GEÇEN ZAMAN DEĞİL, BELKİ DE ZAMAN BİZİZ ASLINDA!
Yayınlanma Tarihi: Cuma, 24 Ocak 2020
YAVUZ AKGÜN - Gazeteci / Yazar
GEÇEN ZAMAN DEĞİL, BELKİ DE ZAMAN BİZİZ ASLINDA!

          Zaman sadece yaşam kalitesini değiştirmedi, masumiyetimizi ve doğallığımızı bir sünger gibi emdi. Sokakta oynanan oyunların yerini teknolojik ürünler aldı mesela. Teknoloji, insanı yalnızlaştırdı, sohbetlerin yerini aldı hızlıca. Büyüklerimizin  güzel meyve bahçelerinin, bahçeli evlerinin yerini yüksek binalar aldı. Şimdilerde eski ev sahipleri evlerini, arsalarını yenilenme ve rant adına kentsel dönüşüme kurban verdi. Buralar önceden arsaydı, tarlaydı diye konuşuruz. O sözler eski tarlalarda top oynamamış, ağaçların arasındaki gölgelerde demlenmemiş çocuklara bu anlattıklarım yabancı gelir. Bizden önce büyüklerimizin eskiye özlem duyarak çevrenin değiştiğini bu sözle ifade ettiklerini düşünüyorum. Ya bizden sonra?

 

          Nerede kaldı 80’li yıllarda Kuşadası Gençlikspor’u, Kuşadası İdmanyurdu’nu, Denizspor’u, amatör kulüpleri izlediğimiz, resmi bayramlarımızı kutladığımız, festivalleri düzenlediğimiz toprak saha? Şimdi metruk bir şekilde otoparka terk edilmiş, siyasi rantın oyuncağı, projelerin deneme tahtasına dönmüş! Şimdilerde Endüstri Meslek Lisesi ve kız Meslek Lisesi’nin bulunduğu alana daban tarla derdik, mahalle maçlarını yaptığımız tahtadan kalelere şut çektiğimiz tarla daha dün gibi aklımda! Okuldan kaçar; top oynamak, arkadaşlarımızla buluşmak için “kale” dediğimiz tarihi surların yanındaki, şimdilerde üniversite öğrencilerinin uğrak yeri olan Öge Sokak!

 

          Zaman ilerledikçe yaşadığımız coğrafyada neler neler değişmedi, neler neler tarihe yenik düşmedi ki! Sosyal medyada gördüğümüz geçmişe dair bir resim hangimizi geçmişin izlerine dair bir yerlere götürmüyor ki! Biz değiştik, çevremiz değişti ve baş döndüren bir hızla da değişmeye devam ediyor, sabun köpüğü misali akıp, kaybolup gidiyor zaman! Anlatmakla, saymakla ve bazen de o sıcak dostlukları arkadaşlıkları, aramızdan ayrılanları da anmakla bimez!

 

          İnsan ilişkilerinin temelinde yer alan en büyük ihtiyaçtır güven. Bir ağacı dik tutan kökler gibidir. Onun varlığı arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerini sürekli kılar. Mahalle yaşamında kendine beslenme alanı bulan güven şimdi sokaklarda yokluğunu hissettiriyor. Güvenle akşam ezanına kadar oynanan sokaklar bomboş kaldı. Anneler, eskiden cama çıkarak kendilerini sokaktaki tatlı oyunlara kaptıran çocuklarını çağırırlardı. Şimdi ise o tatlı oyunlar, çamurdan yapılan yemekler kalmadı,  çocukların gözleri dört köşeli sığınaklarında artık. Bir arkadaşım  bu aletleri teknolojik emzik olarak isimlendiriyor. Bir kelime kalıbına ancak bu kadar uyardı.

 

         Sokaklarda gezen süt satıcılarını, elma şekercileri, bozacıları anlatır büyüklerimiz. O satıcıların olduğu dönemlerin son zamanlarını hatırlıyorum. Ancak perdenin kenarından dışarıyı gözlemleyerek bu satıcıların mahallelerinden geçmelerini bekleyen çocuklar çok eskilerde kaldı.

 

          Televizyon şimdi ister eski modeliyle ister en yeni modeliyle her evde bulunurken önceden komşuların bir araya toplanma sebebiymiş. O zamanların teknolojisi öylesine masummuş ki sohbetler bir demlik çay eşliğinde devam edermiş. Ya da sofraya oturulduğunda telefonlarla fotoğrafı çekilip sosyal medyaya koyulan yemekler yerine, sobaların üzerine çaydanlık koyulurmuş.

 

         Evet! İşte durumlar böyleymiş böyle oldu. Zaman değişti, getirdikleri de oldu, götürdükleri de. Ancak insanın yüreğine kadar girip nasıl oldu da onun duygularını değiştirdi, yoksa o bunu yaparken ona vicdanımızla savaş açmadığımız için bizler mi suçluyuz bilemiyorum. Eskiden komşulara evin anahtarları bile emanet edilebilirmiş. Şimdi bırakın güveni? Komşuluk kaldı mı diye soruyoruz önce.

 

Geçen zaman değil, belki de zaman biziz aslında!

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin:
YAZARIN TÜM YAZILARI
GEÇEN ZAMAN DEĞİL, BELKİ DE ZAMAN BİZİZ ASLINDA! Yeni Yıl, Yeni Umutlar... Nesilleri Yetiştiren Öğretmenlere Daha Saygılı Bir Dünya Olması Dileklerimle… ATATÜRK'ÜN LİDERLİĞİNDE CUMHURİYETİMİZ 96 YAŞINDA İnsanı Gerçek Dost Yapan Nedir? AMAÇ BİR ŞEYLERİN KUTLANMASI DEĞİL ELBET! İŞÇİYE-EMEKÇİYE 40 KATIR MI, 40 SATIR MI!! SİYASİ ETİK VE GÖZLEMLERİM SOSYAL MEDYA MI BİZİ KISITLIYOR! YOKSA BİZ Mİ...? Sokak Hayvanları Toplumumuzun Bir Parçasıdır İnsan Adayı Olmaktan Üst İnsana Geçiş Siyasetin Yaşama Bıraktığı İzdüşümleri OMURGASIZLAR Siyasi Pencereler ve Bakış Açılarımız Demokritos ya da İlk Materyalist Filozof Nerede o eski günler demek geliyor içimden… Sevginizden Çalanları Hayatınızdan Uzaklaştırın! İLK İZLENİM YANSIMALAR EYLÜL AYI VE DOĞANIN SESSİZ ÇIĞLIĞI TAŞ TAŞI, LAF TAŞIMA GÜLMELERİMİZ BİLE SAKLI KALMIŞ HAYALERİMİZDE BAŞARI; SABRETMEK VE İNANMAKTA GİZLİDİR GİZLİ YAŞAM DURAĞIMIZDIR YALNIZLIKLARIMIZ KENDİNİ SORGULAMIYORSAN KAYIPSIN DEMEKTİR “İNSANLIK HAFİFLİYOR” İNSANLAR VE DEĞİŞİM BAŞKASININ HESABINA YAŞAMAYIN Yarın 24 Temmuz Basın Bayramı, Sansürün Kaldırılmasının 109. yılı FUTBOLU SEVEN, BAŞARILI OLMAK İSTEYEN AİLE VE ÇOCUKLARA TAVSİYELERİM İNSAN POLİTİK BİR VARLIKTIR KUŞADASI DENİZCİLİK BAYRAMI VE 6.000 BALIK YAVRUSUNUN VERDİĞİ MESAJ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ KUTLAMALARI 40 YIL SONRA OLMAYABİLİR! 23 NİSAN BİZLERE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ARMAĞANIDIR KUŞADASI GENÇLİKSPOR BAL LİGİNDE KALACAK GÜVERCİNADA TURİZMDE ODAK NOKTAMIZ OLMALIDIR AVUKAT NİLGÜN ÖĞÜNÇLÜ’YE VERİLEN TEPKİLERİ ANLAYABİLMİŞ DEĞİLİM KUŞADASI TURİZMİNDE YENİ ATILIM ŞARTTIR KUŞADASI’NI YARATICI ŞEHİRLER ARASINA SOKMAMIZ GEREKİYOR GÜLE GÜLE ENGİN AMCA KUŞADASI’NIN TURİZMDEKİ YERİNİ TEKRAR MARKA DEĞER OLARAK KAZANDIRMALIYIZ YÜKSEK SU FATURALARI CAN YAKIYOR, SARIÇAY BARAJI PROJESİ BİTİRİLMELİDİR ATATÜRK BULVARI VE SAHİL PROJESİ YAYALARIN YÜRÜYÜŞ ALANI GASP EDİLİYOR! ÖZELLİKLE DE İNÖNÜ BULVARI'NDA! KUŞADASI'NDA TRAFİK SORUNLARI SAHTE VE GERÇEK GAZETECİLER Kuşadası Tariş Alanı Projesi Üzerine NEREDE O ESKİ BAYRAM COŞKULARI ! KUŞADASI’NDA MODERN HANUTÇULUK FURYASI KUŞADASI’NDA KORSAN EMLAKÇI SAYISI ARTTI