ÜRETMEDEN,SEVMEDEN BEKLEMEK VE İSTEMEK YANLIŞ
Yayınlanma Tarihi: Perşembe, 29 Kasım 2018
YELİZ ORHAN
ÜRETMEDEN,SEVMEDEN BEKLEMEK VE İSTEMEK YANLIŞ

 

İstemek için önce üretmek,sevmek lazım, adım atmak lazım ; adım atmanın da ötesine geçmek lazım gerekirse koşmak lazım.

 

Osmanlı Devleti ‘nin yıkılışından sonra Türkiye’nin kurtluluşu bunun gibi olgularla başladı. Atalarımız daha çağdaş, daha demokratik, daha bağımsız kısacası daha iyi bir ülke istediler , bu istek ile çalıştılar ve Türkiye’ yi kurdular.

 

Bundan 22 sene öncesinde yaşanan ülke sorunlarını ancak kitaplardan, dönemin gazetelerinden, dergilerinden, arşivlerde saklanan videolardan ve o dönemi  yaşayan büyüklerimden öğrenebilirim.

 

Bilhassa mağzacılık ve perakende sektöründe büyük bir kördüğüm var ve bu kördüğüm halkın suskunluğu ile taşlaşmaya devam edecek.

 

Mağazacılık ve perakende sektöründe işveren’in kendince haklı sebebleri var, işçinin kendince haklı sebebleri var. İşveren pozitif enerji ile, yüksek motivasyon ile satış yapmanın günlük standart cirosunun maksimum seviyesine çıkmak derdinde.. Bilhassa istihdamın kısıtlı olduğu bölgelerde bu durum içler acısı çünkü iş arayan çok istihdam az durum böyle olunca kapitalizm rejimin bir kez daha o çirkin suratı ile karşı karşıya kalıyoruz. 12 saat mesai, bayram tatili, hafta sonu tatili yok peki verimli çalışma böyle mi sağlanır? Bu kadar yorgun bir çalışma temposunda çalışanlardan yüksek motivasyon bekleyebilmek sizce de               mantıklı mı ve buna bağlı olarak satışların yüksek olmasını beklemek sizce ne kadar doğru bir karar ?

 

Hangi mantığa sığıyor bu kural ? Sen işçini bir günün yarısı olarak çalıştırınca sadece elindeki işi çabuklaştırmış oluyorsun fakat işçi sosyal hayattan uzak kaldığı için artık kendi mesleğine saygı duymuyor ve işini sırf yapmak için yapıyor (ekmek parası derdi yani )

 

Şu noktaya da parmak basmak lazım birde bunu gurur meselesi yapan, bünyesi zayıf olupta psikolojik ve sağlık yönünden kaldıramayanlarda var.

 

Hal böyle olunca kpss tek umut oluyor, kurtarıcı olarak görünüyor.  Eee kpss de çözüm değil kazanır mısın,  kazanmaz mısın hadi kazandın diyelim sevmediğin bir meslekte insan nasıl çalışabilir ki, nereye kadar çalışabilir yada sırf sabit saat sabit ücret diye sevmediğin bir mesleği yapmak önce emeklerine ve o işi hakkıyla yapabilecek olanlara haksızlık değil mi ?

 

Türk toplumun da maalesef şöyle bir algı oluşmuş vaziyette ‘’sevdiğin mesleği yapmak yerine para kazanabileceğin mesleği yap ‘’ Elbette ki para yaşamımızı sürdürebilmek için açısında önemli bir madde, peki ya mesleğinde başarılı olmak, o mesleğin gerektirdiği becerileri taşıyabilmek ve en önemlisi mesleğine aşık olmak. Meslek gercekten de evlilik hayatı gibidir, eğer sevmiyorsan asla mutlu olamaz ve başarılı olamazsın.

 

Başarılı olmayan insanda haliyle mutsuz olur, kendine olan öz güvenini yitirir en kötüsüde bu durum bir sistemsel hale geldiğinde kalitesiz hizmetler, verimsiz çalışmalar ve çalışanlar ürer bu durumda ve eğer  bu durum sürekli bu şekilde devam ederse Ülke kendi adını  zedelemeye başlar.

 

Peki sonuç ?

 

Mutsuz, sevdiği mesleği yapamayan insanlar, başarısız çalışanlar ve en önemlisi düşük kalitede yapılan hizmet ve mal üretimi. Bir ülkenin bel kemiği üretimdir peki üretimi berbat olan bir ülkenin getirisi ne olur. İhracat yoksa ithalatın espirisi ne olabilir ki.

 

Bana kalırsa bu köklü değişiklikler yapılmalı yazılı genel kültür sınavlarının yanında meslek beceri sınvları yapılmalı ve en önemlisi meslek deneme sınavları falan yapılmalı.

 

Kısacası bu şekilde her olan bitene kayıtsız kaldıkça ne işsizliğe bir çözüm bulunur, ne de işverenler ve çalışanlar kendilerini kandırmayı bırakabilir.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ