CAZ ÇAĞINDA KUŞADASI
Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, 29 Haziran 2020
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
CAZ ÇAĞINDA KUŞADASI

            Siz hiç caz müziği dinlediniz mi? Bir iki parça dinlemekle olmaz. Cazın çok sayıda ekolü vardır. Çalgıları da değişiktir. Piyano, gitar, keman, saksafon, klarnet…gibi. Doğaçlama, yani içinden geldiği gibi çalınan bir müzik türü. Özgür düşünceli insanlara hastır. Rahat ve neşeli değilseniz, beyniniz kaldırmaz. Dinlemek için relax olmanız gerekir. Kafanızda düşünce olmamalıdır.

            İşte Kuşadası ilçemiz bu müzik türü gibi bir dönem yaşadı.

            1960’lı, 1970’li yıllar…

            Bakir bir tarım, bereketli bir ticaret, özgür bir iskele, keyifli bir çarşı. Az sayıda esnaf, bol satış, bol kazanç. Ucuzluk. Zengin turist. Amerikalı, Fransız, İngiliz, Alman, İtalyan, Yunanlı…

            Çocukluğumuza ve gençliğimize denk gelen yıllar. Deniz tertemiz. Yol kenarındaki çeşmelerden rahatlıkla su içilebiliyor. Havayı içinize çektiğinizde ciğerleriniz bayram ediyor. Az sayıda insan. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Ada’nın her sokağı, her köşesi sanki sizin malınız. Her yerde keyfinizce dolaşabiliyorsunuz.

            Gazeteci Selâmi’den gazetenizi, derginizi alırsınız. İstediğiniz pansiyonda sakince tatilinizi geçirirsiniz. Restoranlar son derece ucuz. Çay bahçeleri halk için. Sahilde kimse balık avlarken size karışmaz. İskelenin ucuna kadar serbestçe gidebilirsiniz. Gemiler bile sizi içine alır, meraklı şekilde içini dolaşırsınız.

            Saat mevhumu yoktur. Gecenin üçünde eve yatmaya gelirsiniz. Deniz kıyısı 24’den sonra bile doludur. Çay bahçelerinde kuklalar, ibişler, karagözler insanları eğlendirir. Gelsin semaverler, gitsin semaverler. Vapurların kalın sesleri ortalığı inletir. Gidenler, Ada’dan ayrılırken üzülür. Gemi veda ederken siz de üzülürsünüz. Deniz; yelkenlilerin, Güvercin Ada’nın, sahilin ışıkları ile ışıl ışıldır. Bir başka âlemde yaşarsınız. Ne gündüzün, ne de gecenin bitmesini istemezsiniz. Rüya gibi bir kasabadasınızdır.

            Zeytin ağaçları arasından yürüyerek Kadınlar Denizine varırsınız. Mavi sular hafif dalgalıdır ve denizin içinde dalgalarla dans edersiniz. Deniz, hava, kum, güneş… İşte Kuşadası…

            Caz çağı, Kuşadası’nın gençlik çağı. Ada’nın şanslı gençleri yüzerler, balık avlarlar, çarşıda dolaşırlar, Küçük Ada’ya giderler. Sahilde kafayı çekerler. Geceleri diskoya girerler. Dışarıdan gelen gençler ise Ada’ dan hiç ayrılmak istemezler. Pansiyonlarda, lokantalarda, turistik dükkânlarda çalışmak onlara büyük mutluluk verir. Gençler birbirlerini gözetler, âşık olurlar, flört ederler, heyecan doruktadır. Sezon sonu Avrupa ülkelerine gidenler vardır.

            Deniz havası insanlara ilâç gibi gelir. Ruhsal rahatlama, serbestlik, neşe, müzik, sağlık, coşku, dans, eğlence…

            Şortlar kısa, üst çıplak, ayakta terlik, bazen yalınayak, kafada şapka, elde paletler, deniz, güneş ve kum seni bekler…

            Televizyon yok, araba yok, motosiklet yok, barlar yok, para yok, Sohbet var, samimiyet var, yardımlaşma var, insanlık var, sevgi var, saygı var. Caz çağında Kuşadası…

            Caz çağında istediğiniz bir yerde durup, denize atlayabilirsiniz. Âşık olursunuz. Arkadaş edinirsiniz. Doğa ile iç içe yaşarsınız. Ekmekler, simitler mis gibi kokar. Yediklerinizin tadı damağınızda kalır. Kafayı çekerken kaç para diye aklınıza gelmez. Balıklar boldur. Kefal, barbun, mercan, lüfer, sardalya, tekir…Meyveler, sebzeler tazeciktir, Karaova’dan gelir. Hayat hızlı değil yavaş işler. Hiçbir şey için aceleniz yoktur. Tam anlamıyla bir tatil yaparsınız.

            Caz çağı tekrar gelebilir mi? Mümkün değil. O çağ bir altın çağ idi. Geldi, geçti.

            Şimdi dolaştığımız her köşe bizim için bir anıyı akla getirir. Eski şarkılar, eski aşklar, eski yemekler, eski filmler, eski eğlenceler…

            Ah caz çağı ah ! Ah Ada’nın en güzel dönemleri ah !

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: