KUŞADASI CENNET KOYU-CENNET YOLU
Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, 03 Haziran 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
KUŞADASI CENNET KOYU-CENNET YOLU

 

 

            Hepinizin yurdun bir köşesinde çok sevdiği bir yer vardır. O kadar çok seversiniz ki, oraya kendi kafanıza göre bir isim koyarsınız.

            Cennet Koyu da Kuşadası’nda benim için böyle bir yerdir. Adını ben koydum. Çünkü Kuşadası’nın bu bölgesi benim içimi ferahlatıyor.

            Yazları kafama hasır fötr şapkamı geçirir, güneşe öyle çıkarım. Hasır şapka aynı zamanda başınızı havasız bırakmaz. Bugün de öyle oldu. Başımda şapka, ayağımda kısa pantolon ve keten ayakkabılarla yürüyüşe çıktım.

            Güneşli ve hafif sıcak bir Haziran günü. Kuşadası Gurup Sitesinden Ada’nın merkezine doğru yürüyeceğim. Albora Otel, Altınsaray Hamam ve Oteli, Otel Carina, Zoka Restoran, La Vista Otel önü derken Cennet Yolu’na girmiş oluyorum.

            Çam, zeytin, zakkum, incir, söğüt, palmiye ağaçları ve kargılıklar eşliğinde ağır ağır geniş kaldırımdan yürüyorum.

            Nihayet deniz görünüyor. Karşıda Yılancıburnu yarımadası. Uçsuz bucaksız mavi sular. Şahane bir manzara. İleride, sol tarafa baktığımda Sisam Adası, sağ tarafta Gümüldür, Özdere kıyıları. Sis yok denizde. Her şey net.

            Benimle birlikte Ada’ya doğru yürüyen insanlar… Kimileri durup koya karşı selfi yapıyor. Cep telefonlarından denizi çekenler de var.

            Yolun ortasına geldim. Bakıyorum. Cennet Koyu’nda beş altı tane yat demir atmış denize. İçinde balık avlayanlar var, suya atlayıp yüzenler var, yatta yemek yiyenler var.

            Yılancıburnu doğallığını kaybetmemiş. Yeşille kahverengi ve mavilikler birbiriyle uyum sağlıyorlar.

            Aşağıya bakıyorum… Küçük iskelede oturan, denize atlayan insanlar görünüyor. Rengârenk şemsiyeler altında şezlonglarda dinlenen tatilciler… Cennet Koyu’nun kumsalı da bambaşka. Deniz kenarında sular o kadar berrak ki tıpkı kayalıkların üstü gibi altları da ayna gibi görünüyor.

            Botlar, yatların arasından köpük bırakarak geçiyorlar. Ağaçlar, çiçekler, deniz, güneş, insanlar, gökyüzü, martılar, kayalıklar. İşte cennet Koyu…Yılancıburnu ile Güvercinada arasında içinizi ferahlatıyor.

            Ada’ya doğru baktığımda Kuşadası’nın simgesi Güvercinada’yı görüyorum. Yüz yıl evvel üzerinde ağaç bulunmayan adacık şimdi surlu, kaleli, yeşillikli, fenerli, bayraklı bir yarımadaya dönüşmüş. Surların altındaki vahşi kayalıklar Küçükada’ya ayrı bir hava veriyor.

            Yılancıburnundan bakınca bir başka, Cennet Yolu’ndan bakınca bir başka, Güvercinada’dan bakınca bir başka, Kese Dağı’ndan bakınca daha bir başka görünür Cennet Koyu.

            Cennet Yolu kaldırımından yürüyen insanlar bu güzelim manzaranın büyüsüne kapılıyorlar. Yerliler ve turistler ister istemez kahverengi demir korkuluklara dayanıp etrafı seyrediyorlar. Cennet Yolu’nun diğer tarafı ise sarp dağlardan ibaret. Üzeri zeytin, çam ve çeşitli ağaçlar, çiçekler, çalılıklarla örtülü.

            Yürürken öyle bir noktaya geliyorsun ki aşağıya baktığında derin bir uçurum. Kurumuş büyük bir ağaç parçası, kayalıklar, çakıl taşları, yosunlar, küçük küçük mağaralar, binbir çeşit çiçekler. Arada bir tüllüşah çiçeklerine denk geliyorsun.

            Bu yol insana hayat veriyor. Bu koy, bakınca insanı rahatlatıyor. Sıkıntısı olan buraya gelmeli, temiz deniz havasını içine çekmeli, manzarayı seyretmeli. Dertlerine veda etmeli. Hayatın, doğanın güzelliklerini görmeli.

            İster yürü, ister bisiklet sür; ister motorla, ister arabayla geç, burayı gör. İçinde sıkıntı varsa ferahlarsın. Büyük sorunların aslında küçük olduklarını anlarsın. Hele çevreden müzik sesleri geliyorsa rüya âleminde yaşarsın.

            Eskilerin Papaz Hamamı dedikleri, Cennet Yolu’nun sonuna gelmeye başladım. Güvercinada’nın küçük limanına demirlemiş yatlar görünmeye başladı. Bunlar gezi seferleri düzenleyen gemicikler. Kıyıda dinleniyorlar.

            Ve işte büyük iskele göründü. Limana büyük bir vapur yanaşmış. Celestyal Cruises. Ne gemiler geldi geçti bu iskeleden.

            Cennet Koyu… Cennet Yolu…

            Sabahın erken saatlerinde bir başka güzel,

            Öğle sıcağında bir başka,

            Günbatımında bir başka güzel,

            Gecenin karanlığında başka…

            Her metrekaresinde ayrı bir güzellik, her adımında ayrı ve şahane bir manzara, her cephesinde büyüleyen bir doğallık.

            Ada’ya ilk defa geliyorsanız, Cennet Yolu’ndan yürümeden, Cennet Koyu’nu seyretmeden geçmeyin. Çünkü burası Kuşadası’nın kalbi…

            Doğa buradan size sesleniyor, cennettesiniz diyor.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin:
YAZARIN TÜM YAZILARI
HATIRA DEFTERİ ÜÇ ŞEHRİN HİKÂYESİ (3) ÜÇ ŞEHRİN HİKÂYESİ (2) ÜÇ ŞEHRİN HİKÂYESİ (1) KUŞADASI CENNET KOYU-CENNET YOLU GÖKMEN ARKADAŞIMIZIN DEĞERLENDİRMESİ KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (20) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (19) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (18) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (17) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (16) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (15) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (14) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (13) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (12) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FITINASI (11) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (10) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (9) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (8) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (7) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (6) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (5) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (4) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (3) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (2) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (1) SAĞOL CANIM ÖĞRETMENİM HATİCE ABLADAN MEKTUP SÜTÇÜ HALİT AĞA(5) SÜTÇÜ HALİT AĞA (4) SÜTÇÜ HALİT AĞA (3) SÜTÇÜ HALİT AĞA (2) SÜTÇÜ HALİT AĞA (1) ÜÇ FIKRA-ÜÇ HİKÂYE HASAN DAYI ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (4) ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (3) ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (2) ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (1) AĞAÇLARI KATLEDİLEN KUŞADASI 1946 YILINDA KUŞADASI (3) 1946 YILINDA KUŞADASI (2) 1946 YILINDA KUŞADASI (1) BİNBİR ÇEŞİT KATİL RAKAMLAR LİMON AĞACI BİR ZAMANLAR SAĞIRDIM İNTİKAM ÖYKÜSÜ YABANCI EDEBİYAT SERÜVENİM AÇ KALMAM BEN