ARI
Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, 20 Mayıs 2020
ÖZLEM ÇALLI
ARI

İlkokul  hayatımda en çok saygı gösterdigim, en sevdiğim  hayvanlar “ Arı” lardı.Hatta, iki yakın arkadaşımla birlikte, ilkokul çocuğu aklımız  ile okulda “ Arı Sevenler Derneği” kurmuştuk.Okuldaki panoların her yerine, bulduğumuz arı resimlerini yapıştırırdık, arıların neler yaptığını ufacık kelimelerle de olsa diğer arkadaşlarımıza anlatmaya çalışırdık. Öyle ki, herhangi bir şekilde yerde ölü bir arı görsek, okulun bahçesindeki saksılardan veya toprak bölgelerden birine götürür, gömerdik.Hatta, saksılardan bir tanesi tamamen bir arı mezarlığı haline gelmişti.Etrafta bulduğumuz taşların üstüne de kurşun kalem ile arıya verdiğiniz ismi yazar, mezar taşı olarak dikerdik.

 

Sanırım, ilkokul öğretmenimizin de bize arıları sevmemizi sağlayan  çok büyük bir katkısı vardı.Arıların riskinden çok hep bize, öncelikle, onların doğaya katkılarından ve balı üretmelerinden bahsederdi.Korku aşılamaktan ziyade faydalarından bahsetti. “Arılar kendilerine bir zarar verilmediği sürece kimseye zarar vermez” derdi...

 

20 Mayıs  “Dünya Arılar Günü” tüm dünyada arılar günü olarak kutlanıyor ...

 

Einstein demiş ki “Eğer arılar yeryüzünden yok olursa insanlar, en fazla 4 yıl daha yaşayabilir”..

 

Arılar tozlaşmada çok önemli bir görevi üstleniyor. Tozlaşmanın %80’i arılar sayesinde gerçekleşiyor. Tozlaşma demek, tarımsal üretim, hayatın devamlılığı, ekosistemin var olması  demek yani arılar olmazsa yaşam  olmaz.Hatta, şu an Avrupa’nın pek çok yerinde insanlar kendi balkonlarında, teraslarında arı kovanı besliyorlar..Türkiye’de dünyada Türkiye Ziraat Odası Birliği’nin sayfasındaki verilere göre bal üretiminde, dünyada Çin’den sonra ikinci sırada yer alıyor.

 

Bilimsel olarak yazabileceğim farklı bir bilgim yok ama, şunu herkes gibi söyleyebilirim ki “ Arıların çok sağlam bir KARAKTERİ var”   ve bizlerin de onlardan öğreneceği çok şey var.

 

Derler ya,” Hayatta her şey olabilirsin ama önemli olan hayatın içinde “insan” olabilmek” diye. Cümlenin en sonundaki “insan” olabilmeyi, hayatın içinde “arı” olabilmek olarak değiştirelim ve yaşadıkları yere de “ Arılar Diyarı” diyelim..Bu Diyar’ın da kendine göre bir anayasası var..

 

İlk ve en başta! Hiçbir arı kendi yaptığı baldan birkaç gram da kendime saklayayım dememelidir, zaten böyle yapanına da bugüne kadar  rastlanmamıştır.Tüm arılar, aynı saatte kalkıp, aynı paydos ziliyle işlerine son vermelidir.Sadece ”Kraliçe Arı” (Ana Arı veya Arı Beyi) istiyor diye ölünceye kadar çalışmalıyım dememeli, bireysellik, ferdiyet değil “Biriz” demelidir.Hangi kovanda çalışıyorsan, orada üretilen orada kalır! Diğer kovanlarda üretilen bal kesinlikle kıskanılmamalıdır! Bir arı, diğer bir arının hayatını işini kötü yaparak kısıtlamamalıdır!

 

Bir şişenin içine koyulsanız -buradan çıkmak için,-her ne  engel olursa olsun, hatta bu uğurda ölmek pahasına bile olsa hep “ışık” takip edilmelidir!

 

Ve son olarak “ Hiçbir arı bir diğer arıyı sokmamalıdır, ki hiç görülmemiştir!”

 

Nihayetinde, arıların hepsi ayrı köşeden altıgen şeklinde petek yapmaya başlasa bile en ortasını da yine altıgen petek olacak şekilde birleştirirler. Her petekte bu böyledir, hata yapmazlar, her petekte hiç şaşmadan şaşırmadan başarır ve yaparlar..

 

Dünya Arılar Günü kutlu olsun...

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ