KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (16)
Yayınlanma Tarihi: Cumartesi, 18 Mayıs 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (16)

 

 

            Süleyman, turizmde Aran Otel ve Pansiyon işi ile tanınmış, hizmeti ile de bazı acentelerin ilgisini çekmiştir. Acentelerden devamlı müşteri almış, iyi bir turizm işletmeciliği yapmaktadır. Bu arada Süleyman’a yeni kurulan Halkçı Parti Aydın İl Yöneticilerinden Kuşadası’nda da Halkçı Parti’yi kurma teklifi gelmiş, bu teklifi kabul etmiş, ancak siyasette fazla bir bilgiye sahip olmadığından başarıp başaramayacağını düşünerek de olsa kendine cesaret gelmiş, yakın arkadaşlarıyla görüşüp partiyi Kuşadası’nda kurmaya girişmiştir.

 

            Kadrosunda Ali Rıza Özsargın ve Cavit Pancar gibi birçok arkadaşıyla yola çıkmıştır. Partinin Kuşadası şubesine bir yer kiralanmıştır. Aydın’dan partinin üst düzeyindeki kişilerle temas içinde bulunulmuş, ara sıra toplantılar, yemekler düzenlenmiştir. Köylere tanıtım amaçlı geziler yapılmıştır. Milletvekili adayları ile Aran Otel’de toplantılar yapılıp strateji belirlemeye çalışılmıştır.

 

            O sırada SODEP Partisi kurulmuş, Kuşadası parti başkanlığı için Lütfi Suyolcu ile Engin Berberoğlu arasında büyük mücadele başlamıştır. Yapılan toplantılar neticesinde SODEP Kuşadası İlçe Başkanlığına Engin Berberoğlu getirilmiş, Lütfi Suyolcu ise hiçbir partide görev almamış, ancak sık sık Halkçı Parti toplantı ve yemeklerine katılmıştır. Suyolcu eski CHP’li olarak Kuşadası’nda Belediye Başkanlığı yapmış, bu nedenle eski CHP’li milletvekillerini iyi tanımaktadır. Halkçı Parti İl Yönetiminde milletvekili adayı olan Halil Goral’la da Lütfi’nin ilişkileri devam etmeye başlamıştır. Lütfi’nin hiçbir partide kaydı olmamasına rağmen Halkçı Parti ile beraber olduğu anlaşılmaktadır. Lütfi ile Halkçı Parti yakınlığını anlayan Engin Berberoğlu, gizliden gizliye parti yönetiminde bulunan insanlarla ilişkiye girip, Lütfi’nin dışında birinin aday gösterilmesini istemektedir. Halkçı Parti’den aday olmamasının temini yaratılmaya girişilirken partiyi kuran Süleyman’ın hiçbir şey bilmemesinden yararlanılmıştır.

 

            Süleyman’ın Lütfi ile arası iyidir. Lütfi de Halkçı Parti’den aday olma niyetindedir. Hatta bir gün Halil Goral, Süleyman’ı arayarak Lütfi Suyolcu ile görüşüp aday olmasını teklif etmesini istemiştir. İleride Lütfi’nin milletvekili seçimlerinde de milletvekili adayı olabileceğini söylemesini belirtmiştir. Aynı gün, Süleyman Lütfi’yi arayarak; bir ara görüşme isteğini bildirir. O gün parti binasına giden Süleyman, Aydın’dan gelen bu istek üzerine adaylık için Lütfi ile görüşeceğini söylemesinden sonra Ali Rıza, biz adayımızı arkadaşlarla belirledik, ona gerek kalmadı, demiştir. Bu duruma şaşıran Süleyman, kimi belirlediniz diye sorması üzerine aday olarak Ramazan Öz’ü     kararlaştırdıklarını söyler. Süleyman, haberi olmadan yapılan ve parti için ciddi bir meselenin kendisi dışında halledilmesinden sonra partiden hemen istifasını verir.

 

           Siyasetin bu kadar kötü olmasını hazmedememiştir. Çünkü kendisini her şeyi ile bu işe adamıştır. Partinin kuruluşunda yapılan masrafları, tanıtım için Kuşadası’nın bütün köylerine taksilerle her hafta gidiş ücretlerini, velhasıl parti giderlerinin tümünü Süleyman yapmasına rağmen, parti yönetimindeki kişilerin kimlere hizmet ettikleri zoruna gitmiştir. Bir daha hiçbir parti ile ilgilenmeme kararı almıştır. Seçimlerde Halkçı Parti’den Ramazan Öz, Sodep’ten Engin Berberoğlu, bağımsız olarak da Lütfi Suyolcu aday olmuşlardır. Halkçı Parti adayı Ramazan Öz ile Süleyman’ın aile dostlukları bulunmaktadır. Ramazan, okumuş; makine teknik okulundan mezun olduktan sonra karayollarına tekniker olarak atanmış, uzun yıllar bu kurumda çalışmıştır.        Emekli olduktan sonra memleketi Kuşadası’na dönmüş, fakat Kuşadası’nın dışında bulunduğu için Kuşadası halkı tarafından pek tanınmamaktadır. Seçimi de bu yüzden kazanmasının imkânı yoktur. Seçim sandıkları kurulur. Adaylar oylanır. En çok oyu Engin Berberoğlu alır. Lütfi Suyolcu, Engin Berberoğlu’ndan 75 oy eksik alarak ikinci olur. Ramazan Öz ise seçimde 350 oy almıştır. Bu yarışta Engin, Halkçı Parti’yi kullanarak seçimi kazanmış olur. 

 

          Süleyman, bu durumu geç anlamasına rağmen kendini pek sorumlu hissetmedi. Çünkü parti çalışmalarını çok iyi yürütmüş, siyasetin yasaklanmasından ve partilerin kapatılmasından sonra halk siyaseti özlemiş olarak herkes kendi görüşüne göre siyaseti ve partileri beklemiş, kurulan partilere katılım artmıştır. Halkçı Parti çalışmalarına da ilgi artmıştır. Parti kurulduktan sonra üye kayıtları Aran Otelde başlatılmıştır. İlk gün partiye 55 kişi kaydedilmiş, o gün otelde parti tanıtımı ve çalışmaları anlatılmış, yeni yeni üye kayıtları devam etmiştir.     

 

         Süleyman, siyaseti dürüst insanların yapamayacağını görüp bir daha siyasetle uğraşmamıştır. Kendi işlerinin başında başarıya her gün bir adım atarak devam etmiştir.

 

         Süleyman, Türkmen Mahallesi Çıfıt Tepesi mevkiindeki ve ailenin Selanik’ten geldiklerinde devlet tarafından mübadil hakkı olarak verilen 18.000 metrekarelik tarlanın imar planında 3 kat konut mahalli olduğunu öğrenmiştir. Oralarda inşaat yapmak için tapu kayıtlarını çıkartmış, kayıtlarda hisse olarak paylaşılmış olduğu görülmüş, 36 hisseden 30 hissesi Osman Aran’a, 5 hissesi Fikriye Özsargın (hala)’a, 1 hissesi de askerde ölen Süleyman Aran (amca)’ya ait görülmektedir. Bu hisselerin sahipleri ile anlaşma yapılmasından sonra anca inşaat yapılacağı öğrenilmiştir. Amca Süleyman’ın ölümünden sonra çocuksuz olarak ölen eşi ile geriye kalan 5 kardeşe hisse düştüğü, bu beşkardeşten de çoğunun ölmesinden sonra çocukları ile beraber 36 kişi hisse sahibi oluşmuştur. Bu hisse sahiplerinin kimisi Manisa’da, kimisi İzmir’de, kimisi Söke’de, kimisi Güzelçamlı’dadır. Bu hisse sahipleri 36 kişinin anlaşma yapması gerektiği anlaşılmasından sonra Süleyman bir avukat tutarak bu işle ilgili tapu veya noter işlemlerini ayrıca yapılacak inşaatların şartnamesinin hazırlanmasında yardımcı olunmasını istemiş, anca yine de mirasçıların yapılacak inşaat sözleşmesinin yürütülmesi için herkesin bu avukata vekâlet vermesi gerektiği görülmüştür.

 

         Bu durumda hisse sahiplerini bulup onları bu konuda ikna etmek ve vekâlet vermelerini sağlamak için halaoğlu Ali Rıza Özsargın ile Süleyman’ın büyükleri bu işle ilgilenmelerini istemişlerdir. Süleyman, Ali Rıza ile mirasçıların adreslerini öğrenip önce Manisa Kırkağaç’taki akrabalarına giderler. Yapacakları işleri onlara anlatırlar. Onların da diğer mirasçılarla beraber hareket etmelerini izah edip onları ikna ederler. Daha sonra Güzelçamlı ve Söke’de bulunanlara da konuyu kabul ettirirler. Herkesin bu konuda yapılacak işlere olumlu baktıkları görülür. Ne var ki Kuşadası’nda bulunan Feride halakızı Pakize Hanım’ın bu işe taraftar olmadığı görülür. Bu işi gerçekleştirmek için bir kişinin eksik olması bütün hepsini engeller.

 

         Esasında yapılan plan gereği meydana gelecek inşaatlardan küçük hisse sahiplerinin de faydalanması düşüncesiyle yola çıkılmıştır. Hepsini Kuşadası’na getirtip noterden vekâletname düzenlenmesi için toplanan kişiler birer birer imza atmışlar, ne var ki Pakize Hanım notere gelmemiştir. Fikriye Hala, Pakize’nin evine kadar gidip, Pakize’ye oyunbozanlık yapmamasını istemiştir. Herkes razı oldu da sen neden razı olmuyorsun, diye sitem etmesinden sonra Pakize, benim kocam İbrahim, bu işe razı değil, razı olursan seni boşarım, demiş. Bu yüzden de noterde yapılacak muamele iptal edilmiştir.

 

         Bütün herkes, mirasçılar, Pakize’nin bu davranışını kınamış, ama yapılacak bir şey kalmamış, ancak başka çare düşünülmüştür. İzaleyi şüyu davası açılarak, yerin satışa çıkarılmasını ve bu satışta büyük hisse sahipleri satışta arttırıp küçük hisseleri aradan çıkarmak.

 

         Bu arada yıllar önceden tanıdık, İzmir’de keresteci Şükrü Kocaman’ı tanıyan biri otele müşteri olarak gelir. Şükrü Kocaman’dan bahsederken onların kerestecilikten başka inşaat işleri de yaptıklarını o kişiden öğrenen Süleyman, Şükrü Kocaman’a telefon açarak Kuşadası’nda iyi bir mevkide 18.000 metrekare arsalarının bulunduğunu, bu arsaya inşaat yapmak istediklerini bildirir. Şükrü Bey de ilgilenir. Ertesi gün Kuşadası’na gelirler. Süleyman’a inanır ve güvenirler, çünkü yıllarca alı veriş yapılmış, kimse kimseyi aldatmamıştır.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: