KUŞADASI’NDA GÜNBATIMI
Yayınlanma Tarihi: Cumartesi, 12 Ekim 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
KUŞADASI’NDA GÜNBATIMI

 

 

            Beşinci katındayım, yani terasındayım Liman Otel’in. Aman Allahım ne şahane bir manzara. İnsan burada kendisini uçsuz bucaksız, son derece güzel bir âlemde hissediyor.

 

            Ben bu akşam buraya günbatımını seyretmeye geldim. Yani, karşı kıyılarda, denizin ufkunda güneşin batışını…Fakat, Kuşadası panoraması beni büyüledi: Kısmet Oteli, Marina, Türkmen deniz kıyısından tutun balıkçı barınağına, büyük iskeleye, çay bahçelerine, Güvercinada yoluna kadar, Yanıklık yamaçlarına ve Küçükada’ya kadar muhteşem bir görünüm…   

 

Turist olsaydım bu otele gelirdim herhalde Kuşadası’nda.

 

Terastaki barda içkimi yudumlarken Kuşadası körfezini, masmavi denizin dalgalarını; Gümüldür’e, Seferihisar’a doğru uzanan kıyı şeridini zevkle seyrediyorum.

 

Akşamüzerindeyiz. İşte güneş ağır ağır denizle birleşmeye doğru iniyor. Kuşadası’nda bir gün daha sona eriyor.

 

İşletme sahibi Hasan arkadaşım diyor ki:

 

“Her akşam farklı, güzel bir renk cümbüşü var burada. Doğanın insan oğluna sunduğu en değerli kıymetlerden birisi...Biraz sonra da tam şu karşıdan, Pilav Dağının üstünden ay çıkacak…”

 

Hafif bir caz müziği eşliğinde yukarıdan aşağıya doğru tekrar tekrar bakıyorum.

 

Ekim ayındayız. İnsanı fazla üşütmeyen bir rüzgâr esiyor terasta. Güneş ışığını kaybettikten sonra yavaş yavaş her tarafta ışıklar yanmaya başlıyor.

 

Saat kulesinin kırmızı-mavi ışıkları, Güvercinanda etrafındaki surların sapsarı, canlı ışıkları, Liman caddesinden gelip geçen arabaların sarı ve kırmızı ışıkları, barların ve restoranların yeşil, kırmızı, sarı, mavi neon reklam ışıkları, gece lambalarının bembeyaz ışıkları…

 

Günbatımı artık geceye dönüşüyor. Denizin rengi kararıyor. Kuşadası bir dönüşüm yaşıyor. Ada’da gece başlıyor. Ve artık gün gececilere kalıyor.

 

Kıyıdaki barlar, lokantalar dolmaya başlıyor. Müzik sesleri, içki kokuları, yemek kokuları, turistlerin konuşma ve kahkahaları birbirine karışıyor. İnsanlar günün yorgunluğunu atmaya çalışıyor, rahatlıyorlar…

 

Şüphesiz günbatımının görüldüğü her yer, her mahalle, her cadde, her sokak, her deniz kıyısı muhteşemdir Kuşadası’nda. Dünyada günbatımının şahane bir şekilde göründüğü nadir şehirlerden biridir Kuşadası. Sadece günbatımını seyretmek için dışarıya fırlayan insanlar var Ada’da.

 

Yazılarımıza ilham veren bir şehrimiz Kuşadası. Güneşiyle, kumuyla, deniziyle, havasıyla ve günbatımıyla. Sonra da geceleri ile…

 

Terastan seyrettiğim şehrin büyüleyici manzarası beni eski zamanlara da götürdü. Kim bilir kaç defa seyretmişimdir günbatımını Ada’da. Kim bilir kaç geceler burada olmuşumdur. Çalışma hayatından ve sorunlardan uzak geçirdiğimiz günler belki de en güzel günler bizim için. Huzur içinde yaşanan dakikalar, sakin bir hayat ve doğa ile iç içe güzel bir ortam bizi ne kadar mutlu ediyor…

 

Birden sessizliği bozan cıvıl cıvıl sesler geliyor kuşağıma. Bunlar kuş sesleri galiba. Nereden geliyor diye bakıyorum. Etraftaki yüksek çam ağaçlarından olmalı. Çalışan arkadaşa soruyorum:

 

-Kuş sesleri mi bunlar?

 

-Evet, karşı taraftaki ağaçlardan geliyor.

 

Kuşlar bile çok mutlu olmalılar ki akşam akşam cıvıldaşıyorlar.

 

“Belli güçlerin doğrultusunda ayakta duran turizm yerlerimizden çok farklı olarak Kuşadası’nın değişik değerleri var” diyor otelci arkadaşım.

 

“Tarihi dokusu, bulunduğu yer, Ege’nin en güzel konumunda oluşu Ada’nın en önemli özelliği. Buranın göze görünmeyen büyülü bir havası var. En kötü zamanda bile Kuşadası ayakta duruyor. Hep kendi başına ayakta kalıyor. Türkiye’de turizmin üvey evlâdıdır Kuşadası. Aşırı derecede göç alır buna rağmen. Üzüntü verici husus buraya göç eden yurttaşlarımızın buranın değerlerine sahip çıkmadan, saygı duymadan yaşamaları. Kuşadası birçok göçmeni hayal edemeyeceği yere getirdi ama hâlâ daha Ada’da kırsal kesimin özelliklerini taşıyorlar. Kendilerini Ada’nın güzel havasına adapte edemediler. Yaşamı farklı kılan çok güzel değerler var Ada’da. Ama, üvey evlât. Yine de Kuşadası sevenleri ile şu anda da ayakta ve tarihte olduğu gibi bugün de hak ettiği şekilde yaşayacaktır.”

 

Ve arkadaşım konuşmasını şu şekilde noktalıyor:

 

“Buranın ironisi nedir?

 

Kötü gözle bakılsa bile buraya gelip yerleşen insanlar, asla buradan vazgeçemiyorlar.”

 

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: