TÜRKİYE’NİN ÇATISI AĞRI DAĞI (5137 MT)
Yayınlanma Tarihi: Cuma, 11 Eylül 2020
HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı
TÜRKİYE’NİN ÇATISI AĞRI DAĞI (5137 MT)

            Ümit Sarılar arkadaşımız bakın neler anlatıyor:

            “Kuşadası’nda yaklaşık 5 yıldır doğa yürüyüşleri yapıyorum. Küçük guruplarla veya dağcılık kulüpleri vasıtasıyla.Tamamen amatör bir ruhla başladığınız bu spor zamanla daha yüksek ve zorlu dağlara tırmanma isteği uyandırıyor insanda ve bunu yaptıkça daha mutlu oluyorsunuz.

            Yıllarca, özellikle hafta sonları Ege bölgesindeki tüm dağlara tırmandık. Her tırmanışta yeni bir tecrübe edindik. Zaman içersinde hem pratikte, hem teoride tecrübe kazandık. Bu sporu yaparken bilgi, birikim, uygun kıyafet seçimi ve gerekli performans çok önemli.

            Yıllar içersinde özellikle tecrübe kazandıktan sonra bir sonraki zorlu faaliyetin hangisi olması gerektiğini hayal etmeye başlıyorsunuz. Dağcılık sporu konusunda çok iyi anlaştığım ve dayanışma içersinde olduğum Taner arkadaşımla Ağrı Dağı zirve faaliyetini planlamaya başladık. Türkiye’nin çatısı durumundaki bu muhteşem dağa tırmanmak ancak tecrübeli bir rehber ve iyi bir organizasyonla mümkündü ve hemen araştırmalarımıza başladık. Sosyal medyanın da yardımı ile konu ile ilgili en iyi rehberlerden birisi olan Cuma Saltık hocamızla diyaloga girdik. 2019 yılı sonu yaptığımız bu görüşmelerden sonra bu faaliyeti yapmayı 2020 Nisan ayı sonuna kararlaştırdık. Fakat Covid 19 sebebiyle birçok kısıtlamalarla birlikte seyahat kısıtlamaları da getirilince bu faaliyeti ertelemek zorunda kaldık.

            Haziran 2020 sonu kısıtlamalar kaldırıldı, normalleşmeye dönüldü ve beklediğimiz telefon rehberimiz Cuma Saltık tarafından yapıldı. Yeni program için 5 Temmuz 2020 tarihi kararlaştırılmıştı. Heyecan başlamıştı. Zirve yapabilecek miydik? Bu muhteşem dağ bizi kabul edecek miydi?

            Daha önce ertelediğimiz uçak biletlerimizi güncelledik. Sun Express’in tarifeli uçağıyla İzmir’den Van’a gidecektik. Sonrasında Doğu Beyazıt ve ertesi gün sabah erkenden faaliyetin başlangıcı.

            Ve beklenen gün geldi. 4 Temmuz sabahı Kuşadası’ndan İzmir havalimanına hareket ettik. Uçağımızın kalkış saati 07.00 idi. Sorunsuz bir şekilde uçağımız zamanında kalktı ve yaklaşık 2 saat sonra Van havalimanına indi.

            İki arkadaş sırt çantalarımızla birlikte havalimanından bir taksiye binerek Doğu Beyazıt’ın yolunu tuttuk. Yolda rehberimizle yaptığımız konuşmalardan sonra Ertur Otelinde buluşmayı kararlaştırdık. Yaklaşık 3 saat sonra Ertur Otelindeydik. Rehberimiz bizi çok sıcak karşıladı ve birçok ayrıntıyı konuştuktan sonra öğle yemeği için bir saat sonra buluşmak üzere otelimize yerleştik.

            Öğle yemeğinde beraber tırmanacağımız diğer dağcı arkadaşlarla tanıştık ve program dahilindeki İshak Paşa Sarayını gezdik. İshak Paşa Sarayı ya da İshak Paşa Külliyesi Ağrı Dağı’nın yakınında Doğu Beyazıt’ın 5 kilometre uzağında bulunan bey kalesidir. 116 odalı sarayda türbe, cami, surlar, iç ve dış avlular, divan ve harem salonları, koğuşlar bulunur.

            Ertesi gün büyük bir heyecanla faaliyetin başlangıcı olan Çevirme Köyü’ne hareket etmek için otel önünde buluştuk. Bu faaliyet için önemli konulardan birisi de su ihtiyacı idi. Çünkü dağda içilebilecek kaynak su mevcut değildi. Kar suları ise her bünyede farklı olumsuzluklar oluşturduğu için tavsiye edilmiyordu.1,5 litre ve toplam 6 adet olmak üzere herkes sularını ve sırt çantalarını minibüse yükledi ve yaklaşık 1 saat sonra Çevirme Köyü’nde minibüslerin çıkabileceği noktaya ulaştık.

            Burada bizi organizasyonun bir parçası olan katırlar bekliyordu çünkü kamp yükü ile tırmanmak büyük sorun. 70,80 lt.lik büyük sırt çantalarını  katırlara yükledik. 30 lt.lik sırt çantalarımızı yanımıza aldık ve toplam 14 kişi 3200 ana kampına ulaşmak için yürümeye başladık. Gurupta 6 kişi Çek Cumhuriyetindendi. Diğerleri ülkemizin farklı şehirlerindendi.

            En önde rehberimiz Cuma Hocam ağır bir tempo ve şarkılar, türküler eşliğinde 3200 mt. Yüksekliğe ulaştık. Buradaki kamp alanı oldukça geniş ve çadırlarımızı kurmak için çok uygundu. Şansımızdan hava çok güzeldi. Normalde Ağrı Dağı’nda hava çok değişkendir, bir bakarsınız yağmur yağar, bir bakarsınız kar yağar. Bu, yaz mevsiminde de böyledir. Akşam yemeğinden önce çadırlarımızda biraz kestirdik, daha sonra rehberimizin organize ettiği yemeğimizi yedik ve tekrar çadırlarımıza çekildik.

            Ertesi günkü hedef 4200 kampı idi. Sabah kahvaltısından sonra çadırlarımızı topladık ve yine büyük sırt çantalarını katırlara yükledik ve yine ağır bir tempoda 4200 ana kampına tırmanmak için yürüyüşe başladık. Rakım yükseldikçe bitki örtüsü kalmıyor artık. Ağrı Dağı da bir volkanik dağ olduğu için oluşan patikalarda irili ufaklı taşlar üzerinde yürüyorsunuz.

            Ve 4200 kampındayız. Burası 3200 kampına göre çok dar bir alan ve kayalardan oluşan, çadırınız için yer bulmakta zorlanacağınız bir yer. Zor da olsa çadırlarımızı attık ve istirahate geçtik. Akşam yemeğinden sonra son hazırlıklarımızı yaptık ve erkenden uyumaya geçtik çünkü gece 01.00 de kalkıp atıştırmalık bir şeyler yedikten sonra zirveye tırmanacaktık.

            Ve beklenen an gelmişti. Her şey yolunda görünüyordu. Hava sakindi ama Temmuz ayına rağmen soğuktu, çok sıkı giyinmiştik. Yine rehberimizin öncülüğünde ve ağır bir tempo ile ay ışığı altında kafa lambalarımızla tırmanmaya başladık. Yaklaşık 4800 mt.lerde gurubun en genci (16 yaşında) Çek arkadaşımız kendisini iyi hissetmediği için babası ile birlikte geri döndü. Yükseklik artınca nefes almakta zorlanıyorsunuz, çünkü oksijen azalıyor. o nedenle aklimatizasyon yapmak bazı bünyeler için gereklidir. Yukarı tırmandıkça hava daha da soğumaya başladı. Çok profesyonel giyinmemize rağmen zaman zaman tir tir titredik.

            Gün ağarmaya başlamıştı. Yaklaşık 5000 mt.lerdeydik. Burası dağın en tehlikeli bölgesi, tamamen buzul ve ayakkabınıza krampon takmak zorundasınız. Zirve görünüyordu artık. Güneş doğmaya başladı ve hava sakindi. Şükürler olsun ki dağ bizi kabul etmişti.

            Ve mutlu son. Artık zirvedeydik. 3 günlük zorlu tırmanıştan sonra Türkiye’nin çatısındaydık. Bu çok büyük mutluluk, ama çok büyük…

            Bu spora gönül vermiş doğaseverlere tavsiyem sakın hayallerinizi ertelemeyin. Gerekli eğitimlerinizi ve tecrübelerinizi edindikten sonra hedeflerinizin peşinden koşun.”

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ
Bizi Takip Edin: