RODOS’TAN KUŞADASI’NA (1)
Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, 18 Ocak 2021
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
RODOS’TAN KUŞADASI’NA (1)

             Dedemizin adı Göcekli Osman. Onun da babası Göcekli Hüseyin. Dedem 1865 yılında Rodos’ta doğmuş. Büyük dedem ilk gelen yörüklerden. Mağaraya yerleşmiş, hayatı orada geçmiş. Diğerleri kıl çadırlarda doğmuş, yaşamışlar. Datça’dan, Fethiye’den, Marmaris’ten gelenlerle kaynaşmışlar, çoğalmışlar. Yelkenli sandallarla ilk geldikleri yerlere gidip gelerek irtibatlarını devam ettirmişler.

            Köyümüzün adı Kandilli. Deniz kıyısındaki mahallemizin adı Mikse ya da Mixi. Bu adı İtalyanlar koymuş. Şimdiki adı İksiya. Anadolu’ya bakan uzun kumsal sahili. Bu sahil boyunca taban arazileri, arkada çamları, zeytinlikleri olan yerlerde yaşamış büyüklerimiz. Şehir merkezine uzaklık 5 kilometre.

            Geçim kaynakları balıkçılık, tarım ve hayvancılık. Ayrıca, turfanda sebze ve bağcılık. Ürünlerini şehir merkezine götürüp satarak geçimlerini sağlamışlar.

            Zamanla kıl çadırları bırakıp arazilerine evler yapmışlar. Ayrı yerlerden gelen bu ailelerin çocukları birbirleriyle evlenip kaynaşmışlar, çoğalmışlar. Dedem Göcekli, Pembe ninem Baylan sülalesinden. Pembe ninemin babası Murat dedemiz Kıbrıs’tan Koçino köyünden gelmiş, Rodos’a yerleşmiş, evlenmiş, kalmış. Babaannemle anneannem yakın akraba imiş.

            Babamdan beş erkek, dört kız kardeş olduklarını, üç erkek kardeşinin de küçük yaşlarda öldüklerini duyardım. Erkekler: Hüseyin, Mehmet, Şükrü, Ali, Mustafa. Kızlar : Naime, Fehime, Hatice, Fatma.

            Şu anda hiçbiri hayatta değil. Babam, Fehime Halam ve Fatma Halam Kuşadası’nda yaşadılar, aynı kabristandalar. Diğerleri Rodos’ta Kandilli mezarlığında.

            Baba tarafımı kısaca anlattıktan sonra, anne tarafımı da biraz anlatayım. Mahir dedemin sülalesi Rodos’un fethinden sonra ilk gelen ailelerden, yani Rodos’un ilk yerlileri.

            Şehrin Mercan Tepesi ya da Kızıltepe denilen yamaçlarındaki arazilerde ve kaleiçindeki mahallede yaşamışlar.

            Mahir dedem hayvancılıkla, tarımla uğraşmış. Sabah akşam şehre katırları ile kapı kapı dolaşıp süt satmış. O nedenle Sütçü Mahir diye anılmış. İlk eşinden altı kızı olmuş. Erkek çocuğu olmamış. İlk eşi ölünce, ikinci eşi Saniye ninemle evlenmiş. Baştan üç kızı olmuş. Üçüncüsü annem müşerref, sonra ilk oğlu Mehmet ve diğerleri doğmuş. Saniye ninemin çocukları: altı kız, üç erkek. İlk eşinden olan kızlarını büyütüp evlendirmiş. Onlara çok mal mülk vermiş. Ben Aydın’daki Rukiye ve Fatma ile Rodos’ta yaşayan Zühra ve Sabiha teyzelerimi bilirim. Dayılarımızdan İzmir’de yaşayan Mehmet ile Antalya’da yaşayan Sabri dayılarımı bilirim.

            Balkan Savaşı patlak verince İtalyanlarla Libya’da savaş halinde olan Osmanlı Devleti askeri gücünü Balkanlara taşır. İtalya; Libya, Habeşistan ve Egedeki Oniki adaları işgal eder. Adalarda yaşayan Türklerin bir kısmı Anadolu’ya geri döner. İtalyanlar isteyen aileleri gemi ile İzmir’e taşır. Osman dedem de ailesini toplar İzmir’e gelir. Devlet, trenle bu aileleri Turgutlu, Salihli çevresindeki arazilere yerleştirir. O sırada babam altı-yedi yaşlarındadır. Dedem denizi olmayan bu yerlerde yaşayamaz. Üstelik çocuklarından birisi ölür.

            Kendisi gibi memnun olmayan bazı ailelerle karavapur dediği trenle İzmir’e, oradan da Rodos’a geri döner. Eski arazisinin içine bir ev yaptırır. Bir daha yer değiştirmez. İtalya savaşı, Balkan Savaşı, I.Dünya Savaşı, Anadolu’da Kurtuluş Savaşı günlerinde zor günler yaşarlar. İtalyanlar Rodos’ta kaldıkları süre içinde (1911-1945) Türklere zorluk çıkarmaz. İşlerine, mallarına ibadetlerine, Türkçe öğrenimlerine karışmazlar. Hukuklarını korurlar. Her çeşit kayıtlarını iyi tutarlar.

            Rodos’ta Osmanlı’dan bugüne küçük esnaf dallarında Türkler ve Rumlar çalışır. Bakkal, kasap, berber, nalbant, demirci, aşçı, semerci, yorgancı, inşaatçı, tatlıcı, boyacı vs. lakapları ve soyadları yaptıkları işlerden anlaşılır. Dedem Sütçü Mahir gibi. Babadan oğula devam eden bu esnaf kollarında çalışmak üzere köylerden gençler şehir merkezine çırak olarak gelirler. Babam da motor tamirhanesinde çalışmış. Dedem Sütçü Mahir, annemin babası Mercan Tepesi mevkiinde tarım ve hayvancılıkla uğraşır.

            İtalyanlar Rodos adasının deniz kıyısından yaklaşık yüz seksen km. yol yaparlar. Yol yapımında kullanılan buharlı silindir makinesinde usta olarak babam da çalışır. Yollar yapıldıkça, taşıtlar da çoğalır.

            Rodos’un en zengin adamı bir Yahudi İtalya’dan bir taksi getirtir. Taksiyi kullanacak bir adam arar. O, bu kullanmak ister yapamaz. Babam dener çalıştırır, bir tur yapar, Yahudi beğenir. Babamı şoför olarak yanına alır. Yatacak yer gösterirler. Yemek zamanı işçilere karavana ile yemek gelir. İşçiler yemeği avuçla yer, babam yemez, sorarlar, kaşık-tabak olmazsa yemem der. Babama ayrı yerde veririler. Ayrı yerde yatar. Bir süre çalışır, ayrılır. Ticari taksilerde şoförlük yapar. Birkaç yıl sonra ilk kullandığı arabayı birisinde görür, satın alır. Taksicilik yapar.

            Sütçü Mahir bütün çocuklarını zamanı geldiğinde okutur, dini eğitim aldırır, el sanatları kursuna gönderir. Dikiş, nakış, örgü öğrenmelerini sağlar. Tarımda, hayvancılıkta çalıştırır. On yaşına gelen kızlarına yeni doğan kardeşinin bütün bakımını yükler. Örneğin, Zühra Teyzem annemi, annem Sabiha Teyzemi büyütmüş. On altı, on yedi yaşlarına gelen kızlarını güvendiği biriyle evlendirir. Annem on yedi yaşında evlenmiş.

            Pembe ninem (babaannem) ile Saniye ninem (anneannem) akraba. Annem genç kızken şehre okumaya, sanat öğrenmeye gidermiş. Saniye ninem akraba diye babamın arabasına binmesini istermiş. Annem babam böyle tanışmışlar.

            Babam annemi istetir, nişanlanır, büyük bir düğün yapar. Ali amcam Mercan Tepesinden at sırtında gelini alır, davul zurnayla, arkadaşlarıyla oynaya oynaya Mikse’ye getirir. Aralık 1939.       

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: