ANNE OLMAK
Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, 21 Ekim 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
ANNE OLMAK

 

 

            Her insanın hayatta birden fazla öyküsü vardır.

            İnsanlar yaşadıkça öyküleri de yaşayacaktır. Ama tatlı, ama acı…

            Bir arkadaşımızın da öyküsü şu şekilde:

            “Annem, babam İstanbul gibi metropol bir şehrin geçim sıkıntısından kurtulmak için emekli olduktan sonra evlerini satıp Kuşadası’na taşındılar.

            Ben de evli ve üç aylık hamileydim.

            Annemsiz nasıl yaparım İstanbullarda deyip ben de annemlerin peşinden geldim Ada’ya.

            Ne yalan söyleyeyim evliliğim de pek iyi gitmiyordu.

            Ama annemlere hiçbir şey belli etmiyordum. Üzülmesinler diye.

            Doğma büyüme İstanbullu olunca Ada bana bir garip bir o kadar da sessiz geldi.

            Alışmam uzun sürdü.

            Zaman hızla akıp geçti derken nihayet doğum zamanı minik prensesimi kucağıma alma zamanı geldi.

            Doğdu. 3 kilo, karakaş kara göz, hiç bana çekmemiş.

            Ben ise aksine sarışın, mavi gözlü.

            Ama, sağlıklı çok şükür.

            Ada’da doğduğu için adını Ada koydum.

            25 günlüktü. Babası evde ne var ne yok almış gitmiş, biz uyurken evden kaçmıştı.

            Ben ay yüzlü günahsız sabimle ( yeni doğmuş) kaldım evde tek başıma.

            Ne yapmam gerekiyordu.

            Ev kira, faturalar gelecek, elde yok avuçta yok.  Çalışmam lazım.

            Daha 40’ı bile çıkmayan bebeğimi nasıl bırakıp çalışacaktım.

            Kurtarıcı kuvvet annemlerin yanına, baba ocağına geri dönüş.

            Onlar mutlu oldular.

            Çocuğa ben bakarım, sen çalış dedi annem.

            Nihayet boşandım.

            Hakime hanım çocuğu bana vermekle kalmadı, babasının çocuğu görmesini bile engelledi.

            Nafaka istemiyorum dedim, almadım.

            Yazık ki eşyalarımı alamadım.

            Çünkü ev sahibine borcu varmış, o da eşyalarımı haciz etti.

            Ben çalışır, yine alırım yeter ki bebeğimi en iyi şekillerde okutayım.

            Şimdi üç yaşında, anaokuluna gidiyor.

            Çok akıllı. Eğitim şart.

            Her şeyi öğrettim ona. Sayı saymayı, İngilizce konuşmayı…

            Babası mı!

            Hâlâ yok ortalıklarda.

            Yolda görse kızını tanıyamaz.

            Biz kızımla bayağı bir Adalı olduk.

            İyi ki gelmişim Kuşadası’na…”

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: