SİNEK
Yayınlanma Tarihi: Salı, 02 Temmuz 2019
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
SİNEK

                                                          

 

            -Sinek küçüktür ama mide bulandırır, derler…diye söze başladı muhasebeci İsmail. Sıkıntılı bir vaziyetteydi. İyice dolmuş olduğunu anladım.

            -Anlat abi, seni dinliyorum diyerek gözlerinin içine baktım. Elindeki kalemi masanın üzerine bıraktı. Diyafondan çaycıya birer orta kahve söylemek için yerinden kalktı. Tekrar koltuğuna oturduğunda anlatmaya başladı:

            -Kardeşim, sadece havada uçuşan, oraya buraya konan sinekler, ortalıkta dolaşan,  bildiğimiz sinekler yok ki memlekette. İş hayatında da sinekler var. Bak sana bu sineklerden birini anlatayım.

            -Anlat İsmail Abi, dedim.

            -Biz muhasebeciler esnafların ve şirketlerin defterlerini tutmak için evvela anlaşır, sözleşme yaparız. Defter tutmak belirli bir para karşılığı yapılır. Buna muhasebe ücreti denilir. Emeğin karşılığında alınır bu ücret. Adamın sinek olduğunu hemen anlayamıyorsun. Sinekse sonra ortaya çıkıyor. İşin sonunda belli ediyor kendini.

            Sineğin defterini aldık. Aylarca tuttuk. Önceleri birkaç kuruş hakkımız olan parayı verdi. Sonraları ücret hususunda sinekten bir haber çıkmamaya başladı.

            Adamın her ay defterini işlemek için gelir giderlerle ilgili evraklarını işyerine kadar gidip aldık. Bilgisayar ortamında kayıtlara geçtik. Kdv beyannamesini, stopaj beyannamesini çıkardık. Her ay maliyeye ödemesi gereken vergi tahakkuk fişlerini işyerine bıraktık. Sigortası varsa prim bildirgesini, bankaya sigortasını yatırsın diye kendisine ulaştırdık.  Ba/Bs ‘sini yaptık. Vergi zamanlarını bildirdik. Belediye, Esnaf Sanatkârlar Odası aidat ve harçlarını hatırlattık. Bankalar için hesap durumu istedi, çıkarıp verdik. Ceza yemesin diye elimizden gelen her türlü gayreti sarf ettik.

            (Kahveci çocuk getirdiği kahveleri dağıtırken İsmail Bey dertli dertli konuşmasına devam ediyordu) :

            -Sinek, son zamanlarda bizim muhasebe büromuza hiç uğramaz oldu. İşiyle hiç ilgilenmemeye başladı. Dükkânına gidilip evrakları alınmasa aylarca kestiği fiş ve faturalar öylece yerinde kalacaktı. Beyannameleri gönderilmeseydi arka arkaya cezalar gelecekti.

            Muhasebeye karşı bu ilgisizliği aylarca sürdü. Zaten angaryalardan da bıkmış vaziyetteyiz. Düşün, hem evrak gelmiyor, hem para verilmiyor, hem de ceza riski var. Gel de bu ortamda çalış.

            -Sonra neler oldu abi?

            -Sonra, baktık adamdan bir ses yok. Telefonla arıyorsun, telefonlara çıkmıyor. Haber gönderiyorsun tınlamıyor. Defter tasdikleri zamanı geldi. Para istiyoruz tasdik için, yok. Kendisi de tasdik ettirmiyor. Beyefendi kendini salıvermiş.

            Defter tasdiki yoksa, biz de yoğuz kardeşim. Olmayan deftere bir şey işlenebilir mi? Biz de salıverdik. Yeni yılda defterini tutmayacağımızı, beyanname göndermeyeceğimizi bildirdik. İpler kopmuştu.

            Fakat adam başka bir muhasebeci bulup yoluna devam edeceğine ne yaptı biliyor musun?

            -Ne yaptı abi?

            -Beş altı ay geçtikten sonra yanımıza gelip defterleri, beyannameleri istedi. Meğer maliyeciler gelmiş, bu iş yeri açık mı kapalı mı diye kontrol etmişler. Adam maliyeyi görünce kendine gelmiş. Sheltox yemiş gibi olmuş.

            Bu sefer sineğe dedik ki, geçen yıldan şu kadar borcun var, onu öde, bütün evrakları verelim. Sözleşmeyi iptal edelim. Başka muhasebeci arkadaş baksın defterine.

            Zaten bedava tutturmak istiyor sinek, bu belli. Öde borcunu, al evraklarını. Öyle değil mi? Bu zamanda belediye bile, maliye bile borcunu ödemeden iş yapmıyor. Biz kalkacağız sözleşmesini iptal edeceğiz, ondan sonra sinek bir tüyecek, o tüyüş. Sen defterlerini bedava tutmakla kalacaksın. Geçmişten örnekleri var bizde. Böyle çok sinek var piyasada. Seni muhasebeci olarak enayi yerine koyuyorlar. Muhasebeciler keriz akılları sıra…

            -Sonra ne oldu İsmail Abi?

            -Ne mi oldu? Adam bir de bizi Oda’ya şikâyet etmesin mi! Yavuz hırsız ev sahibini bastırır, derler ya. Adam, hem suçlu, hem güçlü. Adama biz ihtar çekeceğimize paranı öde diye, o bize ihtar çekmiş defterleri ver diye. İşe bak yahu. sen hem muhasebecinin parasını, hakkını ödeme, hem de şikâyet et. Oh ne alâ memleket!

            -Şimdi ne olacak İsmail Abi?

            -Hiç…Ne olacak!..Maliye, muhasebe ücretlerini, kdv beyannameleri üzerinden alıp muhasebecilere dağıtıncaya kadar piyasadaki sineklerle mücadele etmeye devam edeceğiz! Fııısssshhh!

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin:
YAZARIN TÜM YAZILARI
“SATRANÇ BİLİYOR MUSUN?” KUŞADASI’NDA GÜNBATIMI DEĞİRMEN’DEN MANZARALAR TURİZM…TURİZM… TANRI MİSAFİRİ UÇTU GİTTİ KÖLE MEMUR OLAYLI YAZ PARTİSİ GÜRÜLTÜYE GİDEN GÜRÜLTÜCÜ ASHAB-I KUŞADASI SİNEK HATIRA DEFTERİ ÜÇ ŞEHRİN HİKÂYESİ (3) ÜÇ ŞEHRİN HİKÂYESİ (2) ÜÇ ŞEHRİN HİKÂYESİ (1) KUŞADASI CENNET KOYU-CENNET YOLU GÖKMEN ARKADAŞIMIZIN DEĞERLENDİRMESİ KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (20) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (19) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (18) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (17) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (16) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (15) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (14) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (13) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (12) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FITINASI (11) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (10) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (9) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (8) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (7) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (6) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (5) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (4) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (3) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (2) KUŞADASI’NDAN BİR ÖYKÜ FIRTINASI (1) SAĞOL CANIM ÖĞRETMENİM HATİCE ABLADAN MEKTUP SÜTÇÜ HALİT AĞA(5) SÜTÇÜ HALİT AĞA (4) SÜTÇÜ HALİT AĞA (3) SÜTÇÜ HALİT AĞA (2) SÜTÇÜ HALİT AĞA (1) ÜÇ FIKRA-ÜÇ HİKÂYE HASAN DAYI ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (4) ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (3) ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (2) ESKİ KUŞADASI’NDA KOMŞULUKLAR (1)