BİR GENÇ KIZ BÜYÜYOR ADA’DA (4)
Yayınlanma Tarihi: Pazar, 29 Mart 2020
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
BİR GENÇ KIZ BÜYÜYOR ADA’DA (4)

 

 

            Cengiz Hoca’nın karısı Gülseli Hanım da biyoloji öğretmenimizdi. Hamileydi. O derste başarılıydık. Notlarımız yüksek. Gülseli Hanımın hamile oluşu, bahar havası, canımız ders dinlemek istemiyordu. Felsefe dersi için getirilen deneme yanılma yöntemiyle öğrettiğimiz hayvanlar vardı. Fare, solucan gibi hayvanlar, kafeslerde korunaklı olsalar da Hilmi Dirim yılanı fırlattı, hamile Gülseli Hoca da ben de çığlık atmıştım.

            Veterinerlik Fakültesinde profesör olarak hocalık yapan Vedat Onar da, hocam fare kaçtı, ayhh oyyy derken Gülseli Hanım, 7 aylık hamileydi, öğretmen masasının üzerine çıkarken, su getirenler korkmayın hamilesiniz gibi yaklaşımlarla korkularımızı konuşup felsefe yaptık çünkü deneme yanılma yoluyla korktuğumuz hayvanları anlıyorduk, bir o kadar duyguluyduk.

            Biyoloji dersinde bir felsefe, bir felsefe, insan duygulu varlıktır felsefesi geliştirip hayvan olmadığımızı, insan olduğumuzu tartışmaya bütün duygularımızla hazırlandık. Öğretmenlerimiz uyumlu olunca iyi niyetli, duygulu felsefemiz üstüne konuşan olmadı. Ellerimizde ağabeylerimizin fotoğrafları birbirimizle evlendiriyorduk. Kafamız bunlara da çalışırdı. Ailemizi çok severdik, hiç kopmak istemezdik.

            Ve lise sonda “Bir defa yetmez” isimli aşk romanını sırayla okurduk. Kitabın adı şehvet içerikliydi. O dönem ahlak kuralına göre kitap okunur, kuru pasta kutusuna konulur, öğretmen dolabına bırakılır, kilitlenir, ders bitiminde yeni okuyucu alır giderdi.

            Şehvet içeren kitap ismi olarak algılanacağı için “Bir defa yetmez” okula kuru pasta kutusu içinde ambalajlı, kurdeleli, süslü püslü gelir giderdi. Politik kitapları sobalarda saklayanlara inat kitaplara saygılı bir hareket geliştirdik. Politik kitap değilse de ahlaksız dedirtebilirdi. Bizler onunu için gizliliğe önem verdik. Fakat bizden öncekileri de kibarca, saygılı şekilde eleştirdik. Kitaba saygılıydık, ne tür kitap olursa olsun biz kitaplara saygılıydık.

            Her sabah okulun bahçesinde okuduğumuz andımızdaki her kelimeyi okul yıllarında ispatladık. Vedat eşekle gelirdi okula, hayvanları çok severdi. Dayanışma yapardık, ev ödevlerimizi paylaşırdık, verirdim. El yazılarımız değişirdi sadece, konu aynı geçerdi.

            Ben evde şimdi yengemdir abimin eşi Gülten’le birlikte aynı odada kalırdım. O, turizm meslek lisesinde Söke Güllübahçe’den gelmiş bir genç kızdı. Birbirimize sarılır uyurduk. Okullarımız farklıydı. Kız kardeştik Gülten’le. Annem ve babam bizi ayırmazdı sevgide. Gülten her zaman kızı olarak kabul edilmiştir. Ben neysem Gülten de aynıydı. Ve abimle evlendi. Kendisini çok seviyorum. Beraber yer, beraber içerdim. Beraber ders çalışır, beraber uyurduk. Ben yerimi abime bıraktım, arkadaşımı abime emanet ettim.

            Yengemle bazı hafta sonları Güllübahçe’ye giderdik. Rahmetli babası hemen tavuk keserdi bize. Önemserdi bizleri. Bayburt’taki subay abisi de izinli oludu, hoş sohbet ederdik. Köyün düğününe katılırdık. Hiç düğüne gitmeyen abisi bizi düğüne götürürdü. Hiçbir kızı dansa kaldırmazdı. Köyün kızları gözünün içine bakar, hepsi baygın, âşık ahh bir dansa kaldırsa bu Yusuf. Hepsi beklentideyse de yengemin abisi Güllübahçe’de düğünde benle dans ederdi.

            İki aile uyumluydu. Ertesi gün Prien’e gezmeye götürürdü bizi. Sonra Söke’ye sinemaya gelirdik Söke’de Efes sinemasına. Pastanede spangüle, limonata yer içerdik. Güllübahçe’den Gata’nın diş doktoru Yusuf Alp bizi takip ederdi çünkü düğünde dans ettiği ben ve kız kardeşi yengem kardeşlerimi kapsardı, hepimiz arkadaştık. Yusuf kız kardeşine görümcelerinle iyi geçin, çok sev otoritesindedir. Güllübahçe köyünün kuralı her daim dostluk sözümüzdür, bırakmamaktır.

            Yusuf çok sessizdir, az konuşur. Kına gecesi konuştuk. Annemi, kardeşlerimi hepsini alabilirsin, verdim gitti, ilk dans nedenidir, ben uzaktayım Hacer hepimizi alın götürün derken çok mutlu olduğunu anımsıyorum abimin. Eniştesini çok seviyor kalben.

            Yıllar sonra Güllübahçe’de kardeşi Yakup’un oğlunun sünnetinde bir araya geldik. Eşi ve çocuklarıyla aynı masada oturduk. Abimin düğününde de dans ettik. İlk dans arkadaşlığımız evlenmiş de olsak yine dans ede ede devam ediyor, geliyor bugünlere. Annesini de verdi, kendi yokmuş, uzaktaymış, onu da alın aranıza demişti. Aile büyüdü, aile bütünselliği sağlandı.

            Azıcık şımarık gibi duruyorsak da biz çok düşünceli, dayanışmayı bilen, duygulu gençlerdik. Kalbimizde en ufak kötülük yoktu. İnsana insanca değer veren, sevgiye inanmış, sevgiye saygı duyan gençlerdik. Bu düşüncelerimizi hiçbir zaman kaybetmedik. Mezun olduk, hepimiz cisimler gibi atomize olduk; yeni ortamlara, ilişkilere yelken açtık ve o yılları biz yaşamamış gibi araya mesafe koyduk.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: