KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (15)
Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, 15 Mayıs 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (15)

                                  

 

Ev satılamadan geri gelinilir. Evin satılık olduğunu Fethiye’de duymayan kalmamıştır. Ev Karagözler’dedir ve çok güzeldir. Deprem evleridir, tek katlı. Bahçeli. Deniz manzaralı. Bir taraftan demir işlerini yapanlar, elektrik işlerini yapanlar, marangozlar velhasıl bütün alacaklılar başlarında. Cafer Tombul’dan çok utanılmaktadır. Ev satılsa ilk önce ona ödeme yapılacaktır. Diğer Sağlamlar-İbrahim Tutucu, paraya sıkıştıklarını, olmazsa Halk Bankasında kredi bulunduğunu, alacağı para kadar kredi alıp zamanı geldiğinde faiziyle ödeme yapılmasını önerir. İşlerine gelir. O, öyle kapanır. Elektrikçi Ergun, hesap görelim, ileriki tarihe bir senet alayım, öyle kapansın, der. Mermerci Süleyman’ın alacağı için borçlu bulunduğu İstanbul’daki mermer atölyesi sahibine senet verilir. Marangozlar, ille de para diye dayatırlar. Halbuki onlara yıllarca açık hesap borç kereste verilmiştir. Onu unutmuşlardır. Mehmet Karaman alacağı için icraya vermiştir. İcracı, onları tanıyan Ahmet Bey, borcu üç ay sonra ödeyeceğim diye taahhütte bulun, imza at, ben gideyim, der. Öyle yaparlar.

 

Bu arada Fethiye’deki eve alıcı çıkmış, Kaya Otelden haber gelmiştir. Süleyman, ablasıyla Fethiye’ye gider. Eve talip olan, Almanya’da dişçilik yapan biridir, 1.500 istenir, 1.400 verir. Kabul edilir. Ev satılır. Borçların bir kısmı ödenir. Kredi çıkarılması için verilen çeklerin ödenmesi için çek sahipleri devamlı baskı yapmaktadır. Onların kredi çıkarma işinde hiçbir şey yapmadıkları ortaya çıkar. Kredi çalışırken onların krediye engel olmaması için ilk ödeme 50 bin lira ödenir. 200 bin lira için adamlar mektupla tehdit etmeye başlarlar. O zaman da sağ sol çatışmaları olmaktadır. Gönderdikleri tehdit mektubunda ödenmeyen çeki örgüte vereceklerini, kendilerinin örgütle çalıştıklarını, el yazısı mektupla göndeririler. Bir taraftan da çek karşılıksız olduğu için savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. Savcılık dava açıp karşılıksız çek kesmekten 3 ay hapis cezası vermiş, paraya çevrilerek ödeme yapılmıştır. Bu arada Süleyman da elindeki onlardan gelen tehdit mektubunu savcılığa vererek suç duyurusunda bulunmuş, bu konuda Ankara’da haklarında dava açılmıştır. Dava devam ederken zaten yaşlı olan şahıs vefat etmiş, böylece dava sükut etmiştir.

 

Bu arada otelin karo plâkları Ali İnan’a sipariş verilip yaptırılmıştır. Süleyman, karo plakların fiyatını Ali kalfa ile 35 liradan pazarlık yapmıştır. Otel tek yıldızlı turizm belgeli olduğundan ilişkiler hep Turizm bakanlığı ile yapılmaktadır, o yıl bakanlığa bağlı yıldızlı otel sayısı 7’dir. Otel yeni olduğundan müşteri ilk yıl biraz az olmuştur. İkinci sezonda İstanbul’daki turizm acentelerinden talepler, rezervasyonlar yapılmaktadır. Yaz sezonunda Turizm Meslek Lisesi öğrencileri personel olarak çalıştırılır, onlar da staj yapıp puan alıyorlar.

 

Otel, 1 ağustos 1981 tarihinde hizmete açılır. Küçük bir açılış töreninden sonra, baba, Süleyman’la beraber bir araya gelir ve baba, Süleyman’ı bu başarısından dolayı tebrik eder. Ben olsaydım bu kadarını yapamazdım, der. Baba, otel inşaatına başlandığı sıralarda otelin ikmaline yetecek paranın bulunmadığını bilmektedir. Süleyman, pansiyon gelirleri ve atölyeden gelen kiraların harcanmasından, ayrıca bilfiil binanın su basman betonlarının yapımını kendisi tek başına yapmış, bir tek amelelere para ödemiştir. Otelin kaba inşaatına 650.000 lira harcanmış, ince işleri için de diğer senelerin pansiyon gelirlerini de otele harcamasından, ayrıca kredi temin edilip, inşaat devam ettirilmiştir.

 

Süleyman hem bedenen çalışmış, hem de kredinin çıkmasında büyük çabalar harcamıştır. Mal sahibi ablasının maddi katkısı olarak Fethiye’de 1.400.000 liraya satılan ev parasından başka bir katkısı olmadığını baba bildiği için Süleyman’ı bunlardan dolayı tebrik etmiştir. Daha sonra da baba, sokağın bize ait olan bir tarafını bitirdin, şimdi sıra sokağın diğer tarafında deyip Süleyman’ın buraları da başarabileceğini düşünmüş ve bundan sonra bu tarafı da yapmaya başlarsın demiş, fakat oğlu Süleyman, otelin yapımında çektiği sıkıntılardan dolayı çok yorgun olduğundan, babasına, artık ben buralarda başka bir şey yapmayacağım, buraları da kim yaparsa yapsın demiş, baba da Süleyman’a hak vermiş ve haklısın kime lâzımsa oraları da o yapsın demiştir.

 

Otel açılmış olmasına rağmen gerekli olan müdür odası, mutfak bölümü, kahvaltı salonu, lobi, bar gibi bölümler yapılmamıştır. Zaten sezon başlamış, müşteriler o haliyle de oteli beğenmişlerdir. Süleyman’ın dekore ettiği şark köşesi, salonda taş duvar ve şömine, tavanında deniz taşları işlemeleri herkesin beğenisini kazanmıştır. Sezon sonu otelin eksik kalan kısımlarını kereste atölyesinde kiracı olarak bulunan marangozlarla anlaşma yapılıp ahşapla bölmelerin tamamlanması, müdür odasının yapımı, bar ve kahvaltı salonunun mutfaktan ayrı bölmesinin yapımı gibi işleri kış sezonunda yaptırılmıştır. Otel, görenlerin beğenisini kazanmış, diğer otellerden dahi rezervasyonlar yapılmış, kış aylarında bile elektrikli ısıtıcılarla odalar ısıtılıp müşterilere hizmet verilmiştir.

 

Otele alınan 3 yıl ödemesiz 12 yıl vadeli kredinin yüzde 12 faiz ödemesi zamanı gelmiş, yine pansiyon gelirlerinden o yılın faiz taksiti ödenmiş, 3 yıl faiz ödemeleri senede iki taksit olarak ödenmiş, 3 yılın sonunda anapara ve faiz ödemeleri başlamıştır. Personel giderleri, elektrik ve su, işçi ücreti, sigorta paraları, temizlik malzemeleri, diğer giderlerden sonra kredinin ödenecek taksitleri anca pansiyondan elde edinilen gelirlerle kapatılmaya çalışılmıştır. Yaz aylarından sonra, kış döneminde kirada olan atölyeden elde edilen kira gelirleriyle de üst katta 3 oda ahşap kaplama lambri işleri yaptırılmış, bütün gelen paralar otelin eksikliklerine harcanmıştır.

 

Süleyman, 1975 yılından sonra hem kerestecilik yapmış, hem de tek kat olan evinin üst kısmını da tamamlamıştır. 1976 yılında pansiyon inşaatına başlamış, 1977 Haziran ayında pansiyon olarak hizmete açmış, hem pansiyon işletmeciliği, hem de kerestecilik yapmıştır. 1977 yılının Aralık ayında kereste atölyesini kiraya vererek ablasının arsasının üzerine bir otel daha yapmayı düşünmüş, proje yaptırıp ruhsat aldıktan sonra 1979 yılında otel inşaatına başlamış, 1981 yılı Ağustos ayında da oteli hizmete açmıştır.

 

Süleyman, babasına, artık bu kadar, başka işlerle uğraşmayacağım, demiştir. Fakat ailede başka erkek evlat olmadığından, babasının da yaşlanıp, iş yapacak durumu olmadığından yine Süleyman’ı daha birçok iş beklemektedir. Aile, artık Kuşadası’nda 2 turistik tesis sahibidir. Bazı zengin kişilerin ayarında zengin olmasalar da, kendilerin iyi durumda olduklarını bilmektedirler. Süleyman 41 yaşındadır. Çocukluğundan bu yaşına kadar hep çalışmış, kendine hiç zaman ayırıp tatil yapmamış, hatta bir arabası dahi olmamış, devamlı işini önde tutmuş, hep çalışmış, hep başarmıştır. Zaman zaman tesislerde 15 kişi çalıştırmış, onlarla beraber işin başından ayrılmamış, yaz aylarında pansiyon, otel dolduktan sonra gelen müşterileri komşu evlerde misafir gibi yatırmış, sonra tesislerde oda boşaldığı an onları kabul etmiştir. Kuşadası’nda 1980’ li yıllarda fazla konaklama tesisi yoktur. Daha çok yerli müşteri vardır. Yabancı turistler daha azdır. Turizm Bakanlığı gerektiği kadar Türkiye’nin reklamını yurt dışında yapamamaktadır. Zaten turizmden Turizm Bakanları dahi anlamıyorlardır. Bütün iş otelciler ve acentelerin hizmetleri ve tanıtımı ile yürümektedir. Kuşadası’nda Turizm Otelcilik Meslek Lisesi vardır, fakat turizmden anlayan eğitmen bulunmadığından, öğrencileri yaz aylarında otellere gönderip buralarda staj yapmalarını istiyor, gelen öğrencilere turizmi turizm tesisleri öğretmektedir.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin:
YAZARIN TÜM YAZILARI
GÖKMEN ARKADAŞIMIZIN DEĞERLENDİRMESİ KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (20) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (19) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (18) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (17) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (16) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (15) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (14) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (13) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (12) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FITINASI (11) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (10) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (9) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (8) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (7) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (6) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (5) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (4) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (3) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (2) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (1) SAĞOL CANIM ÖĞRETMENİM HATİCE ABLADAN MEKTUP SÜTÇÜ HALİT AĞA(5) SÜTÇÜ HALİT AĞA (4) SÜTÇÜ HALİT AĞA (3) SÜTÇÜ HALİT AĞA (2) SÜTÇÜ HALİT AĞA (1) ÜÇ FIKRA-ÜÇ HİKÂYE HASAN DAYI ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (4) ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (3) ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (2) ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (1) AĞAÇLARI KATLEDİLEN KUŞADASI 1946 YILINDA KUŞADASI (3) 1946 YILINDA KUŞADASI (2) 1946 YILINDA KUŞADASI (1) BİNBİR ÇEŞİT KATİL RAKAMLAR LİMON AĞACI BİR ZAMANLAR SAĞIRDIM İNTİKAM ÖYKÜSÜ YABANCI EDEBİYAT SERÜVENİM AÇ KALMAM BEN SELÂMÜN ALEYKÜM MUSTAFA ÇAĞRIŞIMLAR HIZIR OĞLU PALA MEHMET BİR BABAYI KAYBETMENİN KORKUSU SEVGİ ÖLDÜ