KONSTANTİN’İN KİLİDİ
Yayınlanma Tarihi: Perşembe, 23 Temmuz 2020
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
KONSTANTİN’İN KİLİDİ

                    Aygül’ün ödevleri bitmek bilmiyor. Üniversite hocası ona yine bir yazı vermiş. Konusu Bizans ve Hristiyanlık ile ilgili. Önce Türkçe yazmış, daha sonra bunu İngilizceye çeviriyor. Şöyle bir göz attım, bakın nasıl bir yorumda bulunmuş:

                     BİZANS’IN HRİSTİYANLIĞI KABUL EDİŞ NEDENLERİ

            Tarihte Roma ve Osmanlı İmparatorluklarını en uzun ayakta kalan devletler olarak görürüz. Emperyalist Roma Devleti, Batı Akdeniz ile yetinmeyerek doğuyu da elde etmiştir.

            Eski Romalılar, doğuda Yunan kültürünü de ekleyerek bir Doğu-Batı sentezi oluşturdular. Fakat zamanla bu sentez uygulaması imparatorluğun sürdürülmesine yetmez hale geldi.

            Monarşi ve cumhuriyet dönemlerinde küçük çiftçiler, tüccarlar, sanatçılar, işçiler, yani zayıf halk tabakası; toprak sahiplerinin, soyluların adeta kölesi durumundaydılar. İmparatorluk hristiyanlığa yaklaşırken bu ezilen sınıf, ezenlerden kurtulmak için hristiyan olmaya ve yönetimi zorlamaya başlamıştı. Sınıf çatışmalarında hristiyanlık ağır basmaya başlamıştı. İmparatorlar, siyasi geleceklerinin ve devletin ayakta durabilmesinin endişelerini yaşıyorlardı. Esasen, çatışma erken dönem kapitalizmi ile erken dönem sosyalizmi arasındadır. Zaten birkaç yüzyıl önce Spartaküs önderliğinde isyan eden köleler erken dönem kapitalizmine zor anlar yaşatmıştı.

            Musevilik ilk ortaya çıkan tek Tanrılı dindi. Fakat bu din Yahudiler arasında yayılmıştı ve Yahudilerin dünyada sayısı çok azdı. Musevilik gibi hristiyanlık da Orta Doğuda ortaya çıktı. Orta Doğu ise Bizans’a yani Doğu Roma’ya yakın bir bölgeydi. Bu nedenle İstanbul hristiyanlıktan daha çabuk etkilendi. Bizans, kutsal topraklara daha yakındı.

            Pavlus, İsa’nın öğretilerini Yahudi olmayan toplumlara da yaymaya başladı. Eski Roma inançlarına benzer şekilde hristiyanlığı batılılara uyarladı. Uyarlanmış yeni şekil Romalılara çok kolay ve cazip geldi. Hristiyanlığı kabul etmeye başlayan Romalı vatandaşların sayısı artmaya başladı. Ölüp de yok olmak yerine, Tanrının Krallığında yer almak isteyen Romalıların inanç açısından içlerindeki boşluk doluyordu. Yeni hristiyanlar, Pavlus’un İncil’deki “Romalılara Mektubu” ndan da etkilenmişlerdir.

            İsa’nın getirdiği din bu dünyada siyasetçilerin insanlık için adaletli bir düzen sağlayamayacağını anlatıyordu. Gerçek adalet, sevgi ve sağlıklı yaşam Tanrının Krallığında oluşacaktı. Yani, insanlar tekrar dirildikleri zaman…

            Bu düşünce Romalılara daha sağlıklı ve gerçekçi geldi. Tanrının Krallığı için çalışmaya başladılar. İsa tekrar gelecek ve adaleti sağlayacaktı. Roma İmparatoru Augustus her ne kadar adil düzenlemeler yapmış olsa da bunlar da Roma vatandaşları için yeterli değildi. Onlar bir insan tarafından değil, Tanrının oğlu tarafından yönetilmeyi daha mistik buluyorlardı. Ayrıca pagan dönemin çok sayıdaki tanrıları onların kafalarını karıştırıyordu. İnançta basitlik, sadelik yoktu.

            Yoksullar can çekişiyordu. İsa ise yoksulların yanındaydı. Tanrının Krallığında yoksulların cennette olacağı söyleniyordu. Pavlus’un düzenlemeleri politik, sosyolojik ve ekonomik açıdan Doğu Roma’yı sarsmaya başlamıştı. İsa’nın düşünce ve öğretileri o devirde tek tanrıya inanmayan insanların sorularına cevap verebilecek nitelikteydi. Köleler ve ezilenler Tanrının Krallığında özgür ve şahsiyet sahibi olarak yaşamak istiyorlardı. Ayrıca, imparatorluk zayıflamaya başlayınca devlete olan güven sarsılmıştı. Yeni bir dini inançla yola çıkmak devlete karşı güveni yeniden sağlayabilirdi. Yeni dinle dıştan gelen baskılara, barbarlara karşı da taze bir güç ortaya çıkarılabilirdi.

            İnsani değerlere ve sevgiye yer veren İsa’nın öğretileri ezilen insanlar için ilaç gibi ortaya çıkmıştı. Çünkü, aslında Roma yönetimlerinin de barbarlıktan farkı yoktu. Yine de Romalıların Hristiyanlığı neden kabul ettiklerini tam olarak İncil’i okuyabilirsek anlayabiliriz. Hatta, ondan önceki Tevrat ve Zebur’u bile okumak gerekir. Çünkü, bu inançların da kendine göre bir felsefesi vardır. Bu felsefede yeni bir dünya için, cennet için büyük bir umut vardı. Daha sonraları Doğu Roma’daki hristiyanlığın Batı Roma’ya sıçramasıyla batı’da gelişmeler kaydedildi. Bütün bu gelişmelerden hristiyanlığın çok tanrılı dinlerden daha faydalı olduğunu görüyoruz. Hristiyanlık döneminde siyasal, sosyal ve ekonomik ilerlemeler kaydedilmiştir. Hristiyanlık, o devirde gerici paganlığa karşı ilerici bir dalga halindeydi.

            Doğru olup olmadığını bilmiyoruz ama İmparator Konstantin rüyasında haç işareti görmüştü. Böyle bir durum eğer gerçekse imparator için itici güç olabilir. Konstantin çok başlılığa son verip imparatorluk içinde hristiyanlığa öncelik tanıyarak birliği sağlamaya çalışıyordu. Öte yandan kiliselerin başka güçlerin eline geçmesini önlemek istiyordu. Başka güçler ele geçirmeden Konstantin hristiyanlığı ele geçirdi. Dini ve siyasi yetkiler imparatorda toplandı.

            Konstantin, hristiyanlıkta birliğin tehlikeye girmesini önlemek amacıyla değişik görüşlerde bulunan Ariusçuları da sürgüne gönderdi. İmparatorlukta dini, sosyal ve ekonomik birliğin sağlanması için İznik Konsili’nin kararlarını tehditlerle kabul ettirdi.

            Not: Öte yandan Doğu Roma’nın hristiyanlığı kabul etmesinin nedenleri arasında İslamiyet tehdidi yer almamıştır. Çünkü, daha o zamanlar İslamiyet ortaya çıkmamıştı. Ancak sonraki yüzyıllarda Bizans için İslamiyet ve Türkler tehlike oluşturmuşlardır. Bizans’ı yine Tek Tanrı dini olan İslamiyeti seçen Türkler yıkmışlardır.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: