Şiddetsiz İletişim
Yayınlanma Tarihi: Perşembe, 08 Kasım 2018
SİBEL KÖKLÜ (KLİNİK PSİKOLOG)
Şiddetsiz İletişim

 

“Haklı çıkmak mı yoksa hayatı daha güzel kılmak mı? Hangi oyunu oynamayı tercih edersiniz?” (Marshall B. Rosenberg).

Çevremizde herhangi birine “Şiddet nedir?” diye sorsak, muhtemelen çoğugazetelerde çıkan konulara benzer hikayeler anlatacaktır. Fakat bu şiddettin çok büyük halidir. Şiddet, içinde sevgi, şefkat veya empati olmayan her şeydir de diyebiliriz. Bizimle konuşurken, üzüldüğü bir konuyu anlatan birine, bizim ‘takma bu kadar, senin moralini düzeltecek bir şey anlatıyım da biraz neşelen’ dediğimiz an da aslında şiddet uyguluyoruz. Onu teselli etmeye çalışırken, onun belki de sadece duyulmaya ve anlaşılmaya ihtiyacı olduğunu görmüyoruz. O an için birini yargısızca dinleyecek kadar açık olamıyoruz ve böyle yaparak aslında onu geçiştiriyoruz.

Gün boyunca, diğer insanlarla ve kendimizle iletişim kurabilmeye çalışıyoruz. Çoğu zaman söylediklerimizin kişisel ve hatta ‘şiddetli’ algılanabileceğinin farkında olmuyoruz. Eşiniz, çocuğunuz, iş arkadaşlarınız, müşterileriniz, komşunuz, anne-babanızla yaşadığınız çatışmaları düşünün. Konuşurken seçtiğimiz kelimeler karşılaştıran, birilerini etiketleyen, ceza veya ödül içeren, kısacası (ön) yargı içeren kelimeler seçmemiz, diğerleriyle gerçek temas kurmak için çok az çaba harcadığımız gösteriyor. Kişileri görünüşleri ve / veya davranışları hakkında tahminler üretmek ve onları etiketlemek bize kolay geliyor.

Şiddetsiz iletişim modeliMarshall Rosenberg tarafından geliştirilmiştir. Rosenberg, MahatmaGandhi ve Martin Luther King gibi barış düşünürlerinden esinlenmiştir. Model çok da yeni bir şey içermiyor; modele entegre edilen her şey yüzyıllardır bilinen şeyler. Fakat bize çok getirisi de olsa, bu davranışları otomatik ve doğalolarak uygulamıyoruz. Her gerçekten dinlemediğimiz zaman, yargılama yaptığımız her an, küçümsediğimiz zaman, haklı çıkmaya çalıştığımız, zorladığımız zaman, kıyaslama yaptığımız zaman, genellemeler yaptığımız zaman, etiketlediğimiz zaman, davranmadan/konuşmadan önce düşünmediğimiz ve anlamak için gayret göstermediğimiz an her an şiddetli iletişim kuruyoruz.

Model, dört bileşene dayanıyor: gözlem, duygu, ihtiyaç ve istek/rica.

Bu dört bileşenlerin yardımıyla iletişimde kendimizi ifade etmek ve bir başkasıyla etkili bağ kurma tekniklerini uygulayabiliriz. Yargılamadan gözlem yapmayı, bizi etkileyen durumlar karşısında duygularımızı ifade etmeyi, duygularımızın sebebi olan ihtiyaçlarımızın farkında olmayı, ricalarımızı ve isteklerimizi dile getirebilmeyi öğrenebiliriz. Bizi tetikleyen, öfkelenmemize neden olan somut durumlarda, şiddetsiz iletişim kurmanın, bize çok daha iyi şeyler getireceğini görebiliriz. 

 

Mesela, birini yargılamadan gözlemlemeyi deneyin. Çok basit görünüyor değil mi? Örneğin, şu anda size dönük oturan birini gözlemleyin. Oturma şekline göre onu belki de hemen neşeli, huysuz veya morali bozuk olarak etiketleyebilirsiniz. Fakat yanlış bir değerlendirme diğer kişiyi incitmemize neden olabiliyor. Hintli filozof Krishnamurti bir zamanlar yargılamadan gözlemlemenin en yüksek insan zekâsı olduğunu söylemiş.

Bu dört bileşenleri etkili şekilde kullanmayı öğrenerek, iletişimde daha etkili olabiliriz. Kitap okumayı seviyorsanız, Rosenberg’in kitabını tavsiye ederim. Bu konuda eğitim almak da mümkün. Birçok öfkeli, çatışmalı ilişki ve iletişimden uzaklaşmak için zevkli bir seçenek Şiddetsiz İletişim.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: