Sevmeyi Öğretelim
Yayınlanma Tarihi: Pazar, 27 Mart 2016
GÜL KABACAOĞLU OĞAN
Sevmeyi Öğretelim

Dünya dönüyor,

 

Nefes alıyoruz, nefes veriyoruz.

 

Her yeni güne uyanıyor, dünyevi ihtiyaçlarımızı karşılıyor ve uyuyoruz.

 

Bir zamanlara damgasını vuran Matrix film serisinin kahramanları gibiyiz, her birimiz.

 

Mavi hap mı, kırmızı hap mı diye soranımız bile olmadan, uykuyla uyanıklık arasında yaşıyoruz.

 

Nasır tutan beynimiz mi, kalplerimiz mi, yoksa başlı başına nasırın kendisi mi olmuşuz bilmiyorum.

 

Uyuşturucu nasıl bir etki bırakır deney imlemedim, ama sanki uyuşturulmuş ve bir kafese tıkılmış kobaylar

gibi hissediyorum.

 

Bilinçsizlik…

 

Hissizlik…

 

Duyguları alınmış bir et yığınından farkımız ne bizim.

 

Alıştırılmışlık dedikleri şey bu mu yoksa…

 

Hala ağlıyorum olumsuzluklarda,

 

İsyanım dev dalgalar gibi, ama kendi dalgamda boğuluyorum her defasında.

 

Öğrenilmiş çaresizlik dedikleri bu olsa gerek, öğrenmek istemesem de zorla öğretilen…

 

Dört bir yanımızda ayrı dramlar…

 

Savaşlar, kıyımlar, açlık, yokluk ve acımasızlıklarla sınanıyoruz.

 

Şükretmeye utanır mı insan…

 

Başkalarının mahvını görerek, o durumda olmadığımız için şükretmenin sayısı arttıkça utanıyorum.

 

Sanki sebep olmuşçasına kahroluyorum.

 

Belki ben çıkarmadım savaşları, belki açlık benim eserim değil, yoklukta öyle…

 

O denizin yuttuğu minik bedenleri ben boğmadım, ama huzursuzum…

 

Engelleyememek, düzeni değiştirememek sanki beni suçlu yapıyor.

 

Birlik beraberlik zincirinin bir halkası da benim, ama tek başına olmuyor, dünya değişmiyor,

 

Düzen değişmiyor.

 

Siyaset ya da dil, din, ırk değil neden…

 

Kaynakların kıt olması ve açgözlülük neden…

 

Hep bana, hep bana diye düşünen zihniyetlerin dünya malını candan öte tutmaları neden…

 

Hasta ruhlu insanların bitmek tükenmek bilmeyen ego tatminlerini aşamamaları neden…

 

İradesi zayıf insanların paraya, güce, üstün olmaya giden yolda şeytana kulluk etmeleri neden…

 

Daha sayamadığım ama yastığa başınızı koyduğunuzda sizi rahatsız edebilecek her şey neden…

 

Tabi insansanız, vicdanınız varsa…

 

Kimse dört dörtlük değil olamaz, insanın doğasında var kusur.

 

Ama insanoğlunun vicdanının gerektiği gibi yaşasa herkes, o zaman sorulur muydu cennet…

 

Merak duyduğumuz her şey derdik ki, dünyadan ibaret…

 

Çünkü ne savaşlar olurdu, ne kıtlık paylaşmayı bilsek…

 

Ey insanoğlu; canlıların en aptalı…

 

Var oluştan buyana verilen dersleri alsaydın ibret, bilirdin kime kalmış ya da kalacak dünya malı ve nimet…

 

Şükret aldığın her nefese,

 

Şükret yediğin her lokmaya,

 

Şükret başını sokacak evine,

 

Şükret ve şükretmekten utanmayacak şekilde vicdanlı nesiller yetiştir, onlara sevmeyi, paylaşmayı öğret ki; bundan 100 yıl sonra sevgiyi öğrenen nesiller cennet gibi bir dünyanın mimarı olsunlar…

 

Şimdiyi değiştiremiyorsak, gelecek için bir şeyler yapalım. Çocuklarımıza sevmeyi öğretelim, Onların yarınlarını kurtaralım. Öğrenilmiş çaresizlik içinde yaşamak zorunda kalmasınlar.

 

 

Sevgilerimle…

 

GÜL OĞAN

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ