NEŞELİ KEDER
Yayınlanma Tarihi: Salı, 17 Aralık 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
NEŞELİ KEDER

 

            Kuşadası’nda yıllardır değişmeyen manzaralardan biri de limanın yanındaki çay bahçelerinden denize doğru baktığımız manzaralardır. Güneşli bir Aralık ayı gününde, oturup çayımı yudumluyor ve geçmişin anılarını birer birer gözümde canlandırıyorum. Neşeli ve kederli hayatımın bir değerlendirmesini yapıyorum.

            Hayatta sürekli şekilde kötü şeyleri düşünürsek, en sonunda bedenimiz hastalığa yakalanır. Depresyona da girebiliriz. Bu yolun sonunda intihar bile karşımıza çıkabilir.

            Yaşadığımız sürece hep güzel şeylerle karşılaşmıyoruz. Bir kaza, bir hastalık, bir borç, bir üzüntü bütün neşemizi götürebiliyor.

            Neşemizin kedere dönüşmemesi için kederi düşman gibi görüp onunla mücadeleye her zaman hazırlıklı olmalıyız.

            Kederin ruhumuza hâkim olmaması için neler yaptım, neler yapıyorum? Sıkıntılarımdan kısa sürede nasıl kurtuluyorum?  Şüphesiz bu bir beyin işi.Bakın neler düşünüyorum, neler yapıyorum.

            Daha önce de çeşitli sıkıntılı olaylarla karşılaştığım için, bu kötü durumun birkaç ay sonra düzeldiğini bildiğimden, yeni oluşmuş olumsuz olayı hemen rafa kaldırıyorum. Çünkü bakıyorum ki bu kötü durum da nasıl olsa birkaç ay sonra ortadan kalkacak, eğer üzülürsem üzüldüğümle kalacağım.

            Böylelikle kederi bir tarafa bırakıp neşeli olmaya çalışıyorum.

            Kederin, tansiyonumuzu yükseltebileceğini, şeker rahatsızlığına yol açabileceğini, romatizmaya sebep olabileceğini, kalbimize zarar verebileceğini çok iyi biliyorum.

            Geçmişteki kötü olayları düşünmenin bir anlamı yok. Gelecek ise, henüz gelmedi. O anı yaşamak lazım. Bugünkü yaşamımızı düşünürsek neşeli olabiliyoruz. Bunu yapabilirsek gelecekle ilgili kaygılarımız bizi yiyip bitiremiyor. O günkü işimizle meşgul olunca mutlu oluyorum. Geçmişin ve geleceğin yükünü taşımıyorum.

            İnsan kederli olunca dikkati çok dağılıyor. Yapması gereken şeylere konsantre olamıyor. Çok sıkıştığım zaman, en kötü ihtimali düşünüyorum ve rahatlıyorum. En kötü durumu kabullenirsem kederim ortadan kalkıyor. Tekrar neşeme kavuşuyorum.

            Hiçbir zaman kederli, üzüntülü, sıkıntılı, endişeli olmadığımı iddia edemem. Ancak, bu negatif durumları pozitife çeviremezsem, başta sinir sistemimin perişan olacağının farkındayım.

            İnsanın başından çeşitli olumsuz olaylar geçebiliyor hayatta. Borçların çok oluşu, aile geçimsizliği, para darlığı, birilerine sinirlenme, yalnızlık, bunların başlıcaları. Ancak, bu durumları soğukkanlılıkla karşılamazsak, bedenimizin bütün sistemleri alt üst olabilir.

            Gençken, bunalım içinde olduğum günlerde, hemen deniz kenarına iner, kıyıda volta atar, mavi suların havasını içime çekerdim. Uçsuz bucaksız maviliklere bakıp üzüntülerimden kurtulur, neşelenmeye başlardım. Dünya çok büyük, evren çok geniş, dar açıya girmeye gerek yok diye teselli bulurdum.

            İnsan, kederli oluşunun kaynağına inince, kararlı bir şekilde sorunlarının üzerine gidebilir. Bu yolda cesur olmak gerekir. O an sıkıntılı bir durumla karşılaşmışsak, bu her zaman böyle olacak değildir. Neşeyi yakalamak için üzüntüyü zihnimizden uzaklaştırmak gerekiyor.

            İşyerim var, çalışıyorum. Çok değerli kitaplarım var, okuyorum. Araştırmalar yapıyor, yazılar yazıyorum. Günüm hiç boş geçmiyor. Çoğu zaman kederlerimi düşünecek vakit bile bulamıyorum. Bu da sağlığım için çok yararlı oluyor.

            Sorunları büyütmeyip, hemen başka şeylere geçiyorum. Caz dinliyorum, nostaljik parçalar da bana mutluluk veriyor, bazen radyo tiyatrosu dinliyorum, kaliteli filimler izliyorum, maç seyrediyorum. Bazen gezintiye çıkıyorum. Bu şekilde kederlerim neşeye dönüşüyor.

            Bazı insanlar kafayı çekerek, balığa giderek, dağa tırmanarak, spor yaparak, resim çizerek, kederli hayatlarında neşeyi bulmaya çalışıyorlar.

            Ne kadar güzel şeyler düşünürsek, sıkıntılarımızdan o kadar çok uzaklaşıyoruz. Neşeleniyoruz. Hayat, kahkahalarımızda gizli.Bizi yaşatan şey enerji. Enerjimiz cehennem için değil de cennet için çalışırsa sorun yok.

            İnsanları anlamak lâzım, onları sevmek lâzım. Öfkelenmek, kin tutmak sağlığı bozuyor. Nefret, vücudun dengesini altüst ediyor. Varlıklarımızla neşelenmeli, yokluklarımızla kederlenmemeliyiz. Bardağın dolu tarafını görelim.

            Kavgalar, gerginlikler, hırslar, bencillikler bizi yıkıyor. Sevgi, şükür, gülümsemek, kahkaha atmak, şarkı söylemek, insanlara yardımcı olmak, iyilik yapmak, iyi olmak bizi ayakta tutuyor.

            Bu düşüncelerle, kederleri arkaya atmış bir Halil olarak, mutluluk içinde, dünyada tek olan Güvercinada’ya yollanmak üzere masamdan kalkıyorum.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: