DENİZ MAĞARASINDA PİKNİK
Yayınlanma Tarihi: Cuma, 03 Ocak 2020
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
DENİZ MAĞARASINDA PİKNİK

 

 

            Zonguldak’ lı Mustafa Reis şen şakrak bir insan. Hayatı Karadeniz’de geçmiş. Yıllar geçmesine rağmen mutlu bir anını bugün gibi hatırlıyor:

            Bizim orda yani Ilıksu mevkiinde bir mağara var. Mağaranın içi deniz suyu ile dolu. Bu oyuktan tekne ile denizden içeriye girilebiliyor.

            Arkadaşım Ömer’in oğlu Hikmet’in sünnet düğünü arifesinde Ömer’in kayınbiraderi Mehmet misafir olarak geldi. Ömer’le arkadaş olduğumuz için benim Zonguldak’taki hatıralarımı bilir. Mehmet’e jest olsun diye onu bir eğlencenin içine sokmak istedi.

            Deniz mağarasının derin dip yapısı döküntü taşlarla dolu. Burada, kendiliğinden yer altı sularının sızması ile duvarda kurna gibi bir kaya oluşmuş. Kayanın içi de doğal bir suyla dolu vaziyette.

            Arkadaşlardan biri suyun içine plastik boru monte etmiş. Su geldikçe suyun fazlası borunun içinden akıyor. Çok da soğuk,buz gibi. Biz, tam bu suyun kenarına gelecek şekilde kayığımızı önden, arkadan bağladık. Tekneyi oraya sabitledik.

            Kayığın içinde mangalımızı yaktık. Balığımızı ayıkladık. Kızartmaya başladık. Rakıları açtık. Salatamızı yaptık. Bir yandan yemeye içmeye, bir yandan muhabbete başladık.

            Yanımızda getirdiğimiz içme suyu yok. Kadehlere rakıları koyuyoruz, sulandırmak için yukarıdan sızan borudan gelen doğal suyu kullanıyoruz. Son derece temiz, soğuk bir su.

            Teknenin altına bakıyoruz, kayaların arasından pavuryaların (ıstakoz renginde iri yengeç) kolları, ayakları görünüyor. Biraz sonra kendisi meydana çıktığında uzun saplı kepçe ile onu yakalıyoruz, kayığa alıp kaynayan suyun içine atıp, pişiriyoruz. İki dakika önce tuttuğumuz pavuryayı mezemize dahil ediyoruz.

            Böyle böyle neredeyse akşamı ettik. Arkadaşlardan bazıları salyangoza dalıyorlar. Derin sulara iniyorlar. Derin sulardan çok büyük midyeler de çıkarıyorlar. Bu midyeler çok temiz, kaya midyesi.

            Arkadaşlardan bir tanesine limana giderken seslendik, döndü yanımıza geldi. Çıkardıkları midyelerden bir teneke midye aldık. Bu midyeleri de pişirdik. Sote yaptık. Onları da mezemize dahil ettik.

            Muhabbet, şarkı bizde gırla gidiyor. Akşamı ettik.

            Muhabbeti sonlandırdık, kayığımızı çözdük. Mağaradan çıktık. Limanın yolunu tuttuk. Şakalaşa şakalaşa, birbirimizi ıslata ıslata limana döndük.

            Mehmet, böyle bir ortama bayıldı. Ben bunu İzmir’de hayatım boyunca yaşayamam, dedi. Çok memnun olarak ayrıldı.

            Hâlbuki bu eğlence bizim için sıradan bir eğlenceydi. Ama, Mehmet için herhalde popüler bir eğlenceydi.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin:
YAZARIN TÜM YAZILARI