BİR GENÇ KIZ BÜYÜYOR ADA’DA (5)
Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, 30 Mart 2020
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
BİR GENÇ KIZ BÜYÜYOR ADA’DA (5)

 

 

Otuz yıl sonra Ferda ile buluştuk, evine davet etti. Baş başa yine okul yıllarında olduğu gibi mutfak masasında ders yapar gibi oturduk. Evinin içindeki koltuğu, eşyası misafire açık, uygun da olsa biz otantik bir biçimde mutfak masasını tercih ettik. Kısa öz konuşmalar.     

         

Çayımızı içtik. O yıllarda böyle evlerimizin olacağını hiç hayal etmiyorduk. Birbirimizle bıraktığımız yerden 30 sene sonra aynı duruşu yaşadık. O yıllarda bugünleri hayal etmediğimiz için bugün de geçmişe kafamız takılı olmadığını konuştuk. Hatta Ferda da ben de evli anneler de olsak Mehmet ile görüşmek isterim demişti. Mehmet otuz yıl sonra evli değildi. Rahatsız etmedi Ferda’yı otuz yıl sonra. Ferda’ya söyle ben hâlâ evlenmedim, mesleğini alacak çocukları da olsa git demişti ona söyle sırdaşız. Sonra Mehmet evlendi, sanırım evlen artık dedi Ferda ona.

 

Sessiz bir gemi gibiydik. Ne düşündükleri belli olmayan bir duruşumuz vardı. Annelerimiz babalarımız tertip, düzen, intizama uyan titiz ailelerdi. Her konuda bizleri pırıl pırıl, çiçek gibi okula gönderirlerdi. Pantolonlarımız, eteklerimiz, beyaz gömleklerimiz, lacivert okul formamız veya siyah okul önlüğümüz ve o beyaz yakamız ütülü, kolalı olurdu. Gelişimizde okulu tertemiz deterjan kokusuyla birlikte ütü kokusu sarardı. Ter kokusu bilmezdik. İçimizde sadece Yalçın okula geldiğimiz gibi bizler eve dönerken o dönemezdi. Pantolon sökülmüş, şortla kalmış, ceket yırtılmış, kravat bir tarafta, gömlek bir tarafta dönüşünü unutamayız. İçimizde bir tek o eve farklı dönerdi. Ertesi gün yine tertipli, sökük yok, ütülü formasıyla gönderirdi anneciği. Bir yılda kim bilir kaç dikiş görürdü o forması.

 

Doğum günlerime hiç aksatmadan dâhil olan Dikmen zaman zaman karşılaştığımda ah o doğum günleri derdi, unutamadığını söylerdi. “Aşk bir sudur, iç iç kudur” felsefemizdi. Arkadaşlarımızla ahretlikler yapardık aramızda, onlar da ayrı kutlamalardı. Bazılarıyla kan kardeş olurduk. Havva ahret, Fadime ahret kardeşlik, arkadaşlık önemliydi.

 

Utku, okulda ve okul dışında devamlı dayak yiyen bir arkadaşımızdı. Çünkü eşşek şakaları yapılınca öne atılan piyondu. Bir hafta sonu Kadınlar Denizine giden arkadaşlarım akşamüstü dönerken babama geliyor, bütün gün Hacer de bizimle gezdi diye konuşan Utku’ya babam bir sopa dayak çekti. Hâlbuki ben evdeydim, hiçbir yere gitmemiştim. Babam da evdeydi. Çabuk yakaladı şakayı. Bedelini Utku ödedi. Öğretmen çocuğu ya piyon gibi öne sürülürdü. Günlerinde beni de götürüyorlardı arkadaşlarım beraberlerinde. Babam da izin vermezdi. Onlar da babama Utku’yu piyon yapıp çocuk aklıyla o da bizimleydi derken uydurma senaryoları anlaşılır, sopayı yerdi. Gezmeyi severdik. Okul idaresinin önemli ismi Coşkun Hoca’nın oğlu olmak önemli bir şeydi.

 

Şimdi de aynıyız. Birkaç yıl önce konuştuk. Tanju kredi borçlusu diye bir otelde arkadaşlarıyla bir araya gelince Utku’yu küçümsemiş, Utku da kredi borçlusuysam aptallıktan değil, ülkenin ekonomik koşulları demişti. Tanju, Mehmet ve Yalçın’la devamlı bir araya geliyor, sen onlara git yıllar sonra ne yapıyor Tanju diye sor ki onlar haber uçursun ona dedi ve plan yaptık.

 

Yalçın, bak kim var dedi telefonu uzattı. Unuttun mu Tanju beni? Hayır dedi, her sabah tıraş olurken kaşımın üstündeki yaranın bıraktığı ize bakıp hatırladığını söylerken en kısa sürede görüşelim dedi. Evlatlarını çok güzel yetiştirdin, gurur duyuyorum seninle dedi. Bizlerin onurudur derken sohbeti gelişine erteledik.

 

Tanju, bir bankanın genel müdürü olunca Utku hemen Diana’nın anlaşmalı klas otelini ayarlarım, oranın lobisinde görüşürüz, iyi bir yemek organizasyonu yaparız haberini gönderdi Yalçın ve Mehmet’le. Hafta sonunda çıkıp geldi Tanju. Hacer’in önemli işleri çıktı, sen otur tatil yap, belki yetişebilir derken bizlere saygılı olma dersi verildi. Sonra da tüketici hakları başkanı oldum, Valilikte tüketici kurulda üye olup banka dosya masraflarının iadesinde bol bol tebligat gönderdim tüm bankalarla birlikte Tanju’nun bankasına da.

 

Her sorduğunda Tanju, Hacer nerde, sen bu bankacılığı iyi öğren, Tanju sana bol bol tebligat yazıp bankacılığı öğretiyor diyerek Utku o aptal sözünün cevabını vermiş oldu. Sessiz, sakin, hepimiz kendi koşulunda iş hayatına ait buluşmalarımız. Başarı ve başarısızlık, başarıyı sevmek. Hepimiz akıllıydık, aptal değiliz, bazılarımızın işi çok ters gitmişse de aptallıktan değildi. Ülke şartları, aile sorunları etkendi. Anlamadı Tanju oynadıkları oyunu. Hâlâ arkadaşım. Nerde fikir sorarken bir oyunla cevap alırım deyip susuyor.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: