KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FITINASI (11)
Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, 06 Mayıs 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FITINASI (11)

 

 

            Kerestecilik yalnız hazır kereste alıp satmak değil. İhalelerden devlet ormanlarından tomruk satın alınması gerektiğini öğrenirler. Orman işletmelerine dilekçe yazılır. Kereste ihalelerinin bildirilmesi talebinde bulunulur. Bazı işletmelerden ihale evrakları gelmeye başlar. İlk olarak Muğla Yatağan Kavaklıdere orman işletmesine baba oğul ihaleye giderler. Bir gün evvel orada olurlar. Kendi arabaları olmadığı için bir gün önce yola çıkmışlardır. Kavaklıdere köyüne gittiklerinde yatacak yer olarak bir oda bulurlar. Lokantası yoktur. Fırında peynir ekmek yerler. Baba fırıncıya sorar, burada kasap yok mu, der. Ertesi gün bir oğlak kesileceğini öğrenir. Baba sabah erkenden kalkıp kasabı bekler ve bir miktar et alır, fırına verir, öğle yemeğinde hazır olmasını söyler.

 

Saat on civarında ihale başlayacaktır. İhaleye girecekler teminat yatırırlar. Baba oğul ihaleye ilk geldikleri için kereste tüccarları onları tanımazlar. Bir toplantı yapılır. Keresteciler, Aydınlılar, İzmirliler, Denizlililer, Muğlalılar ayrılırlar. Sonradan anlaşılır, keresteciler anlaşma yaparak mal bedelini arttırmadan satın alsınlar diye zaten satış öncesi satış yapılmış. İhale feshedilmiş, şimdi yapılacak ikinci defa satışa çıkarılıyor. İşletme müdürü tekrar anlaşma yapılabileceğini düşünerek Kavaklıdereli birini araya sokmuş, ona, sen ihalede fiyatları arttır, bunların anlaşmalarını boz, demiş. Tabii ki bu durumdan kerestecilerin haberi yok.

 

İhale başlar. Bir parti satışa çıkar, az miktarda arttırılır. Müdür ihale edilmemiştir, der. Bir parti daha, aynı durumda, kimse arttırmaz. Bu defa müdürün ayarladığı adam arttırmaya başlar. Keresteciler şaşırır. Böylece anlaşma bozulur ve herkes malın değeri kadar arttırarak satın alır. Baba oğul 2. sınıf 45 mükap, 3. sınıf 100 mükap mal alırlar. Fakat dükkânları dar, o kadar tomruğu nereye koyup nasıl işleyecekler. Baba ikinci sınıf tomrukları Aydın’da kestirip dükkâna taşıtır. Diğer üçüncü sınıf tomrukları da eski pazar yerine, Cemil Sarıoğlu’na ait boş arsaya naklettirir. Buraya Gediz’den tahtacılar getirtilerek kestirilir. Kestirilen kalaslar at arabalarıyla dükkâna taşıtılıp, orada da işlenip satılır. Dükkân bu iş için uygun değildir. Bu arada dükkân sahibi daha dükkâna gireli 6 ay olmadan kiranın arttırılmasını ister. Dükkân sahibinin bu hareketinden rahatsız olurlar. Kendilerine bir arsa ararlar.

 

Süleyman’ın da evlenme zamanı gelmiştir. Kız kardeşleri ve annesi Süleyman’ı evlenmeye zorlarlar. Evi vardır, işi de vardır. Birkaç yerden kız isterler, vermezler. Daha sonra Fahriye Erdem(Hasan Reis’in kızı) tanıdığı birini tavsiye eder, görürler ve istenir, söz kesilir. 6 ay kadar nişanlı kalınarak 1968 yılında düğün yapılır, evlenirler. Süleyman ağaç kesme işini öğrenmiş, fakat dükkân dar olmasından dolayı tomrukları kesmek eziyet olur. Yalnız, kereste ticareti yapılırken başka malzemeler de satmak isterler. Söke Çimento bayiliğini alırlar. Her ay 20 ton taahhüde girilir. Kış günleri bazen tahsisi bitiremezler. Dükkân yığılıp kalır.

 

Cemil Sarıoğlu’nun kiraladıkları arsada bir yanına Marsilya tipi kiremit getirip satarlar. Yine dükkân sahibi Şükrü Aksoy kiranın artmasını ister. Bakarlar bu böyle olmayacak. Kendilerine yeni bir yer aramaya başlarlar. Belediye karşısında Recep Pancar tarlasını parsellemiş satıyor. Baba gidip bakar, arsa fiyatları 45 liradır. 2000 metre yer almayı düşünürler. O fiyata arsaya ödedikleri paradan sonra atölye kuracak paraları kalmaz. O işten vazgeçilir. Daha ileride Postel arsalarının olduğu yer daha parsellenmemiştir. Sahibi Lastikçi Hüseyin Kutucuoğlu’na başvurulur. Hüseyin Kutucuoğlu arsayı satacaktır. Yalnız, oraya ulaşım tarlaya giden yol üzerinde köprü vardır, o köprü de eski olduğundan yüklü kamyonlara dayanmaz diye orası da olmaz. Bu arada yer aranıldığını duyan Arif Küçükkuyumcu arsasını satacağını söyler. Fiyatta anlaşılır. Yeri satın alırlar. Buraya kereste atölyesi, depo yapılır. Makineler getirilip yerleştirilir. Yine elektrik sorunu karşılarına çıkar. Hanım Cami ile Kahramanlar Caddesi üzerindeki hat yine cereyan vermeye müsait değildir. Sonuçta Hanım Camiinden atölyeye kadar olan hattın değişmesini isterler. Yapılacak değişikliğin masrafını talep ederler.

 

Beklerken, Ali İnan da daha ileride bir arsa alır. Atölyesini oraya taşır. Ali kalfanın makineleri daha fazladır. Kendisi de belediye kalfası olduğundan hattı belediye değiştirir. Atölye tamamlandıktan sonra sermaye azalır. Bu arada birisinin tarlasındaki kavak ağaçlarını Süleyman satın alır. Kestirip taşıtır. Kavak ağaçları çok kâr getirir. Ne var ki hızarla ağaç kesmek yorucudur. Hızara bir sehpa yaptırılır. O sehpa ile kesim işi kolaylaşır. Yine de seri imalât yapılamaz. Git gide işler çoğalmaya başlar. Yeni yer bu işe çok uygundur. Biraz para biriktirilip orman işletmesinden tomruk almak gerekir. Bu arada dükkâna Arap Rıza (Rıza Saraç) gelir. Milas’ta tanıdığı Kuşadası’ndan giden ormancı arkadaşı olduğunu söyler. Selamımı söyleyin size yardımcı olsun, der.

 

Bir gün Süleyman Milas’a gider. Söylediği kişiyi bulur. Ormancı, Süleyman’ı da tanır, sen belediyede iken ben de Kuşadası orman bölge şefiydim, der. Kaymakam Özer Türk’ün baba ile nasıl uğraştığını hatırlar. Süleyman, pazarlık usulü ile satılacak tomruk olup olmadığını sorar. Ormancı, benim bölgemde yok ama diğer bölge şeflerine bakalım, der. Milas’ın Kurudere bölgesinde 60 metreküp pazarlık usulü satılacak mal olduğunu öğrenir. Hemen Kuşadası’na döner. O zaman 20 bin lira olan mal bedeli hazır değildir. Yapı Kredi Bankasından kredi alır. Milas’taki tomrukları satın alır, naklettirir. Bu arada Naci Akdoğan sahilde Atatürk Bulvarında ev yapmaktadır. Onunla bankada Süleyman karşılaşır. Naci Bey, kereste lazım olacağını, ustalar ne isterse vermesini ister. Çatı için epey sipariş alınır. Yalnız, hızarda sehpa ile tomruk kesmek zor olur. O sıralarda Halk Bankası sanayi kredisi vermektedir.

 

Süleyman, babasına bu sanayi kredisini alıp arabalı büyük bir makine almalarını önerir. Baba tutucudur, borç altına girmek istemez. Buna rağmen babasını ikna eder. Esnaf Kefalet Kooperatifine giderek, o zaman kefalet kooperatifi başkanı Sabri Mumcu’dur, bir makine almak istediğini, kredi talebi bulunduğunu söyler. Başkan Sabri Mumcu sevinir. İlk defa sanayi kredisini Kuşadası’nda sana verelim, der. Müracaatını kabul eder.

 

Bu talebi Ankara Halk Bankasına bildirir. O zaman Kuşadası’nda Halk Bankası yoktur. Bir zaman sonra Ankara’dan memur gelir, atölyeyi gezer. Senin makinen var, başka makineyi ne yapacaksın, der. Süleyman, bu makine ile büyük tomruklar zor kesiliyor, seri imalât yapamıyorum, der. Yapılan incelemede ekspertiz talebi kabul eder. Sabri Mumcu makineyi sipariş verebilirsin, der. Özler Tomruk ve hızar makineleri fabrikasına gidilir. 100 lük arabalı tomruk biçme makinesinin fiyatını öğrenir. Makine 29.000 liradır. 9.000 lirası ödenerek makine sipariş verilir. Halk bankası talebi 20.000 liradır. Bir ay içinde makine teslim edilir. Makinenin yeri hazırdır. Süleyman babası ile beraber makineyi yerine monte eder. Makine çalıştırılır. Ondan sonra artık koca koca tomrukları kesmeye başlarlar.

 

Geniş arazi içerisinde büyük hızar makinesi ile çalışmak çok daha kolaylaşır. Civar köylerden tomruk biçtirmeye gelenlerle işler yoğunlaşır. Bu arada Milas Kurudere bölgesinden alınan keresteler de bir taraftan taşınır. Onları da mamul hale getirmekle uğraşılır. Sabah saat 8’den akşam karanlıklarına kadar tomruk biçme işi devam eder. Bir taraftan satışlar da artar. Kesim işçiliği ile günlük kereste satışlarından kazanılan paralarla, Milas’tan alınan kerestelerin banka borçları da ödenir.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: