BEYAZ GEMİ
Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, 31 Ağustos 2020
ÖZLEM ÇALLI
BEYAZ GEMİ

Mart- Ekim aylarında onlarca gemi yanaşır limana. Yıllar önce, gemiden inen turistler şehir merkezinde rahat rahat dolaşabiliyorlardı, artık Efes, Meryem Ana, Şirince turlarından sonra direkt gemiye geri götürülüyorlar. Şehir merkezindeki esnaf için geminin limana yanaşması, bir gemi manzarasından fazlası değil yani. ( şehir içinde anlaşmalı oldukları birkaç büyük halıcı, kuyumcu dışında)

 

2 gün önce fotoğrafta gördüğünüz beyaz  gemi Kuşadası Limanı’na yanaştı. Geminin üstünde ismi yazmıyor, üzerinde herhangi bir bayrak asılı değil ve içerisinde yolcu da yok. Beyaz ve sessiz. Hayalet gibi, var da yokmuş sanki. Bilinmeyen.

 

Cengiz Aytmatov’un “ Beyaz Gemi” romanını okuduysanız hatırlarsanız. Ana üç karakter vardır. Dede (Mümin Dede), Çoçuk adı sadece çocuktur) ve Damat (Orozkul).

 

Mümin Dede;çalışkanlığın ve yardımseverliğin temsilcisidir kitapta. Tıpkı, Kuşadası’nda halen daha turizmden, bu kasabanın gelişmesine katkı sağlayamak için elinden geleni yapan, kasabanın sorunlarına sadece seyirci kalmayıp elinden geldiğince ses çıkarmaya çalışan insanlar gibi. Hepsi birer Mümin Dede’dir. Umudunu kaybetmeyen, güzelliğin ve dostluğun bir gün her kötü şeyi yeneceğine inanan insanlar. Duruşuyla geleneği temsil eden, özü sözü bir olan insanlar. Sayıları azdır ama varlardır.

 

İkinci ana karakter Çocuk’tur; ismi yoktur, sadece çocuktur. Kendisini terk edip giden kaptan babasını bir kez olsun görebilmek için, köylerinin yakınına gelen beyaz gemiyi takip etmekle geçer ömrü. Bir kez olsun babasını görmek umuduyla. Hayalperest ve mutsuz bir çocuk gibi. Tıpkı, Kuşadası’nın hayallerinden kendi istekleriyle vazgeçmeyen ve son yıllarda mutsuz olan esnafı gibi...Fahiş kiraları ödemek zorunda olan, kiraların TÜFE, ÜFE oranında % 200’ün üstünde artışına bile boyun eğen, sezon  sonunda elinde kalan malın stoğunu nasıl yapamayacağını bilemeyen, üstünde de Beyaz Gemi’deki “Çoçuk” gibi hayaller kuran hayalperest esnaf gibi. İki gün önce limana yanaşan yolcusuz gemiden bile yolcuların çıkacağına inanan  esnaf. Hayalleri yıkılan hayalperest ve mutsuz esnaflar.

 

Kitabın kötü karakteri de Damat, Orozkul. Eşine sürekli şiddet uygulayan, kalbinin rengi simsiyah olan, devletin yani rejimin sembolü olan Orozkul. Mümin Dede’nin yediğini burnundan getiren, kendi çıkarları uğruna ailesindekileri bile bir kalemde duvardan duvara vuran insan. Mutlaka Kuşadası’ndan da Orozkul’lardan var. Sürdürülebilir turizm yerine gerileyen turizmi inşa edenler, ağaçları kesip, yakıp her istedikleri yere bina inşa edenler, sahil boyunca ailece gidilebilecek nezih kafeler yerine Arabistan’ı aratmayan nargile kafeleri inşa edenler...

 

İşte, iki gün önce fotoğrafta gördüğünüz beyaz gemi limana yanaştı. Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi’sini hatırlattı. Sizce de çok benzemiyor mu?

Özlem Çallı

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ