafile az ötede mahşeri bir kalabalığın önüne geldi. Kocatepe önleri asker kaynıyor, mahşeri kalabalığı emirlerin fısıltısı, atların hırıltısı ele veriyordu. Fevzi paşa sessizce kuran okuyordu. Gazi saatine baktı, 'vakit tamam' dedi, 'inşallah zafer bizimdir, hayırlı olsun!'»

 

24 Ağustos sabahı Mustafa Kemal Paşa Ankara'dan hareket etti. Afyon'un güneyinde geceyi geçirdi. 25-26 Ağustos gecesi Kocatepe'nin hemen güneyindeki başkomutanlık karargahına geldi. Şafakla beraber saldırı emrini verdi.26 ağustos sabahı Türk topçusunun muhteşem top atışlarıyla büyük taarruz başladı.
Mustafa kemal paşa, Ankara'dan hareket edeceği günün akşamını, Keçiören'de yakın arkadaşlarıyla beraber geçirmişti. Ayrıldığı zaman bir hayli yorgundu. Yanındakilere :
- ‘’taarruz haberini alınca hesap ediniz. On beşinci günü İzmir'deyiz, demişti. Arkasından hafifçe gülüştüler bile... İzmir'den dönüşünde karşılayıcılar arasında o gece beraber bulunduklarının bir ikisini görünce:
- bir gün yanılmışım, dedi, ama kusur ben de değil düşmanda!

Taarruzun on dördüncü günü İzmir’e girilmişti.


 Yunan ordusu kaçarken Türk ordusu başkumandanı Mustafa Kemal Atatürk'ün o muhteşem sözü hep çok keyifli gelmiştir bana.

"Hacıanesti gel de ordularını Kurtar"

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: