KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (7)
Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, 29 Nisan 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (7)

 

 

            Osman Usta, oğlu ile beraber çalışmaktadır. Oğul, baba kadar bilgi ve becerisi olmasa da, yine de inşaat işlerini öğrenmiştir. Osman Usta 10 lira yevmiye alırken, oğlu Süleyman 5 lira yevmiye alır. Kuşadası küçük bir kazadır. İnşaat işleri, kiremit aktarma, bahçe duvarı, eski sıva işi… Baba oğul boş kalmazlar, bazen resmi işler de yaparlar.

            Osman Usta, Burgaz köyü mezarlığının yanında, Kuşadası - Kirazlı yolu üzerinde ve şimdiki Tariş fabrikasının yanında olmak üzere iki adet köprü işi alır. İlk olarak Burgaz köyü mezarlığı yanındaki köprüyü yapmaya başlarlar. Evlerinden yatak yorgan götürmüşlerdir. Ne var ki köy odasında yatacak yer verilmez, anca cami avlusunda kalırlar. Avluda bir tarafta teneşir ve tabutlar, yanı başında yatak yorgan baba oğul yatarlar. Köyde lokanta olmadığı için yemeklerini aperitif olarak köylülerden yumurta, yoğurt satın alıp karınlarını doyururlar. Köylüler yoğurtlarını toprak tencerelerde (güveç) yaparlar. Koca tencere yoğurt 1 liradır. Bazen de baba kuru fasulye pişirir. İnşaatta hem çalışılır, hem de yemek pişirilir.

            Burgaz köyündeki köprü işi 15 gün sürer. Daha sonra Kuşadası – Kirazlı yolu üzerindeki köprüye başlanır. Her gün evden iş yerine yaya olarak gidip gelinir. O zaman Hasan Reis’in fabrikası sabah 8, öğleyin 12, akşam da 16’da düdük çalardı. Kuşadası halkı fabrikanın çaldığı düdükle hareket eder, herkes işini ona göre ayarlardı. Baba oğul sabah evden saat 7’de çıkarlar, saat 8’de beş kilometre ileride işlerinin başında olurlardı. Köprünün temel kazıları başladı, biraz kazıldıktan sonra yerden koca koca çınar ağacı tomrukları çıktı. Burası bataklık olduğundan köylüler arabaları batmasın diye bu çınar gövdelerini gömüp üzerinden gidip gelmişler.

            Osman Usta, oğlu ile çamurun içindeki bu tomrukları çıkarmaya çalışırlar. Baba, manivela demir ile basarina yaparak tomruğun ucunu kaldırır. Süleyman da elinde taş, biraz kalkan tomruğun altına taşı yerleştirir. Baba, tekrar demirle kaldırır, yine taş sürülerek çamurun içindeki üç adet tomruğu çıkarırlar. Öğle yemekleri evden getirdikleri çıkında zeytin, domatestir. Temel açma işi ikisini de çok yorar. Öğle yemeklerinden sonra biraz ilerideki söğüt ağacının gölgesinde biraz kestirmek çok güzel olur. Yaz günüdür, o günlerde inşaatta kullanılacak su hemen inşaatın yanında vardır. İçecek su ise şimdi susuz kalan Başkemer’den alınır. Ekseri su doldurmaya Süleyman gider, Başkemer’ in suyu Kuşadası’na gelen Ada suyudur. Süleyman soğuk sudan içer, tenekeyi yarım yapıp inşaata gelinceye kadar susar ve tekrar su içer. Köprünün iki ayağı taş duvardır. Duvarlar yapılır. Her gün sabah gidip akşam yorgun olarak eve dönülür. Yürüyüş 1 saat sürer. Baba, aletlerini inşaat mahallinde bırakmaz. Kendisi götürüp getirir. Süleyman da ekmek sepetini taşır. 15 günde köprüyü tamamlarlar. İki köprüden 1000 lira para kazanılır. O gün için iyi paradır. Baba oğul iki köprüyü bir ayda bitirirler.

            Köprü işinden sonra baba, Kadınlar Plajında Kuşadası’nda ilk olarak başlanan Aydınlılar kooperatifine ustabaşı, kalfa olarak çağrılır. Aydınlılar kooperatifi,  Recep Pancar’dan alınan Kadınlar Denizinde denize sıfır arazi 35.000 metrekaredir. Buraya 100’den fazla yazlık yapılacaktır. Osman usta zaten temelleri kazılmış, bir taraftan da çalışan ustalara nezaret eder. Müteahhit adına inşaatları yürütür. Kuşadası’ndan çalışanlar at arabaları ile taş, kum çekerler. İnşaatlarda kullanılacak kireç dahi şimdiki İmbat otelden sonraki yerin kayalarında, kireç ocağında kireç yakılır. İnşaatın bazı bölümlerini ayrı taşeronlar yapmaktadır.

            Osman Usta kooperatif işini yönetirken köprülerden kazandıkları 1000 lira ile tek kat, tek oda ve mutfaktan oluşan evlerinin üst katını yapmak isterler. Oğlu Süleyman ve tanıdığı Kuşadası’ndaki ustalardan işi olmayan usta bulur. Yanlarına yine bildikleri yardımcı amelelerden bulup üst katın inşaatına başlarlar. Osman Usta sabah işe gidip akşam geldiğinde evde yapılan işleri de kontrol eder. Evin duvarları taş ve çamurla yapılır. Evin dış duvarlarının yapımında Mustafa Çekirdekçi, Ali Öz (Arnavut Ali), Mevlüt Dinç ustalar çalışırlar, Osman Usta, oğul Süleyman’ın yanına işi olmayanlardan boş ustaları bulur. Hiç olmazsa birer hafta onlara iş verir. Yalnız Mevlüt Dinç duvarlar tamamlanıncaya kadar iki hafta çalışır, para almaz, onun yerine iki hafta kardeşi Şükrü Dinç’in evinde Süleyman para almadan çalışır. Böylece Mevlüt Ustanın parası ödenmiş olur. Mevlüt Usta da kardeşi Şükrü Dinç’ten 4 haftalık para alır.

            Duvarlardan sonra iş çatıya geldiğinde, Rumeli’den geldiklerinde mübadil hakkı olarak verilen Çıfıt tepesi (Aran Sitesi)’ndeki evlerinin önünde iki adet ulu kara servi ağacı vardır, bu ağaçları kestirip tahtacılara çatı dilmesi kalası biçtirip evin çatı işine başlanır. Çatı işi için çalıştığı yerden izin alınır. Oğlu Süleyman’la beraber çatıyı tamamlayıp kiremitlerini döşerler. Bir müddet böylece inşaat yarıda kalır.

            Osman Usta, tekrar kooperatife gider. Orada çalışmaya başlar. Oğlu birkaç gün boş kalır. O da tarlaya zeytin dibi açmaya başlar. Birkaç gün sonra Kaleiçi Cami’nin yanındaki ilk postane binası yapılmıştır. Ne var ki müteahhit, iş tesliminde yapılan çatının makas şaplamalarını tahta olarak imal etmiş ve işi teslim edememiş. Çatının tahta olan şaplamalarının yerine kalas yapılması gerekmiş. Müteahhit, Osman Ustadan bu işi yapmasını istemiş. Makaslardan çıkarılacak tahtaların yerine kalas çakılmasını, oradan çıkan tahtaları da emek karşılığı ustaya teklif etmiş. Osman Usta işi kabul etmiş. Kendisi kooperatif işine devam ederken bu işi yapmaya Süleyman’ı görevlendirmiş. Süleyman ilk gün kalasları bir ameleyle çatıya taşımış daha sonra çatıdaki tahtaları söküp yerine kalasları tek başına çakmış ve çıkan tahtaları eve götürmüş.

            Postane çatısından çıkarılan tahtaları, Süleyman evdeki atölyede çivilerini temizleyip yüzeylerini tek tek rende yapmaya başlamış, bu iş günlerce devam etmiş. Tahtalar hazırlandıktan sonra onlarla üst katın tabanlarını çakmış, taban işlemleri biter bitmez tavan kaplamalarına sıra gelmiş. O tarihlerde kerestecilik yapan Cemil Sarıoğlu’ndan tavan kaplama tahtalarını alarak evin tavanlarını da kaplamış. Pencere ve kapı işleri de marangoza yaptırtılıp üst kat biter ve aile çok rahat eder. Evde küçük bir oda oğul Süleyman’a, bir oda kızları Nevin ve Servin’e verilir. Anne baba alt kattaki eski odalarında otururlar.

            Naci Akdoğan’ın amcası Sedat Akdoğan’a ait ( şimdiki Sağlık Caddesinden, İnönü Bulvarı, Adnan Menderes Caddesi ile çevrili olan ) yer  sebze bahçesi olarak kullanılırken belediyenin istimlâk etmesinden sonra buraya pazaryeri, garaj, dükkânlar yapılmak üzere parsellenir. Sağlık Caddesinden pazaryerine (Sabucalı Sokak) yol açılır, bu yolda bulunan Kemal Kutucu zeytinyağı fabrikası ile Mustafa Adalıoğlu’na ait fabrikaların duvarları yıkılıp yol yapılır. Kale kapısından Sağlık Caddesi başlangıcında bulunan dükkânlar da içeri çekilerek yol genişletilir. Ancak yol genişletilirken Mehmet Erdem’e ait ekmek fırını da yıkılır. Fırını Osman Usta ile oğlu günlerce çalışarak çalışır duruma getirirler. Aynı cadde üzerinde bulunan Mustafa Adalıoğlu’ nun yağhanesinin duvarlarının makine ve teçhizatının yerleştirilme işlemlerini de yine Osman Usta ile oğlu Süleyman yaparlar.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: