BİR GENÇ KIZ BÜYÜYOR ADA’DA (2)
Yayınlanma Tarihi: Cuma, 27 Mart 2020
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
BİR GENÇ KIZ BÜYÜYOR ADA’DA (2)

                                     

 

            Küçük puntolarla yazılmış Server Tanilli kitaplarını okurken, kütüphaneci Ali Abi’nin büyüyünce halk kütüphanesinin kapısını açmaya hazırlanıyordum.

            İlkokul bitti, ortaokula başladım. Ali Abi ben halk kütüphanesinin kapısını açabilir miyim, tabii ki demişti bana. Ve o kapıyı açarken ben büyüdüm dedim.

            Şöyle halk kütüphanesine girdim, çevreme baktım. Kitaplara baktım. İki büyük salondan oluşan ansiklopediler, dergiler, yayınlar, büyüklere yönelik kitaplar…incelerken ben büyüdüm demiştim. Derin bir nefes aldım. Okuyacak çok kitap var diye düşündüm.

            Fakat, büyümek biraz da kıyafet, saçlar, hafif makyajlar, fular gibi şeyler takmak, konuşma stili, daha arkadaşça Ali Abi’yle konuşmalardı. Arada sinemaya gitmek, ders kaynatmak büyümekti.

            İki yanımda örgülü uzun saçlarımı açıp halk kütüphanesine gitmek fular takmak, hafif annemin rujunu sürmek büyümekti.

            Temel Britanica, Meydan Larousse’lara gömülmek büyümekti. Halk kütüphanesinde hiç uyarı yoktu. İşte bunlar büyümekti. Halk kütüphanesinde yapacağım işi biliyorum, ne istediğimi biliyorum, kırk saat kütüphaneci Ali Abi’ye aradığımı bulması konusunda uğraştırmamaktı.

            Kütüphanede ansiklopedilerden yararlanıp çabuk çabuk ev ödevimi yapıp, zaman kazanıp, arkadaşlarımla buluşup sahilde turşu suyu içmek, dondurma yemek, Nisan ayında sahilde biraz yürümek büyümekti. Çünkü ilkokuldayken adliyeden çıkmış, doğruca Sun pastanesine gidip Mart ayında dondurma almıştım, keyifle de yalıyordum dondurmayı. Sen avukat Hüseyin Yavaş gördü mü beni, bu soğukta dondurma yiyorsun, seni babana söyleyeceğim dedi mi, hasta olacaksın dedi mi bana. Dondurmayı yemekle yememek arasında kalmıştım. Babama söylerse ne yapacaktım. Ya hasta da olursam. Dondurmayı yedim yine de çünkü lezzetliydi. Hemen söylemiş. Babam da anneme söylerken hiç ses etme diyor, fisur fisir konuşsalar da biliyordum, Hüseyin Amca söylemişti. Kibarca, abi bu sıkılıyor İnci Teyzesine gitsin teklifi gelmişti adliyede.

            Orta okulda Mart ayında Sun pastanesinden dondurma alırken büyümüştüm. Üstüne de sahilde turşu suyu içmek. Nerde haberleri olacak derdim. Hasta olmuyordum üstelik. Dondurmanın üstüne turşu suyu içilir mi? Turşu suyu üstüne dondurma yenir mi? Hem de Mart ayında rüzgârda. Sahilde rüzgârlar eserken eleştirileri olmamıştı. Çünkü büyümüştük.

            Ferda duman, Özen Tütüncü, Fatma Subaşı, ben gelincik veya birinci sigarası alırdık harçlıkları biriktirip. Ders yaparken ikişer sigara içerdik. Sağlık caddesindeki tekel binasının önündeki otlara atardık sigara paketini de. Ertesi gün yine birbirimizin evinde buluşacaksak o sigara paketini bulur, alır, götürür içerdik.

            İki günde bir sigara alırdık. Harçlıkları birleştirirdik. Kimse anlamadı sigara içtiğimizi. Camları açardık, baca gibi dumanlar çıkardı. Kolonyalar dökerdik etrafa. Dişler fırçalanır, çiğ kahve alırdık, ağzımız sigara kokmazdı. Bunlar büyümekti, soba tüttü de, cam açtık da gibi sözler, sigara dumanı anlaşılırsa diye bir iki laf söylerdik. Çünkü biz bir araya gelince annelerimiz bizi rahat bırakır, gezmeye giderlerdi. Mutfakta kek, poğaça, kurabiyeler, börekler, demlenmiş bir çaydanlık dolusu çay bırakırlardı. Yer içer, dersimizi yapar, sohbet eder, iki de sigara içerdik.

            Şeffaflık, arkadaşlık, sevgililik sahilde yürümekti bizim dönemimizde. Doğum günlerimizde kız erkek arkadaşlarımız gelirdi; ilkokul, ortaokul, lise…evlerimize. Ben şeffaf bir genç kızdım, ilişkilerimiz netti, yalan yoktu.

            Müzik dinlerdik, danslar edilirdi, pastalar yerdik. Sevgililik sahilde sadece el tutmadan yürümekti. Bir kız bir erkek yan yana biz dört kız dolaşırdık. Doğum günlerimizde gelen arkadaşlarımızla dans etmek sevgililik değildi. Gizli ilişki sahilde el tutmadan yan yana yürümekti.

            Bize gelirken sigara almayın derdim. Çünkü babam sigara içerdi. Kartonla sigarası olurdu. Hem de filtreli sigarası olurdu. Sehpa üstünde misafir için. Onixten sigaralıklarda iki paket sigara olurdu açıkta. Bol bulduk sigaraları içtik, bir tane bile kalmadı, altı kız bir de dışarıdan Vildan geldi hepsini içtik sigaraların. Akşam oldu, babam, hanım dedi, sigarasını getirmemiş, onixi getir, unuttum dairede sigara paketini. Hepsi boş. Musa sigarasız kaldı galiba dedi babam, bir şey de diyemedi. Bir sor bakalım Musa’ya usulden, çaktırmadan sigaran bitti mi oğlum gibi soru sordu, yok abla dedi, sigara paketim burada, neden sordun abla dedi anneme. Onixlerdeki misafir sigarası bitmiş, baban da sen içtin diye düşündü oğlum dedi. Samsun içmiyorum abla, o sigarayı içeni ben bulurum demişti.

            Neyse evde bir karton sigarası varmış babamın, sorun yok, eve hırsız mı girdi dedilerse de en küçük kardeşim Çiğdem’i çağırdı. Abim şakalaşıyorlar gülüyorlar. Bu evde say bakalım kimler ne yer içer. Babam Samsun içer, çay içer, kahve içer, sayıyor, sen malboro, çay, su seversin, annem sevdiği yemeği yer içer. Siz ne içiyorsunuz. Biz babamız sigaralarından içiyoruz. Ablamlar da arkadaşları da bana içirdiler. Paket alınırsa anlarlar, hayır hepsi onixteki sigaraları içti. Bana da verdiler diye saydı döktü mü. Bir daha babamın sigarasını içmedik. Sonra sigarayı bırakmıştık. Taa lise sonda elimize aldık bir daha. Aysen Yılmaz’la içerdik.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: