ÜZGÜNÜM İNSANLIK
Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, 23 Eylül 2015
GÜL KABACAOĞLU
ÜZGÜNÜM İNSANLIK

Akıttı hüznünü sonbahar…

Sağnak gibi yağdı gözyaşları ve öfkesi şimşek şimşek çaktı gökyüzünde.

Kimeydi bu öfke, bu kırgınlık ve niye…

Alınmadı mı kimse üstüne, utanmadı mı insanlığından hiç kimse…

Bir bebek vurdu kıyıya cansız bedeniyle…

Saf, Masum ve bir o kadar çaresiz…

Deniz bile kıyamazken yutmaya,

Kimse el uzatmadı mı?

Kim bilir ne kadar korkmuştu ülkesindeki savaştan,

Kim bilir ne kadar savaşmıştı dalgalarla kocaman yüreğiyle…

Ama zalimdi hayat, acımasızdı…

İnsanlığın suçu yoktu, çünkü günah keçisi hep kaderdi…

Pehhhh…

İnsanların vicdanını susturma bahanelerinin en büyüğüdür kader…

En büyük yalan, en büyük aptallık, en büyük suç ortağı…

Asıl gerçek ise duyarsızlığımızın, acı çığlıklara kulak tıkayışımızın üstünü örtme çabasıyla olayı kadere bağlamamızdır.

“Kadere inanır mısın” diye sorsalar; “evet” derim…

Ama duyarsızlığımızı kadere bağlayacak kadar pişkin değilim.

Dünyanın bu hale gelmesinde benim payıma ne düşüyor diye sormuyorsam, kendimi yargılamıyorsam, insanlık için kendi payıma düşeni yapmıyorsam eğer, niçin varım.

Evet, kadere inanıyorum; ama günahlarımızın bedelini kadere yüklemenin vicdanlarımızı susturma çabasından başka bir şey olmadığının da farkındayım.

Benim canım acıyor, nefesim çekiliyor, o minicik beden her aklıma geldiğinde…

Ama nankör beynim, her an aklımda tutmuyor ki…

Hatırlıyorsun gözlerin doluyor, ama sonra hayatın akışında unutuyorsun…

Üzgünüm bebek, üzgünüm seni her saniye kalbimde tutabilsem de aklımda tutamadığım için…

Üzgünüm tek başıma dünyayı yaşanır bir hale sokamadığım için…

Üzgünüm seni kurtaramadığım için…

Ve bil ki utanıyorum, üzülmekten başka bir şey yapamadığım için…

Senin için ve senin gibi milyonlarca yürek için…

Affet beni ne olursun, affet…

 

Yorumlar
KUŞADASI HABERLERİ