BİR GENÇ KIZ BÜYÜYOR ADA’DA (6)
Yayınlanma Tarihi: Cuma, 03 Nisan 2020
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
BİR GENÇ KIZ BÜYÜYOR ADA’DA (6)

 

Toplumda sosyo ekonomik zorluklar … aile büyüklerini kaybetmiş, ders yapmak yerine gece gündüz çalışmak zorunda olan arkadaşlarımıza yardım etmek okuduğumuz Kemalettin Tuğcu’nun hikâyelerinden edindiğimiz tecrübelerden kaynaklandı. Kütüphaneci Ali Abi’nin verdiği kitaplardan da çok şey kazandık. Hayatımızda kendi ayaklarımızın üstünde durabilmek için kendimizi toplumdan soyutlarken kendi sorumluluğumuzu asla bırakmadık. Bu dengeyi Kemalettin Tuğcu, Ömer Seyfettin ve kütüphaneci Ali Abi’nin verdiği kitapların neticesinde sağladık.

 

Hayatı eğrisi, doğrusu, zorluğu ile yaşayarak ailelerimizi yaşlandırmayı denemedik. Hayatımıza giren üçüncü şahıslar bizi olmayacağımız noktalara çekmeye çalıştılarsa da çabuk çıktık olayların içinden. Dik duruşumuzu koruduk. Mehmet, Türkmen’de fakir aile çocuğuydu. Dersten çok düşünceleri ticarete yönelikti. Ders yapacağına gider çalışırdı. Evlerinin gelirini düşünüyordu. Bizlerse her gün okul harçlığı verilen aile çocuklarıydık. Biz ders çalışırdık, onlar çalışamazdı. Onlar ailelerinin geçim derdinde aileye gelir katkısında bulunmak için çıraklık yaparlardı. Ben hiç küçümsemezdim, arkadaşlarımı çok severdim. Yaptığımız ödevleri hemen verirdim. Özet not haline dönüşür sınava hazırlardım arkadaşlarımı, sınıfı geçsinler yeter. Tekin’in babası ölmüştü, bütün gece taksi durağında araba kullanıp eve ekmek getiriyorlardı. Tanju’nun babası ölmüş, abisini yengesinin yanında yaşıyordu. Çok çalışkandı. Boynunu büktürmezdik. Babama, baba Tanju’yu da çocuğun gibi sev derdim. Hiç kızmazdı top oynamamıza, doğum gününde evimize gelmelerine.

 

Okullarda kollar vardı, ben Kızılay koluydum, rozetim devamlı kolumda takılıydı. Lise yıllarımda aldığım arkadaşlık teklifleri de vardı. Bu tekliflerden rahmetli, okulumuzun boru trampet takımının majörü Bülent’in teklifini kabul etmiştim. O, Tuzla Denizcilik Yüksek Okulu birinci sınıfta, ben de lise 2 deydim. Mektup içinde gönderdiği altın alyans ve telefonla arayıp söylediği sözlerle başlamıştı yakın arkadaşlığımız. İstanbul’dan 15 günde bir gelir konuşurduk. Kendi derslerimi yapar bitirirdim, üstüne de onun denizcilik yüksekokulundaki ders notlarından ödevlerini yazardım. Annem biliyordu, onun ailesi biliyordu. Sınıflarımızı geçtik, apoletlerini ve şapkasını getirdi teslim etti. Annem onunla buluşacağımı bilirdi. Bir gün benim kontrolümde konuşun dediğinde anneme çok sevgi duymuştum. Benim bir genç kız olduğumu kabul ediyordu. Fakat apolet ve şapka bana verilince korkuya kapıldım. Evlenmek, evlilik hayatındaki sorumluluklardan uzak büyüyordum.

 

Ne yemek yapmasını bilirdim ne bir şeyi. Bir bulaşığı iki saatte zor yıkardım. Yumurta kırmasını bile bilmezdim. Ve bir gün babam öğrendi, evin her bir ferdine gönderdiği tek tek bayram kartları nedeniyle. Babam sordu, neden bu Bülent ben dâhil hepinize bayram kartı göndermiş. Abim, söyleyeyim dedi, kızınla arkadaş, kızınla evlenmek istiyor. Babam, okul bitmeden evlilik konusunu istemem,  dedi, fırça çekti. Biraz bağırdı, biraz öfkelendi. Sonra da, sen bilirsin, dedi.  Anneme, al götür bunu sor evlenecek olursa kabul edecekler mi o Bülent’in ailesine ? dedi.

 

Abisi Mehmet ve yengesinin evine gittik annemle. Babası öğrendi, bunlar kaçar mı maçar mı bilmeyiz, bu evin gelini sensin. Neleri bilmesi yapması gerekir anlatın kendisine. Kararını burada versin. Babasına küsüp gelecek olursa yaşayacağı hayatı anlatın, dedi. Yengesi, tam ev idaresi, yemek, bulaşık, çamaşır, dikiş bilsem de kaynanam beğenmez, ben dahi zorlanıyorum bu yaşımda dedi. Ben bulaşık, çamaşır, yemek yapmasını bilmem, ders çalışmayı bilirim. Dikiş nakış da bilmem. Yok kaçmam, okulumu bitiricem, dedim. Bülent, kaçalım dese de mi dediler, evet dedim. O da kaçalım demez, askeri okulda, demiştim çayımızı içerken güzel sohbetimizde. Sıcak sıcak Bingöl böreğini de afiyetle yemiştik.

 

Sonra Bülent okuldan geldi, oturdum konuştum. Yüzüğünü, mektuplarını iade ettim. Şapka ve apoletler sende kalsın, okul bitince konuşalım dedi ve bir daha konuşmadık. Abimin de hava kuvvetlerinden arkadaşı Hasan Abi onun komutanlarına takıyor. Şifreler karışıyor. Bu evlilik ne bugün ne de ileri bir tarihte gerçekleşmesi mümkün değil. Hava kuvvetlerinin kız kardeşini ne kara, ne deniz, ne jandarma alamaz. Kuvvet olarak şifreler karışır. Havanın kızını alamazsınız şeklinde bir mektup göndertmiş. Okulumuz bitse de Bülent’in komutanlarına gelen mektupta bildiğim için okul bitse de, yine teklif etse de kabul etmedim.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: