KISSADAN HİSSE
Yayınlanma Tarihi: Salı, 21 Temmuz 2015
GÜL KABACAOĞLU
KISSADAN HİSSE

Ramazanı geride bıraktık ve gündelik hayatımıza geri döndük. Hayatımda ne mi değişti... Tabiki hiç bir şey. Çünkü hayatı üç aylar ve geri kalan aylar olarak yaşamamayı seçenlerdenim. Böylece ibadet gerekleri dışında ekstra bir kişilik çatışması yaşamadan hayatın akışına kendimi bırakıyorum. Ve herkese tavsiye ediyorum.

 

Hayatın her anı şükredin, empati yapın ve herkesin eşit şartlara sahip olabilmesi için, elinizden gelen her şeyi yapın...  İlla her şeyiniz olması gerekmez, bazen kapınızın önüne hayvanlar için koyacağınız bir kap sudur huzur, bazen derdi olanı dinlemek, bazen de faydalı bir şey öğretmek ve her zaman dürüst olmak.

 

Çoğu insan beceremez dürüst olmayı, arkasında duramayacağı sözler söyler ya da davranışlar sergiler. Ve yalanları yüzüne vurulduğunda suçlu pisikolojisiyle savunmaya geçer, karşı tarafı suçlar ve hatta kabahati ne kadar büyükse, o kadar büyük yeminler eder, beddualar eder.

 

Acırım öyle insanlara. Çünkü sahte hayatları vardır. Yaptıkları davranışlar, söyledikleri sözler karşı taraf tarafından hoş karşılanmayacağını bilir ama kişiliği gereği eylemi gerçekleştirmekten de geri duramazlar... ama iş yapılan eylemin arkasında durmaya gelince sahte kişilikleri devreye girer ve kanatsız melek rolüne bürünürler. Ama asıl acınası durum, yalan söylenen kişiler en yakınlarsa  meydana gelir. Çünkü itiraf edinceye kadar sahte bir hayatı, sahte bir mutluluğu yaşarsın. Çünkü karşındaki kişiye doğruyu söyleyecek cesaretin yoksa; demek ki senin gerçek yüzünü gördüğünde duygularının değişeceğinden, seni her halinle gerçekten sevmeyeceğinden korkarsın. Ve gerçekte de karşındaki seni değil rol yaptığın karakteri sever. Neden mi... Çünkü seni tanımıyor, sadece çok iyi tanıdığını sanıyordur.

 

O yüzden tavsiyem; arkasında duramayacağınız hiç bir eylemi gerçekleştirmeyin, hiç bir sözü söylemeyin. Ya da gün gelir size sorulduğunda aslanlar gibi “evet ben bunu yaptım, evet ben bunu söyledim deyin.” Çünkü aksi takdirde, kandırdığınız sadece kendiniz ve mahçup olmaktan korktuğunuz insanlar olur. Sözü söylediğiniz kişi ya da eyleminize şahit olan kişi, zaten  sizin ne yaptığınızı veya ne söylediğinizi biliyordur. Yalan söylemek ve inkar sizi sadece o kişinin gözünde iyice küçük düşürür ve yalan hayatınıza geri dönersiniz. Bilenler ise genelde Allaha havale ederler.

 

Bu tarz insanlar hepimiz tanımışızdır. Huzur; o insanları hayatımızdan uğurladıktan sonra derin bi nefes alıp, edilen şükürdedir. Hayatım boyunca idealist yaşadım, bazen çok doğrucu olmak, dobra olmak kazandırmıyor görünse de, başımı yastığa koyduğumda duyduğum huzur bana kazandığımı hep hissettirdi. Her zaman kendimim, beni tanıyan herkes, her halimi biliyor ve beni doğrularımla yanlışlarımla seviyor. İşte işin özü bu... Beni seviyorlar ya da sevmiyorlar... Ama ben buyum ve gerçeğim, tüm yalanlardan uzak, gerçek benliğimle, rol yapmaya gerek olmadan...

 

Kendinizi bulun, her zaman dört dörtlük olamazsınız, ama hatalarınızı kabul etmek de bir erdemdir. Üç ayları geride bıraktık ve umarım öz benliklerimiz bu esnada doğru yolda ilerlemiş ve ilerlemeye devam edecektir...

Sevgilerimle....

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ