RODOS’TAN KUŞADASI’NA (8)
Yayınlanma Tarihi: Pazar, 24 Ocak 2021
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
RODOS’TAN KUŞADASI’NA (8)

            Okullar açıldı. Bizim okul inşaat işi bitmedi. Deniz kenarına yakın bir zeytin bahçesine ders tahtası ve sıra taşıdık. Her sınıf ayrı bir ağacın altında derslere başladı. Vefa Akbay beşleri, Ülkü Özbek dörtleri, iki ve üçleri birleştirilmiş olarak ben, birleri Çetin Özbek okutmaya başladı.

            Yağmurlar başlamadan kendimize bir yer aradık. En uygun yer olarak köy camisini bulduk. Caminin içini iple ikiye ayırdık. Tahtamızı, sıralarımızı yerleştirdik. Cemaatle öğrenciler birbirini görmesin diye ipe kilim serdik. Günde ikişer saat dört öğretmen ayrı ayrı zamanlarda sırayla ders işledik. Aralık ayında inşaat tamamlandı. Yeni dershanelerimize taşındık. Okulumuz aynı zamanda 4 K uygulaması okulu. Öğrencilerin oyun alanının dışında tarım ve hayvancılık yapılabilmesi için birkaç dönüm arazisi var. Tavuk, dana, arıcılık, sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılıyor. İsteyen köylü gençler 4 K eğitimi alıyor. Aydın’dan uygulama öğretmenleri zaman zaman geliyor, eğitim veriyor. Okulun öğretmenleri de seçtiği bir dalda öğrencilerle ilgileniyor. Ben dana yetiştiriciliğini seçtim.

            Önceden birleştirilmiş sınıf okuttuğum için hiç zorlanmadan ders yılını rahat geçirdim. Köyün depo binasında 23 Nisan’da müsamere yaptık.

            Okul dışı zamanlarımda kahve alışkanlığım olmadığı için berber Demir Yüksel’in işyerinde tıraş olmaya gelenlerle sohbet ediyorum. Köyün tamamını kısa zamanda öğrendim.

            Köylü tarım, hayvancılık, arıcılık, odunculuk ve tütün işleriyle geçimini sağlıyor. Balıkçılık hiç gelişmemiş. Balık çok, tutan yok. Köye balık satmaya Kuşadalı balıkçılar geliyor.

            Turizm yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladı. Kuştur Tatil Köyü binaları bitmek üzere. Arslanburnunda Emekli Sandığı Tatil Köyü inşaatları da bitmek üzere. Kaymakam Özer Türk köyleri dolaşarak, gençlere hazır olun sizlere tatil köylerinde iş bulacağım, diyor. Kuşadası’nda “Yeme İçme Personeli Yetiştirme Kursu” açtı. Geceleri Devrim okulunda köylerden ve merkezden gelen gençlere üç ay kurs verildi. Her gün akşamüzeri iki minibüs dolusu genci kursa taşıttım. Bazıları minibüs parası bulamadı, ayrıldı. Bu arada ben de kursa devam ettim. Hep birlikte garsonluk belgesi aldık.

            Fransız Meditern Turizm Şirketi emekli sandığının yerini kiraladı, hazırlıklarını tamamladı. Kuştur da hazırlığını bitirdi. Kaymakam sözünde durdu., gençleri bu iki tatil köyüne yerleştirdi. Muhasebeci Mustafa Oğuzkaan’nın bu işlerde çok faydası oldu.

            Milli Park sınırlarını tespit etmek üzere Ankara’dan üç görevli geldi. Yıl 1965. Milli Park şefi, topografya mühendisi, kararları alan hâkim. Üç görevli, muhtar ve azası heyet oluşturdu. Heyet iki üç işçiyle her gün ölçüm yaptı, karar kıldı, sınır kazıkları çakıldı. Köylülerin yıllardır kullandığı az da olsa yerleri istimlâk edildi. Dilek Yarımadası Milli Parkı kuruldu. Yol açma çalışmaları birkaç yıl sürdü. Milli Park halka açıldı. Bir süre sonra giriş paralı oldu.

            Kaymakam Fransa’dan gelen foto muhabirlerini köye getirdi. Çevreyi gezdirdi. Resimler çekildi, mağara, plajlar, antik kent gösterildi. Folklor gösterisi istedi. Konukların önünde mandolin çalarak öğrencilerime zeybek oynattım. Kaymakam birkaç gün sonra köye geldi, köylüyü topladı, köye gelen turistlere yardım edilmesini, nazik davranılmasını istedi. Mağaranın adını koydu. Bundan sonra mağaranın adı Zeus Mağarası dedi. Bu mağaraya antik çağın Mısır kraliçesi Kleopatra’nın zaman zaman uğradığını anlattı, gitti.

            Güzelçamlı’da iki ders yılı çalıştıktan sonra Davutlar Kazım Dirik İlkokuluna kendi isteğimle tayin oldum. Köyün yerli öğretmenleri: Okul müdürü Faruk Barça, öğretmenler: Mustafa Yaşatan, Cafer Takımlı, Veli Muhtar. Ayrıca Söke’ye tayin olan Haydar Tozkoparan.

            Burası ilk çalıştığım Kıyıköy gibi bucak merkezi köy statüsünde, okulu köy okulları gibi açılıp kapanıyor. Bucak müdürü ve jandarma teşkilatı var.

            Güzelçamlı yaşantılarıma ek:

            Yarımada Milli Park olmazdan önce Torbalı, Tire, Bayındır, Ödemiş yöresinden çok arıcı gelirdi. 1965 genel nüfus sayımı sırasında köy bekçisi ile Kalamaki’ye gittik. Düdük çaldı, bağırdı. Bekçi arıcıları alıştırmış, düdük çaldı mı birileri yanına gelir konuşurmuş. Geldiler. Nüfus sayımı çizelgesine iki yüzden fazla arıcı yazdım.

            Arıcılar kovanlarını bir yerden bir yere geceleri nakil ediyorlar. O günlerde gece sabaha kadar kamyonlarla kovan getirip götürüyorlar. Kamyon dolusu bal taşınıyor. Kontrol yok. Muhtara söyledik, bir bekçi daha tuttu. Bekçiler gelen giden arıcılardan makbuz karşılığı para toplamaya başladı. Aynı zamanda köy koruma işi yapan bekçiler üniformalı, silahlı, atlı idi. Köyde bal şekerden ucuz satılırdı. Sabah kahvaltım iki yemek kaşığı bal, üstüne bir bardak su. Çay içmeyi hiç sevmezdim.

            Her evin altında hayvan damı, aynı Kıyıköy’deki gibi yaşantı. Üstü yaşam alanı, teras, mutfak ve odalar. Ortada hasır, kilim serili; kıyılar şilte, minder, saman yastıklı. Merdivenden çıkılıyor, kapak açılıyor. Terasa çıkınca kapak kapatılıyor. Bir köşe oturma yeri, bir köşe de ocak.

            Hayvanlar sabah akşam sağılıyor. Yemleri veriliyor, sütü içiliyor, yoğurt yapılıyor. Kalanı mandıraya satılıyor. Hayvanlar balkana salınıyor. Başlarında çobanları bulunuyor. Balkan, tarım yapılmayan otluk, çalılık, boş alan. Herkes hayvanlarını burada otlatıyor.

            Davutlar Kazım Dirik İlkokulu 1963’te açılmış, sekiz derslikli bir okul. Eğitim öğretim oturmuş. Diğer çalıştığım yerlere göre daha donanımlı. Okul müdürü sınıf okutmuyor, müstakil. Hizmetlisi var.

            Okul müdürü Faruk Barça bana ikinci sınıfı verdi. Okullar açıldı. Sınıfımı aldım, öğrencilerimle tanıştım. Şöyle bir yoklamak istedim, hayret !..Öğrencilerin yarısından çoğu okuma yazma bilmiyor ama ikinci sınıf!..Okul müdürüne koştum, anlattım. Biliyorum, üzgünüm, gençsin sen üstesinden gelirsin, dedi. Öğrencilerin okuma yazmayı sökebilecek durumda olanlarını ayırdım. Birleştirilmiş sınıflardaki gibi hiç bilmeyenleri ayırdım, çalıştım. Yarıyıl tatiline kadar kem küm de olsa bir şeyler öğrettim. İkinci yarıda sıkı bir çalışmayla hayat bilgisi, Türkçe, matematik seviyelerini istenilen düzeye getirdim.

            Bu arada köyde ilkokul diploması olmayanlara gece kursu açtım. Kursa gelmek isteyen kırka yakın kişi tespit ettim. Okula davet ettim. Geceleri üç ay ders verdim. Kursa devam edenleri ilkokulu dışarıdan bitirme sınavlarına Kuşadası’na gönderdim, başardılar. İlkokul diploması aldılar. Çoğu araba ehliyeti için başvuruda bulundu, ehliyet aldı.

            İkiden üçe geçen iki sınıfın öğrencilerini üçte okutmaya başladım. Türkçe, matematik düzeylerini geliştirmek için çok çaba gösterdim. Kırka yakın öğrenciyi istenilen düzeye getirmek kolay olmadı, ayrıcalık yapmadım. Ders yılı sonunda dördüncü sınıfı yapamayacak ona yakın öğrenciyi sınıfta bıraktım. Oysa sınıfta bırakmak benim ilkelerimden birisi değildi. Her gün okula gelen öğrenci sınıfta kalmamalı idi. Bir daha hiç yapmadım.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: