BİR GENÇ KIZ BÜYÜYOR ADA’DA (1)
Yayınlanma Tarihi: Perşembe, 26 Mart 2020
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
BİR GENÇ KIZ BÜYÜYOR ADA’DA (1)

                                        

 

            İlköğretimin ilk yılında Mahmut Esat Bozkurt İlkokulundan çıkar, doğruca adliyede babamın yanına giderdim. Orada zabıt katibi ablalar (rahmetli Hamide ablalar) mandalinalar, bisküvitler verir; onlar duruşma salonuna ve keşfe giderlerdi. Ben de hakimin talimatıyla ev ödevlerini yapmaya giderdim. Hepimiz görevimizi yapar, çalışırdık.  Derslerim bitince adliyenin bahçesinde, emniyetin bahçesinde kendi kendime oynardım.

            Saat 5 oldu mu babamın elinden tutar, doğruca evimize gelirdik. O, babamın elini gıdıklamak keyifti bana, sol elini gıdıklamadıkça sorun yoktu.

            Hakim amcaların, zabıt katibi ablaların çekmecelerinden çıkardıkları kek, poğaça, mandalina veya hakim amcanın ısmarladığı gazoz ve essiz sedasız hakim masasında ev ödevimi yapmam unutulmazdı. Paylaşırdı benimle masasını…

            İsteklerim bitmezdi. Şehire köprüler, Kese Dağı’na restoranlar isterdim. Türkmen’in oradan akan bir dere vardı. Oralarda kayıkla gezilecek yerler, parklar, bahçeler isterdim.

            Benim isteklerime yetişemeyen adliyenin hakimleri, zabıt katipleri, baş katibi, avukatları… git dediler belediye başkanından iste, biz bunları yapamayız Hacer.

            Engin Berberoğlu  belediye başkanı yeni seçilmişti. Buyur git belediye başkanına söyle ve ondan iste Hacer dediler, kendini tanıt, babanın adını, bizleri söyle kendisine, bizim gönderdiğimizi önemle konuşup söyle dediler.

            Ve gittim, beni çok önemli misafiri olarak kabul etti Engin Berberoğlu. İlkokuldaydım. Kendimi, ailemi tanıttım. Adliyedekiler isteklerime yetişemiyor, bu isteklerimi siz yapar mısınız, dedim. Bazı isteklerimi sıraladım. Çamurlu yollar, yeni mahalleye arkadaşımı arabayla götürüyoruz, yollar çamurlu. Türkmen’de dere var ya orayı kayıklarla gezelim. Kese Dağı’na dönerli restoran yapalım. Ağaçlar diktik, çok güzel, her yeri görelim.

            Park, bahçe yapın. Ben adliyenin tırabzanlarında kayıyorum. Soğuk havada, güzel havada bahçesinde oynuyorum. Oyun oynayacak yer yok Engin Amca, yapar mısın? sordum. Bana senin bunları yapabileceğini söylediler. Bana siz söz verin lütfen, dedim. O da söz vermişti bana.

            Bir de gazoz içtim sağolsun Engin Amca ve Çimen Abla da hiç çekinme yine buyur gel dediler, isteklerini söyle bize demişlerdi. Ve avukat Hüseyin Yavaş, Faik Abi dedi, burada sıkılıyor, müsaade edersen İnci’nin yanına gitsin, orada oyalansın bunalıyor bu kız. Hacer’i de alır, sizi eve bırakırım dedi sarı woswageniyle. Kütüphane de yakın İnci Teyze’nin orada, kütüphane sokağının başında. Kütüphaneci Ali Abi hemen okuyacağım kitabı verir, nasıl kullanacağımı, yaprakları kıvırmamam gerektiğini anlatırdı. İsmimi yazar, imzalardım. Sorumluluktu o kitabın bir haftalığına bana verilmesi. Zarar vermeden geri iade eder, imzalardım. Yenisini verirdi. Halk kütüphanesinin kapısını açtırtmazdı. Oraya halk geliyor, siz çocuksunuz uyarısını yapardı. Karşıdaki halk kütüphanesinin kapısını açmak büyümekti, meraktı benimkisi yine dünyamda ve hiç açmadım. Halk kütüphanesinin kapısını Ali Abi’nin uyarılarıyla oturup faydalandığım çocuk kütüphanesindeki kitaplara uzanan ellerimle büyümeyi bekledim.

            Okulumuz Efes’te klasik müzik dinletisine götürecekti. Anneme ve babama, İnci Teyze’me, Hüseyin Amca’ya söylemeyi unuttum. Efes’te güzel bir klasik müzik dinledim. Herkes beni aradı, evden kaçtığımı düşünmüşler. Hepsi evden kaçtın sayıyoruz, dediler. Evden kaçmadığımı söylesem de bunu yaptıysan evden kaçabilirsin denildi. Daha dikkatli oldum. Unutmadım bir daha. Çünkü evimi, ailemi, kitaplarımı, okulumu seviyordum, kaçma düşüncem yoktu. Bir daha unutkanlık yapmadım, evden kaçtın lafı olmadı. Ah, başıma gelenler dünyam yıkılmıştı onların evden kaçtı düşünceleri yüzünden. Bana endişeyle bakan gözleri, sorgulayan yüz ifadeleri karşısında unutmamayı öğrendim.

            Finlandiya’dan gelen resim, öykü yarışması için bir hafta Finlandiya’ya gitmeye karar verdim. Destekçim Hüseyin Yavaş Amca. Bu Hacer dünyanın her yerine gidebilir, dedi. İzin verelim bakalım gitmek istiyor mu, soralım, dedi adliyede. Düzenim bozulur şimdi böyle bir etkinliğe gidemeyeceğim diye cevap vermiştim. Eğer gitme deselerdi gideceğim diye inat ederdim. Baskı, talimat sözcüklerini sevmezdim. Kendi kararlarımla yaşamayı seviyordum bol şahitli ve göz önünde olunca bu sözlerime kimse itiraz etmezdi.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: