Paylaşım Ekonomisinde Neyi Paylaşıyoruz?
Yayınlanma Tarihi: Salı, 19 Mart 2019
ÖZGÜR KURTULUŞ
Paylaşım Ekonomisinde Neyi Paylaşıyoruz?

Dijital çağın en gözde kavramı ‘paylaşmak’. Bloglarda web sitelerinde, sosyal medyada paylaşıyoruz, anlık mesajlaşma uygulamalarında paylaşıyoruz, arama yaparken, beğen tuşuna basarken, yorum yazarken, eposta gönderirken kısaca interneti kullanırken her hareketimizle kişisel verilerimizi (ilgi alanlarımızı, kızgınlıklarımızı, umutlarımızı, üzüntülerimizi, sevinçlerimizi…) paylaşıyoruz.

Paylaşmak, kendimizi cömert hissetmemizi sağlıyor. Keşfettiğimiz şeylerden başkalarını da haberdar ederek kendimizi daha zeki hissediyoruz. Paylaşarak kızgınlığımızı dışa vuruyoruz, doğru ifade edemediğimiz ya da ifade etmeye çekindiğimiz bazı düşünce ve duygularımızı yansıtıyoruz.  Komik bulduğumuz ya da umut veren şeyleri paylaşarak mutluluğu yaygınlaştırmak istiyoruz. Önemsediğimiz kişileri bazı konularda uyarmak için paylaşıyoruz. Beğendiğimiz kültür ve sanat eserlerini paylaşarak kendimizi sanat yoluyla ifade etmenin bir yolunu buluyoruz. Paylaşarak kendimizi yeniden inşa ediyoruz, kişiliğimizi yansıtıyoruz, sosyal bir kimlik oluşturuyoruz.

Paylaşmak öylesine güçlü bir edim ki, bugün ekonomideki en büyük değişimler onun üzerine kurulu. Bugün dijital ekonominin en önemli itici gücünü paylaşım ekonomisi oluşturuyor. Paylaşım ekonomisi, insanların emeklerini, ihtiyaç fazlası eşyalarını, evlerinin odalarını arabalarını vb. tanımadıkları kişilerle paylaşmaları anlamına geliyor. Kavramın ortaya atıldığı ilk zamanlarda tüketicilerin sahip oldukları varlıkları interneti üzerinden paylaşarak birer ortak mülkiyet hâline getirmeleri çok çekici bir fikirdi. Kâr etme, fayda, rekabet gibi temel ekonomik kavramların yerini güven, yakınlık, paylaşmak gibi sosyal kavramların aldığı düşünülüyordu. Ancak sonraki gelişmeler öyle olmadı. Paylaşım ekonomisi fikri Silikon Vadisi tarafından kısa sürede düşük sermaye yatırımı ile yüksek kâr elde edilebilen bir iş modeline dönüştürüldü. Buna göre ortak kullanıma uygun ürün ve hizmetlerin, kullanılmadığı zamanlarda ya da ortak kullanılabilecek bir zaman aralığında, ihtiyacı olan başka kullanıcılara, uzmanlaşmış bir platform tarafından sunulması ve kullanıcının ödediği kullanım ücretinden platformun pay alması (komisyon) temeline dayanan bir işletme modeli ortaya çıkıyordu. Bu modelde paylaşım ekonomisinin birbirini tanımayan insanlar arasında bir paylaşım olma özelliğine yeni bir şey eklendi. Artık paylaşmak karşılıksız değildi.

Herkes bilir ki aslında paylaşmak maddi bir karşılık beklenmeden yapılan bir edimdir. Sahip olduğumuz şeylerin bir kısmını vererek ya da belirli bir süre kullanımına müsaade ederek paylaşırız. Örneğin yemeğimizi paylaşırız ya da kıyafetlerimizi ödünç vererek paylaşırız. Her iki durumda da ortada bir para alışverişi yoktur. Oysa paylaşım ekonomisinde ihtiyaç fazlası yiyeceğimiz karşılığında bir para alıyoruz. Bu satıştır. Belirli bir para karşılığında kıyafetimizin kullanım hakkını belirli bir süre devrediyoruz. Bu da kiralamadır.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ