YAŞAMAK İÇİN…!
Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, 10 Aralık 2018
BEHLÜL DEĞERLİ
YAŞAMAK İÇİN…!


Sabahın alaca karanlığında ve buz gibi havada dışarıya çıktığım an, ellerim ve yüzüm buz kesti. Aceleyle merdivenlerden bahçe yoluna yöneldiğimde, her sabah görmeye alıştığım, ezmemek için dikkatlice yanlarından geçtiğim salyangozlar gezmiyorlar, donmamak için kabuklarına çekilmiş hareketsiz duruyorlardı…


Bahçemdeki kediler ayak seslerimi duyduklarında koşarak yanıma gelir…miyavlayarak yanıma yaklaşırlar. Sevgi gösterisinde bulunur, mırıldanarak ayaklarıma sürtünürlerdi. Onlarda ortada yoktu. Soğuktan korunmak için kuytu yerlere saklanmışlardı.


Başka zaman olsa hiçbir güç beni sıcak yatağımda bu soğuk havada dışarıya çıkaramazdı.


Kuakmer Kültür Merkezindeki Gezici Yazarlık Semineri bugün başlıyordu..Çok heyecanlıydım, bu seminer yazacağım ikinci kitabıma yol gösterici olacaktı… Seminerin heyecanıyla evden erken çıktığımı Kuakmer e yaklaşınca fark ettim.


Önünden yüzlerce kez geçtiğim, içine hiç girmediğim kahvenin gıcırdayan kapısını açıp içeri girdiğimde kapının karşısında,kahvenin orta yerinde bulunan kahverengi emayeli Simpaş sobayı görmek dahi içimi ısıtmaya yetmişti. Sobaya yaklaştım ellerimi uzatarak ısınmaya başladım.


Kahvede biri küçük beş masa ve etrafında ahşap sandalyelerde oturan onbeş kişi kadardı.. ’’ Selamun Aleyküm’’ dediğimde, koro halinde ‘’ Aleyküm Selam’’ dediler.


Küçük masada tek başına oturan adam, yoksulluğun ve çaresizliğin izlerini, üzerinde taşıyordu. Saçı sakalı bir birine karışmış, yüzü gibi giysileri solgundu. Gözleri, ölü balığın sabit bir noktaya baktığı gibi anlamsızca bir noktaya bakıyordu. Elindeki simidin bir parçasını, önündeki bardakta bulunan çaya bandırıp bir süre beklettikten sonra ,dişlerinin olmadığı ağzına götürüp, çiğneyemeden yutmaya çalışıyordu. Ülkemdeki yüzbinlerce insan gibiydi…Yaşamak için bir şeyler yiyordu…! Böyle mutlu olduğum bir günde, bu garip adamın hali yüreğimi parçalamaya yetmişti..


Ellerimi, yüzümü ısıttıktan sonra sırtımı sobaya verdim. Yakınımdaki masada bulunan günlük gazeteler gözüme çarptı. Yıllardır okumadığım HÜRRİYET, SABAH, MİLLİYET…Gazetelerini gördüğümde şok oldum..Dün gece büyük bir mucize olmuş, Türkiye Ekonomide kıskanılan ülke olmuş…!.Ülkemiz şaha kalkmış…! Turizm uçuşa geçmiş…! .Avrupa demokraside sınıfta kalmış…! demokratik haklarını kullanan göstericilere şiddet uygulamış…! Güçlü Türkiye Suriyeliler için 40 milyar dolar harcamış…! Şimdi Yemene yardım etme zamanı…!


Dün gece günün heyecanı uykumu kaçırmış olacak ki, çok geç ve derin uykuya dalmışım…! Ülkemdeki bu mucize gelişmeyi kaçırmışım….


’’ Ne içersiniz abi’’ kahvecinin sesiyle kendime geldim..


’’ bir çay lütfen’’ dedim.


Nem ve katran kokan bu mekan. Buraya gelenlerin sığınağıydı adeta. Yoksulluğun, işsizliğin yarattığı ev içi huzursuzluklardan, birkaç saatliğine kaçışın mekanıydı…


Akşam evlerine döndüklerinde, yaşamın gerçeğiyle yüzleşeceklerdi.

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ