Pay Bask (Euskal Herria)’da Bir Pazar
Yayınlanma Tarihi: Cuma, 04 Ocak 2019
ERCAN JAN AKTAŞ
Pay Bask (Euskal Herria)’da Bir Pazar

Yazdan bu yana yaşadığım Pay Bask’ta zaman zaman yazılar yazıyorum. Yalnız Pay Bask’a dair biraz hatırlatma yapayım, zira Pay Bask denince Türkiye’den doğru aklımıza İspanya Bask Bölgesi geliyor. Doğru olmakla birlikte tamamı değil. Pay Bask’ta tıpkı İspanya ve Fransa gibi başka bir dile, kültüre, halka sahip başka bir ülke. Ulus-devletlerin bütünü ile sıkıntım olsa da başka yaşamlar talep eden, bunu gerçekleştiren bütün ezilen halklar ile duygusal ve politik bir bağım var. Bu bağım Pay Bask ile de aynen devam ediyor. Dağ eteklerinde, nehir yataklarında yaşam alanlarını gördükçe her defasında ilgim ve sevgim artıyor.

Basklıların ülkesi egemen devletlerce iki parçaya ayrılmış durumda. 1978 tarihinde özerkliği yasal olarak kabul edilir. Ancak bu özerk bölge ile sınırlı değildir, kültürel ve siyasi alanı daha da geniş. Kuzey İspanya sınırları içinde kalan coğrafi alan Güney Batı Fransa sınırları içinde kalan bölgeden daha büyük. İspanya bölgesinde kalan Pay Bask’da resmi diller İspanyolca ve Baskça iken, Fransa bölgesinde ise Fransızca ve Baskça. İspanya tarafındaki en önemli şehir Pamplona iken, Fransa tarafında Bayonne, Biarritz ve Anglet. Pay Bask’ın en büyük diasporası Arjantin’de yaşamakta.

Birlikte yaşadığım Basklı ailenin de Arjantin geçmişi var. Büyük şehirlerde hayat başka aksa da birlikte yaşadığım Basklı aile ve onların komşuları, akrabaları, kasabalıları ile hayat oldukça sakin ve kendi doğal ritminde devam ediyor. Hiçbir şeye aceleleri yok, her şeye de vakitleri var. Pazarlarda alış veriş yapmayı çok severler, her kasabanın belirli günlerde açılan pazarlarında sadece alış veriş yapılmaz, oldukça derin muhabbetler de olur. Bu bölgede birlikte yaşadığım insanlar yedikleri ile çok ilgililer. Pazarda kabak, patates, peynir alırken bir anda satıcı ile müşteri arasında öylesine bir sohbet başlar ki, peynirin yapılma süreçlerinin bütün aşamalarını dinlersin bir kez daha. Sofralarına gelen hemen hemen bütün besinlerin hangi ailenin çiftliğinden, hangi ailenin bahçesinden, merasından geldiğini bilirler.

Özellikle de peynirleri ile övünürler. Önceki gece Joseph’in kuzenine gittik. Burada arkadaş, akraba, komşu ilişkileri çok sıcak ve sık sık ortak masalar kurulur. Cuma gecesinden Pazar’a kadar genelde böylesi planlar yapılır. Kuzene gittiğimizde evin baya kalabalık olduğunu gördük, başka şehirde bir arkadaş ailesi daha gelmiş. Aperatif masası kurulmuştu şömine önündeki genişçe masada. Sıcak bir merhabalaşma, yenileri ile kucaklaşma ve tanışma. Sana “ha bu da kim”, “yeni birisi mi” gibi bir duyguyu asla vermezler, anında sıcak bir muhabbetin içinde bulursun kendini. Ya da ben özelim, diyeyim kendimi şımartarak. Masada yeni peynirler, zeytinlerden oluşan spesiyaller, et, sosis, kavurma, balık çeşitleri, rose, rouge şaraplar ve muhabbet. Üç saat boyunca peynirlerden konuştular. Artık bir yerinden kopuyorum ben. Masal ve hikaye bölümüne geçince ilgim çoğaldı tekrar.

Masal anlatmayı çok seviyorlar. Çocukluğumun güzel anılarındandır masallar, bizim mahallenin bir evinde, çoğunlukla da dedemlerin evi olurdu, eh torunlar da kalabalık, dedem de anlatmayı seviyordu. Tabi o zamanlar televizyonlar yoktu. Televizyonlar çoğalınca her birimizin dizileri, haber programları oldu ve bizler şimdi köye de gitsek o eski sıcak sohbetleri yapmayız.

Ha bu arada yaşadığım bu köy ve kasabalar son derece teknik ve teknoloji ile donatılmış durumda, her evin garajındaki arabalar beni ilgilendirmiyor ama nerede ise her evin garajında bisiklet görmek beni çok mutlu ediyor.

Gecenin bir saatinde başlayan sohbete evin bütün bireyleri katılıyor. Zaman zaman birisi üzerine odaklanılsa da herkes bir şekilde bu sohbetlerde yer alıyor. Fransızca, İngilizce, İspanyolca ve Baskça dillere artık Türkçe ve Kürtçe cümleler de karışabiliyor.

Yarın Noel, böyle olunca her evin büyükçe salonunda çeşitli objeler ile ışıklandırılmış çam ağaçları, küçük küçük hediye paketleri ve yeni sezonun en güzel şarapları yarın geceyi bekliyor.

Bu köy ve kasabaların evlerinin kilit ve anahtar ile ilişkileri yok. Günlerce, haftalarca benim ev de dahil olmak üzere yaşadığımız bütün ev ve yaşam alanlarında kilit, anahtar kullanılmadı, kapılar günün her saati açık. İlk zamanlar bu durumu çok yadırgadım, ‘ya bari uyurken kilitleyelim kapıları’ desem de durum değişmedi. Kapılarımız günün her saati gelen konuklar için hazır. Güneşin doldurduğu odamdan çıkıp Babet ve Gerard’a yardım etmem lazım. Yarın gece için işler yoğunlaştı.

Pay Bask’tan herkese sevgiler.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ