ŞEKSPİRÂNE
Yayınlanma Tarihi: Perşembe, 30 Temmuz 2020
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
ŞEKSPİRÂNE

            “Şekspir’in 76 ncı sonesinde diyor ki “Ben eskileri aldım ve onları tekrar tashih edip zamana uyarladım ve de güzelleştirdim.”

            Turizm rehberi ve yüksek metalurji mühendisi abimiz, kayınpederinin şiirlerini okuya okuya şiire bulaşmış. Ve şiirin sihrine, güzelliğine kapılmış. Şekspir’in 154 sonesinden 75 tanesinin çevirisini yapmış. Bakın daha başka neler söylüyor:

            “Bir ara Şekspir’in sonelerinin kitaplarını aldım. Baktım, İngilizceden çevrilmiş şiirler onun esas şiir anlamlarından çok farklı ve orijinal şiirlerini anlatmakta çok yetersiz kalınmış. Bunun üzerine ben de kendi soneleri olsun, Şekspir’in diğer şiirleri olsun çeviriye başladım. Orijinaline yakın cümleler kurarak şiirlere esas anlamlarını kazandırdım. Bir adet kitap çıkardım.

            Fakat bu şiirlerimi de seneler geçtiği için tekrar düzenlemeye başladım. (Tanrım Sen Beni Teskin Et!) şiirini  de eski bir İngiliz şair ve din adamından aldım. Bu şiiri müslümanlaştırdım. O, çanlar çalıyor diyor, ben selâ veriliyor diyorum. O, kiliseden bahsediyor, ben camiye çeviriyorum. Birçok da ilaveler yapıp şiiri güzelleştirdim, ahenkli hale getirdim. Anlamını çok güçlendirdim. O nedenle bu şiir artık Şekspir’in yaptığı gibi benim şiirim oldu.

            Kendi şiirlerim de var tabi. Bunu sadece tercüme etmek ve şiirleştirmek bir ayımı aldı. Ayrıca bir ay da tashih (düzeltme) etmek ve ahengi sağlamakla geçti.”

            Çevirmen abimiz İngiliz ve Amerikan edebiyatının en meşhur şiirlerini Türkçeye tercüme etmiş. Edgar Allan Poe, Robert Frost gibi…

            Şimdi şirini okumaya geçelim:

                                                                                                                                                                                           TANRIM SEN BENİ TESKİN ET !

 

Bu yaşta şu sıkıntılı zamanlar ve saatlerimde,

Beni günaha sokanlar vicdanıma zulmettiğinde,

Ben de artık günahlarımı itiraf ettiğimde,

Tanrım sen beni teskin et!

 

Yatarken karamsarlıkla yatağımda benim,

Hasta iken hem yorgun gönlüm hem de kalbim,

Vermezken rahat ve huzur bana şüphelerim,

Tanrım sen beni teskin et!

 

Doluyor gözyaşları ve iniltiyle her yeri evimin,

Ve uyuyor dalmış uykusuna bütün dünya geceleyin,

Ama nöbet tutuyor hâlâ açık olan gözlerim bitkin,

Tanrım sen beni teskin et!

 

Görmezse hünersiz hekimin gözü amma,

Hiçbir ümit fakat vizitesinden başka,

Ve giderse onun hüneri böyle boşa,

Tanrım sen beni teskin et!

 

Selâ verilirse uzun uzun uzaklardaki minareden,

Bir de geçerse cenaze arabası penceremin önünden,

Bu da ürkütürse ruhumu fani dünyaya veda ederken,

Tanrım sen beni teskin et!

 

Bürünmüşse ışıkların rengi artık şimdi maviye,

Düşmüşse teselli edenlerin sayısı üste bir de,

Tükenmişse sözlerindeki mânâ ve takâtlarıyse,

Tanrım sen beni teskin et!

 

Duasını yaptığında imam sessizce en sonunda,

Ve onayladığında onun dediklerini ruhum da,

Tutulduğunda şimdi artık ümitsiz bir de nutkum da,

Tanrım sen beni teskin et!

 

Uyandırmak için beni sarsarlarsa,

Şüphe içinde, çaresiz ve korkuyla,

Bir de aynada görüntüm kaybolursa,

Tanrım sen beni teskin et!

 

O çılgın gençliğimin, toyluğumun bütün günahları ile,

Beni günaha sokup ayartan peşime düştüğü takdirde,

Bir de imanıma nefret ve lanetle beddua ettiğinde,

Tanrım sen beni teskin et!

 

Ben geçerken alevler ve korkunç cehennem çığlıklarıysa,

Kulaklarımı tırmalar ve gözlerimi de korkutursa,

Bu dehşet ve karmaşadaki gafletim beni şaşırtırsa,

Tanrım sen beni teskin et!

 

Mühürlü zarfım açılıp tartıldığında günahım sevabım,

Ardından mahşerde yargılanıp açıklandığında kararım,

Ve ben de çaresizce sana başvurduğumda Tanrım,

Tanrım sen beni teskin et!

 

(Halil İbrahim Kabakçı)

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: