“SATRANÇ BİLİYOR MUSUN?”
Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, 16 Ekim 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
“SATRANÇ BİLİYOR MUSUN?”

 

 

            Tüzün Bey anlatıyor:

            Bir komşumuz, ahbabımız vardı; Hasan Amca.

            Diğer adıyla Çeşmeli Şoför Hasan.

            Şu şoförlük muhabbetinin askerlik muhabbeti kadar tatlı olduğu dönemlerin şoförü.

            Yalnız yaşayan amcamız ani bir kararla huzurevine gider.

            Söke’de olduğunu öğrenince biz de iki arkadaş kendisini ziyaret etmeye karar verdik.

            Ziyaret kısa sürdü.

            Ne sevindiğimizi gösterebiliyoruz, ne üzüldüğümüzü.

            Tekrar geleceğimizi söylesek inandırıcı olmaktan uzaklaşır mıyız acaba?

            Bunu da söyleyemiyoruz.

            Havadan sudan konuşuyoruz.

            Böylelikle sanki onun burada olmasını doğal karşılamış oluyoruz.

            Bizim bu acemi tavrımıza karşın kendisi oldukça rahat ve mutlu görünüyor.

            Bize nasıl vakit geçirdiğini, yemekleri, yeni tanıştığı arkadaşlarını falan anlatıyor.

            Araya mahalleyle ilgili sorular sıkıştırıyor.

            Bizi gezdirirken rastladığı kişilere de bu mutluluğunu gururla karışık yansıtıyordu.

            Bizi en son getirdiği yer kocaman koğuş-yatakhane türü bir yerdi.

            İçerisi kalabalıktı.

            Yatakların çoğu doluydu.

            Sessizce selâmlaşıldı birkaç kişiyle.

            Bu sessizlik içinde en arkadan, köşedeki yataktan kapının önündeki bizlere, daha doğrusu bana doğru küçük yapılı, gözlüklü, saçlarının yarısı ak bir amca seslendi:

            “Satranç biliyor musun?”

            Gözlüğünün üstünden ısrarla bana bakıyordu.

            Zamanım mı yoktu, birinin karşısına çıkacak kadar cesaretim-bilgim mi yoktu, o ortamdan bir an önce kurtulmak mı istiyordum bilmiyorum; yanıt bile veremedim doğru dürüst.

            Ama o, halimden anlamış olmalı, kafasını havaya öyle bir salladı ki…

            Notumu almıştım.

            Satranç tahtasını hazırlamış, sonra da içeri girecek satranç bilen biri için bin defa kapıya bakmış birine çare olamamıştım.

            Önceleri pek bir şey hissetmedim ama zaman geçtikçe taşınan yük nasıl ağırlaşırsa öylesine ağırlaştı üzüntüm.

            Kimselere de anlatamadım.

            Yıllarca kimselere anlatamadım.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: