KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (17)
Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, 20 Mayıs 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (17)

 

 

O tarihlerde Kuşadası’nın her yeri boştur, her taraf arsadır fakat inşa edilecek arsa şehrin içinde sayılır. Tepede ve meyilli. Şükrü Kocaman, Süleyman’a sorar, burada yapacağımız konutları satabilir miyiz, der. Süleyman, Şükrü Bey’i satabileceğine ikna ederek konuşurlar. Bu yerde amca Süleyman Aran’ın bir hissesi bulunmakta ancak bu hisse ölen hissedarlardan sonra küçük parçalara bölünüp mirasçısı çoğalmıştır. Bu mirasçıları bir araya getiremedik, anca izaleyi şüyu davası açılıp yer satışa çıkacak, bu küçük hisseyi Şükrü Bey satın alıp buradan ayrıca bir kâr sağlayacak düşüncesiyle anlaşırlar.

 

Arsanın hukuki işlemleri bittikten sonra, yapılacak işlerden yüzde 40 mal sahiplerine, yüzde 60 da müteahhit firmaya verilecek şekilde anlaşmaya varılır. Noterde bir sözleşme yapılır. Bir taraftan izaleyi şüyu davası açılır. Hisse sahiplerinin adresleri alınmış olduğundan dava dilekçeleri tebliğ edilir. Böylece daha evvelki yabana giden uğraşılar şimdi işe yaramıştır. Dava günü duruşmaya kimse gelmez. Talep üzere taksim kabil olmadığından hakîm yerin satılarak parasının taksimine karar verir. Bir süre sonra satış günü tespit edilir. O gün Şükrü Kocaman da satışta bulunur. Ayrıca iki yabancı kişinin oralarda elinde çanta dolaşıp durdukları görülür. Bu kişiler satışa katılacaklarını ve teminatın kaç para olduğunu satış memuruna sormuşlardır. O kişilerin satışa girecekleri anlaşılınca, kendilerine esasında bir miktar para verilirse satışa katılmayacakları öğrenilir. Süleyman kendilerine bir lira bile verilmeyeceğini, bu satışın kendilerine olduğunu söyler. Adamların esasında yer almak için değil avanta alma peşinde oldukları, ihaleye girebilmek için yatıracak paraları bile olmadığı anlaşılır. Bu gibiler gazete ilanlarında satışa çıkan malları görüp, satış günü orada bulunup, malı kendileri alacakmış gibi görünerek, diğer alıcılardan para sızdırmak isterler.         Süleyman’lardan hisselerinin çokluğu itibariyle satışa katılım için teminat parası alınmamıştır. Bu arada Engin Berberoğlu’nun avukatı Hüseyin Yavaş vekil olarak yeri satın almak istemiştir. Gereken teminat yatırılmış, ihale başlanmış, bir tek Engin Berberoğlu adına Hüseyin Yavaş ihalede pey sürmüş ama bir yere kadar attırıp satıştan çekilmiş, dolayısıyla satış Osman Aran-Fikriye Özsargın adına gerçekleşmiştir.

 

Müteahhit olarak Şükrü Kocaman’la bir inşaat sözleşmesi yapılmıştır. Ayrıca, noterden işlemleri tamamlaması için vekâletname verilmiş ve kısa zamanda yerin ifrazı ile projeleri hazırlanmış, yapı ruhsatı alınmış ve inşaatta bir mühendisin nezaretinde temeller atılmaya başlanmıştır. İnşaatlar kaliteli ustalar tarafından iyi bir çalışma neticesinde aksamadan devam etmiştir. Bir taraftan da müteahhit satışlara başlar.

 

Aran ailesinin böylece buradan gelecek dairelerini hesaba katanlar, bu ailenin kısa sürede nelere sahip olduğuna hayret ederler. Bazı din adamları baba Osman Aran’a, e burada büyük bir mahalle kuruluyor, buraya bir cami lâzım, derler. Babanın bu duruma kafası yatar ve bununla ilgili talebi müteahhit Şükrü Kocaman’a bildirir. Tek daire olarak inşa edilecek, üç katlı bir bloğu cami yapmak istediğini söyler. Bu fikrini de zaten kendisi de dindar olan müteahhit Şükrü Kocaman, peki yapalım, der. Cami projesi hazırlattırır. 3 daireli bir bloğun cami olarak temeli atılır. Fakat temel atılmadan caminin kıblesinin tespit edilmesi gerekmektedir. Cemaatın namaza kıbleye karşı durması lazımdır. Bunun tespitinin pusula ile yapıldığı öğrenilir. Baba Osman, İzmir’den biriyle bir pusula aldırır. Mühendis tarafından pusula ile caminin kıblesi tespit edilir. Temel kazıkları çakılır. Temel atma töreninde kurban kesilir. İlahilerle ilk harç konup cami inşaatı başlar.

 

Bu arada site inşaatları da devam eder. Şükrü Kocaman, kardeşleri Mustafa ve İlhan, devamlı inşaatların başındadır. İlhan, su işleri ile ilgili sorunları halleder. Mustafa ise inşaatın malzeme ve çalışanların istihkaklarının ödenmesi ile ilgilenir. Bir taraftan da daire satışları başlamıştır. Daire fiyatları 3.750.000 lira ile 4.500.000 lira arasında bulunmaktadır. Kocaman kardeşlerin ikameti Aran Otel’dir. Orada kalınır. Geceleri Süleyman’la beraberlerdir. Hem istirahat, hem de yapılan işler hakkında görüş birlikleri sağlanır. İnşaat hiç ara vermeksizin devam eder. Kocaman kardeşler sabah otelden inşaat mahalline giderlerken Süleyman’ı beraber götürürler. Yapılan işlerin kalitesi ile kullanılan malzemelerin kalitesini görürler. Bazen de baba Osman Aran’ı götürüp, onun da görüşlerini alırlar. Baba, eski inşaatçı olması dolayısıyla çalışmaların iyi gittiğini, beğenisini bildirir.

 

İnşaatı yapılan site arsasının tümü 18.417,17 metrekare olmasına rağmen 7.767,73 metrekaresi yola terk edildikten sonra geri kalan arsa 5 parsele ayrılmıştır. Ancak inşaat alanı 10.739,44 metrekare olarak parsellenmiş, buna göre üç katlı konutların çoğu çift daire olarak yapılmıştır. Toplam daire sayısı 96’dır. Buna göre Osman Aran, 19 daire ile 1 dairenin 2/5 olarak pay edilmiş, 3 daire karşılığında cami yapılması için verilmiştir. Bir daire Sevil Dinç’e, 1 daire Nevin Yeyni’ye bağış edildikten sonra, 1 daire baba Osman’ın ikameti için ayrılmıştır. Geride kalan 11 daire baba Osman Aran’da kalmış, diğerleri de daha sonra satılmıştır.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: