RODOS’TAN KUŞADASI’NA (5)
Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, 10 Şubat 2021
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
RODOS’TAN KUŞADASI’NA (5)

             Söke Bağarası bucağından Sofulara yayan gidildiğini öğrendim. Okuldan tanıdığım Bağarası’nda öğretmen Boysan Kaner’i buldum, konuştum. Sofular’lı birini bulduk. Onlarla dağ köyüne çıktım. Köy üç mezra, ayrı ayrı yerlerde. Sofular, Terziler, Helvacılar. Okul Terziler’de dağın zirvesinde. Köylülerin Amerikan barakası dediği, karşıdan bakınca yarım silindiri andıran çinkodan yapı. Görmeye gittim, telle tutturulmuş kapısını açtım, içinde sığırlar yatmış, pislik içinde. Kenarda üst üste yığılmış eski sıradan başka bir şey yok. Arkayı dolaştım, kapıyı açtım, bir dolapta dosyalar ve biraz kitap. İnceledim, öğrencilerle ilgili kayıtlar, okula gelen evraklar, kapattım. Etrafı dolaştım. Yaz günü etrafta kimseler yok. Belli ki ovada pamuk işlerinde çalışıyorlar. Tepeye çıktım, Söke ovasını bir an seyrettim. Gri bir sis altında,  toprak kokusu buralara kadar geliyor. Etrafımda ulu çam ağaçları. Başımı okula çevirdim, hallederiz dedim. Çamlara baktım püfür püfür serin bir hava veriyor, çok güzel, sevdim burasını dedim kendime.

            Kestirme patika yoldan koşar adım yokuş aşağı Bağarası’na indim. Dolmuşla Söke’ye oradan Kuşadası’na.

            Sevinçliydim. Bir günde köyü, okulu, çevreyi görmüştüm.

            Okullar açılmadan Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne gittim, ihtiyaçlarımı anlattım, ders araçları memuruna yönlendirildim. Bir kısmı eski, bir kısmı yeni sıra, masa, dolap temin ettim. Gün verdiler o gün Milli Eğitimin kamyonu ile Bağarası’na getirdiler. Bir okulun bahçesine boşalttılar. Köye çıktım, muhtar Helim Yaşar’ı buldum, tanıştım. Okulu temizlettirdim, malzemeleri okula taşıttırdım. Üç günde okul eğitime hazırlandı.

            Okulların açılış gününe muhtar aracılığı ile herkesi davet ettim. Benden önce baraka okul, iki yıl kullanılmış, öğretmen başka yere atanınca ben geldim. Herkesle tanışmak istiyordum.

            Açılış gününe öğrencisini alan geldi. Hem öğrencilerle, hem de velilerle tanıştım. Okulumuz beş sınıflı, tek öğretmenli. Mevcut: Beşinci sınıf iki, dördüncü sınıf dört, üçüncü sınıf sekiz, ikinci sınıf on iki, birinci sınıf yeni kayıt on yedi öğrenci. Tek dersliğe hepsini yerleştirdim. Andımızı okuyup tek tek tanıştım.

            Baraka olmazdan önce öğrenciler Arslan yaylası köyü okuluna giderlermiş.

            Derslere başladık. Öğrenciler düzenli geliyor. Gelemeyen birkaç öğrenci var. Ovada iş bitince onlar da gelmeye başladı.

            Ders programına göre, her gün birinci ders birlerle, ikinci ders iki ve üçlerle, üçüncü ders dört ve beşlerle, dördüncü ve beşinci ders karışık çalışıyoruz. Derse girişte ilgilenemeyeceğim sınıflara ödev veriyorum. İlgileneceğim sınıflarla dersi tamamlıyorum.

            Öğle paydosu beslenme. Çıkınlar açılıyor, getirdiklerini tüketiyorlar. Büyükler küçüklere yardımcı oluyor. Teneffüs aralarında su nöbetçileri kaynaktan kova ile su çekiyor. Kapının yanındaki küpe döküyor. Su ihtiyacı olanlar tasla su içiyor. Helâmız bahçede.

            Öğleden sonraki dersler için karışık demiştim. Genelde hep beraber matematik işliyoruz. Son derste ise beden eğitimi, müzik ve resim yetenek derslerinden birini birlikte çalışıyoruz.

            Kısacası her gün birinci devreye hayat bilgisi, Türkçe, matematik (birinci, ikinci, üçüncü sınıflar), ikinci devreye Türkçe, matematik ve diğer dersler (dördüncü, beşinci sınıflar) …O yıllarda fen bilgisi dersinin adı tabiat bilgisi. Sosyal bilgiler dersi ( tarih, coğrafya, yurttaşlık bilgisi ) diye üç ayrı ders idi.

            Toparlarsak: birinci, ikinci, üçüncü sınıflar ders adları: Hayat bilgisi, Türkçe, matematik, resim-iş, müzik, beden eğitimi. Dördüncü ve beşinci sınıfların ders adları: Türkçe, matematik, tabiat bilgisi, din bilgisi, aile bilgisi, resim-iş, müzik, beden eğitimi, tarih, coğrafya, yurttaşlık.

            Okulun bulunduğu yer meyilli. Düz bir yer yok. Uzunlamasına kalın bir duvar yapmaya başladım. Taş çok, küskü demiri ile kum kayalarını plaka şeklinde söküp, birkaç ay içinde iki üç metre yüksekliğinde duvar yaptım. Sağdan soldan toprak çektik. Boşlukları doldurduk. Düz bir bahçemiz oldu. İki direk diktik, ip gerdik. Voleybol oynamaya başladık. İpi indirip yakar top oynadık. Gelen geçen oyunlarımızı izlemeye başladı. Çocuk sesleri sessiz tepeleri çınlattı. Seyre gelenlere kum kayalarını söktürüp dikdörtgen biçiminde okul alanı duvarlarını belirledik. Kış geldi. Şiddetli yağmurlar başladı. Öğrencilerde devamsızlık yok. Kocaman bir soba gür gür yanıyor. Odun çok. Öğrenciler sabah okula gelirken etrafta buldukları odunları getiriyorlar, yakıyoruz. Herkes mutlu. Sıkıntı yok. Elimde mandolin şarkılar, marşlar söylüyoruz. Birleştirilmiş sınıflar için yazılmış kitap, dergi bulup getiriyorum. Eski bir dolap bulduk, kitaplık yaptık. Öğrencilere uygun kim kitap getirirse önce kendim okuyor, faydalı ise dolaba koyuyorum.

            Müzik, spor, kitaplık, sağlık kolları kurduk. Seçimle kol başkanları seçtik. Berberlerin kullandığı saç tıraşı makinesi ile makas aldım. Çocukları saç tıraşı yapmaya başladım. Üçüncü sınıftan Halil çok meraklı, öğrettim, okulumuzun berberi oldu. Hatta okula gelen köylüleri dahi tıraş eder oldu çıktı.

            Köylünün birisi okula çantalı bir adam getirdi, hemen anladım. İlköğretim müfettişi, buyur ettim. Çocukları ayağa kaldırdım. Kendini tanıttı. İlköğretim müfettişi Akif Yavuz. Öğrencilerin arasında tur attı, defterlerine baktı, kimini okşadı, okulunuz pek şirin dedi. Sonra bahçeye çıkın öğretmeninizle biraz konuşalım dedi, öğrenciler çıktı. Okulun içini dışını birlikte dolaştık. İçeri girdik, masaya oturdu. Hemen sorulara başladı. Kayıt defterlerini, plan defterini, tuttuğum birkaç dosyayı gösterdim. İnceledi, imzaladı. Neler yaptığımı, neler yapmak istediğimi sordu, söyledim. Ben konuşurken notlar aldı. Bana yaz dedi. O söyledi ben yazdım. Yaklaşık yirmi maddelik okul ve öğrencilerle ilgili yapılması gereken işler idi. Tamam yaparız dedim. Dosyamdan kendi tespitlerimi içerir notları gösterdim. Okudu, seninki daha çokmuş dedi. Gülüştük. Su istedi. Görevli öğrenciye seslendim, getirdi. İçti, çok güzelmiş dedi. Bahçe duvarlarını merak etmişti konuşurken. Sahamızı ve duvarları gösterdim, nasıl yaptığımızı anlattım, memnun kaldı. Oradan buradan konuştuk. Gitmek istedi, ders yılı sonunda yine gelirim dedi. Birkaç köy daha dolaşacağını anlattı. Bayırdamı köyü okuluna gitmek için öğrenci istedi. Köy bize yakın olduğundan Kadir adlı öğrenciyi görevlendirdim. Patika yoldan götürdü, okula döndü.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: